TKP İzmir Kent Komitesi: İZBAN’da da, işçi düşmanlığında da ortaklar!

Türkiye Komünist Partisi (TKP) İzmir Kent Komitesi, CHP'li Aziz Kocaoğlu'nun grevdeki İZBAN işçilerini itibarsızlaştırmaya yönelik sözleri üzerine bir açıklama yaptı. İşçilerin 'greve devam' kararına destek veren TKP İzmir Kent Komitesi, AKP ile CHP'nin İZBAN'da da, işçi düşmanlığında da ortak olduğunu savundu.
soL-İzmir
Çarşamba, 26 Aralık 2018 21:05

İzmir'de grevin 18'inci gününü geride bırakan İZBAN işçileri, işverenin yüzde 26'ya yükselttiği teklifi reddederek "greve devam" kararı verdi. 

İzmir'in CHP'li Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun, İZBAN işçilerini itibarsızlaştırmaya yönelik sözlerini eleştiren TKP İzmir Kent Komitesi, AKP ile CHP'nin İZBAN'da da, işçi düşmanlığında da ortak olduklarını savundu. 

TKP İzmir Kent Komitesi'nin açıklamasının tamamı şöyle: 

İZBAN’DA DA, İŞÇİ DÜŞMANLIĞINDA DA ORTAKLAR! 

İZBAN’daki grevin başından beri halka yalan söyleyen İZBAN yönetimi, bugün yaptığı açıklamayla teklifini yüzde 26’ya yükselttiğini bir “lütufmuş” gibi duyurdu. Oysa yüzde 26 zam oranını, en düşük ücretli İZBAN emekçisine verdiğini söylemiyordu. İZBAN yönetimi, dün belirlenen asgari ücretin altında bir ücretle işçi çalıştıramayacağını gayet iyi biliyor ve yüzde 26 zammı vermek zorunda olduğu için verdiğini gizliyor.

Grev kırıcılığı yapmak için halkın yaşamını tehlikeye atan, az sayıda emekli makinistle trenleri çalıştırarak büyük risklere zemin hazırlayan, dolmuş hatları tutan, “ben aday olsam yüzde 22 bile vermezdim” diye işçi düşmanlığını pervasızca dile getiren Aziz Kocaoğlu, bugün de emekçilerle ve İzmir halkıyla alay etmekten vazgeçmedi.

İzmir’i patronlara ve Folkart’a teslim ederken, İZFAŞ binasına yüz binlerce liralık tadilat yaptıktan sonra binayı özel üniversite patronlarına armağan ederken eli titremeyen Aziz Kocaoğlu, emekçilere “açlık sınırında” olan bir ücreti uygun buluyor. Çünkü Kocaoğlu, sermayeye sağlayacağı kaynaklardan kısıp emekçilere vermek istemiyor. Bunu da “İzmirlinin hakkını korumak” diye pazarlıyor. İzmirlileri, patronların safında verdiği mücadelede yanında olmaya, “özveride bulunmaya” çağırıyor. Oturduğu makam arabasından seslenen Kocaoğlu, her gün işine gidip gelirken perişan olan İzmir halkıyla dalga geçerek “Ben nasıl direnip uğraşıyorsam, İzmirli hemşerilerim de biraz erken kalkacak, işinden biraz geç çıkacak” diyor. 

Yok öyle yağma Aziz Kocaoğlu!

Kenti patronların yağmasına açanlar, toplu ulaşımı “patron” zihniyetiyle yönetenler, İzmir’i kilitlemiş durumda. Eve, işe, okula, hastaneye ulaşım tercih değil, zorunluluktur. Temel bir hak olan toplu ulaşım ücretsiz ve konforlu olmalıdır.  Hem ülkenin en pahalı kent içi ulaşım ücretini ödeyen hem de vagonlarda, otobüslerde üst üste yolculuk etmek zorunda bırakılan İzmir halkının bu çileyi çekmesinin sorumlusu, İzmir’e gözünü diken sermaye sınıfı ve İzmir’i onlara pazarlayan Kocaoğlu gibilerdir. Patronlara vermek için, İzmir halkının ve İZBAN emekçilerinin cebinden alıyorlar. İzmir halkı, İZBAN emekçilerinin yanında olmalı İzmir’in talanına “dur” demelidir.

TKP İzmir Kent Komitesi