Sermaye niye bu kadar borçlandı?

Dolar yıl başından bugüne yüzde 30’a yakın arttı. Sermaye düzeninin ‘borç ekonomisi’ büyük bir fiyaskoya dönüşürken, ‘hepimizin borcu’ hamasetinden uzak durmak, emekçilerin sermayenin borçlarını ödemesine karşı çıkmak gerekiyor.
Haber Merkezi
Çarşamba, 23 Mayıs 2018 11:50

Türkiye’nin toplam iç ve dış borcu GSYH’ni aşmış durumda. Peki kim borçlu? Toplam iç ve dış borcun sadece yüzde 15’i halka ait. Kalan borcun büyük bölümü sermayenin borçları.

Peki sermaye bu kadar borçlanarak ne yaptı? Üretken, ülkenin gelecek 10-15 yılını, ülke nüfusunun ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik yatırımlar mı? Tabii ki hayır. Borçlar arttıkça Türkiye’nin ithalat bağımlılığı arttı. Daha fazla otomobil, daha fazla akaryakıt, daha fazla makine-teçhizat, daha fazla elektronik eşya, daha fazla sanayi girdisi ithal eder hale geldi Türkiye.

Sermaye borçlarını gayrimenkule, toplumsal faydası tartışmalı altyapı projelerine, ihtiyacın çok üstünde enerji kapasitesi yaratılmasına gömdü. Uluslararası sermayeyle birlikte az zamanda çok kar elde edip, servetlerine servet katmaya harcandı borçlar. Şimdi de o servetlerin tek kuruşunu bile borçlarını ödemeye ayırmak istemiyorlar.

AKP iktidarının sermaye için dikensiz gül bahçesi yaratmak için uğraştığı 16 yılın enkazı emekçilerin üzerine ağır yoksullaşma olarak çöküyor. Herkes “Türkiye’nin varlıkları”na işaret ediyor. Merkez Bankası’nın kısa vadeli borç servisine yetip yetmeyeceği bile tartışmalı rezervleri değil kastettikleri. İşsizlik Sigortası Fonu, kamu kurumlarının hesapları ve diğer varlıkları, hala yağmalanmamış her tür kamu varlığı… Bunlar “hazır varlıklar”. Tabii bir de emekçilerin daha düşük ücretlerle daha uzun saatler çalıştırılması, yani sermayenin borçlarını ödemek için daha fazla çalışması var.

Buraya nasıl geldi Türkiye? Bu sorunun yanıtını tek bir yazıda vermek zor. Ama sermaye düzeninin alacak-verecek  defterine kabaca bakmaya çalışalım.

BORÇ KİMİN BORCU?

AKP iktidara geldiğinde, 2002 yılının sonunda Türkiye’nin toplam dış borcu 97 milyar dolardı, 2017 sonunda 453 milyar dolara ulaştı.

2002 yılında dış borcun 67 milyar doları kamuya, 30 milyar doları özel sektöre aitti. 2017 yılında 98 milyar doları kamuya, 355 milyar doları özel sektöre ait.

355 milyar dolarlık özel sektör borcunun 181 milyar doları bankaların borçlanmaları, 204 milyar doları “reel sektör” olarak adlandırılan bankacılık dışı şirketlerin.

Bankalar aldıkları borcu yurtiçinde kredi olarak kullandırıyor.

23 Mayıs saat 11:27 itibariyle dolar kuru 4,92 seviyesinde, yıl başından bu yana TL yüzde 30 değer kaybetti. Yıl başından bu yana özel sektörün dış borç yükümlülüğü 1,34 trilyon TL’den 1,75 trilyon TL’ye çıktı ve 410 milyar lira arttı.

Dış borcun vadesine bakıldığında 24 milyar dolarlık bölümü kısa vadeli borçlardan oluşuyor ve 23,6 milyar doların büyük bölümü Nisan ve Mayıs ayları olmak üzere Şubat-Aralık 2018 döneminde ödenmesi gerekiyor. 23,6 milyar doların 18,6 milyar doları özel sektöre, bu tutarın 11,3 milyar doları bankalara ait.

Bu borcun çevrilmesi daha yüksek faiz ödeyerek mümkün görünüyor. Ancak bankalar da dahil borçluların gelirlerinin yarıdan fazlasının TL ve kurdaki her artış borçların maliyetini artırıyor. TL’nin önlenemez değer kaybında siyasi gelişmelerle birlikte bu “borç batağı”nın özel katkısı bulunuyor.

VARLIKLAR NELER?

Kamu varlıkları üç ana kalemden oluşuyor. Merkez Bankası rezervleri, kamu kurumlarının varlıkları ve İşsizlik Sigortası Fonu.

Merkez Bankasının brüt döviz rezervi Mart sonunda 83,4 milyar dolardı, altın rezervi de 25,3 milyar dolar. Merkez Bankası net rezervi, yani rezervlerin kullanılabilir bölümü 34 milyar dolar civarında.

2017 sonunda kamu varlıkları olarak geçen kamu kurumlarının mevduatları ve finansal varlıklarından oluşan kalem 35 milyar dolar seviyesindeydi.

İşsizlik Sigortası Fonu’nda ise 32 milyar dolar bulunuyor.

ÖDEMELER BORÇ SERVİSİNDEN Mİ İBARET?

Borçlar dışında bir de büyük oranda dış ticaret açığından kaynaklanan bir cari açık deliği var. 2017 yılında 47,1 milyar dolar olan cari açığın, petrol fiyatlarındaki artış başta olmak üzere fiyat artışlarının da etkisiyle 2018 yılında 55-60 milyar dolara çıkması bekleniyor. Cari açığın finansmanı için dış kaynağa yani dış borçlanmanın artmasına ihtiyaç var.

Borç servisi de dahil edildiğinde 80 milyar doları aşan bir döviz kaynak ihtiyacı var.

DÖVİZ MEVDUATLARA EL KOYARLAR MI?

Türkiye’de döviz mevduatların çok önemli bir bölümü büyük sermaye grupları ve kamu kurumlarına ait. Kamu kurumlarının döviz hesaplarını bu günlerde “kura müdahale” amacıyla kullanabilirler. Nitekim Borsa İstanbul tüm döviz hesaplarını TL’ye çevirdiğini açıkladı bile. Özel sektör hesaplarına dokunmalarıysa düzenin mantığı gereği mümkün görünmüyor.