İstanbul'da işçilere köle muamelesi: AKP patronu destekliyor, CHP susuyor!

İstanbul Silivri'deki Kale Conveyor (Kayışları) Fabrikası’nda Türk-İş’e bağlı Petrol-İş Sendikası’na üye 150'ye yakın işçiyi direnişlerinin 18. gününde Patronların Ensesindeyiz ağının işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanlarıyla birlikte ziyaret ettik. Direnişin başlıca nedenleri işçilerin çalışma şartlarının kötü olması, mobbing, yaşanan iş kazaları ve iş cinayetleri... Fabrikada iş kazası geçirmeyen işçiye rastlamak neredeyse imkansız. Parmağını banta kaptıran, yağ dolu kaygan zeminde düşüp kolunu ya da bacağını kıran, ağır taşımaktan eklem ağrıları çeken ve kimyasal maddeler nedeniyle solunum zorluğu çekmeyen işçi yok.
soL - Neslihan Koçaslan
Pazartesi, 25 Mart 2019 12:48

1975 yılında üretime başlayan Kale Kayışları transmisyon kayışı, patoz kayışı ve lastik levha üretimi ile yola çıkmış, daha sonra konveyör bant üretimine de listeye eklemiş durumda. İddiaya göre bu ürünler tüm dünyada kabul görmüş olan ISO ve DIN normlarına göre ve ayrıca Türkiye'de geçerli olan TSE normlarına uygun olarak üretiliyor. Ancak bu iddiayı dile getiren firmanın fabrikasında neredeyse iş kazası geçirmeyen bir işçi bile yok.

Parmağını bantta kaptıran, yağ dolu kaygan zeminde düşüp kolunu ya da bacağını kıran, ağır taşımaktan eklem ağrıları çeken ve  kimyasal maddelerden solunum zorluğu çekmeyen işçi yok. İşçilerin çoğunda platin ve dikişler var... 

İŞÇİLER DİRENİŞE GEÇTİ, ÜRETİM DURDU

İstanbul'un Silivri ilçesindeki 40.000 metrekare kapalı üretim ve depolama alanına sahip fabrikanın günlük 5000 metre bant üretim kapasitesi var ve üretimin yaklaşık olarak yüzde 70'i dünyanın dört bir yanındaki 40'tan fazla ülkeye ihraç ediliyor. Toplamda 300 işçinin çalıştığı fabrikada 60'a yakın Suriyeli ve Kırgız işçi çalışıyor. 40'a yakın beyaz yaka çalışanı bulunan fabrikada işçilerin aktardığına göre 150'ye yakın işçi sendikalı olup direnişe geçince şirkette üretim yapılamaz hale geldi, sürekli iade alan şirket, iadeleri düzeltmek için çalışır duruma geldi. İşçiler insanca çalışma koşulları ve hakları için direnişini sürdürürken, fabrika yönetimi işçilerin mücadelesini kırmak için yeni işçi alım sürecini başlatmış durumda.

Patronların Ensesindeyiz ağının İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Uzmanları işçilerle sohbet edip verileri kayıt altına almaya başlamadan önce, İş Güvenliği Uzmanı Ömür Yaşayan, böyle direnişlerin kendilerini umutlandırdığını vurgulayarak yaklaşımlarını anlattı. "Sermayenin yönetiminde olan bir ülkede yaşadığımız için sürekli dikkatsizlik, eğitimsizlik ve ihmalkarlık ile işçilerin suçlandığını söyleyen" Yaşayan, "İşçi sağlığı ve iş güvenliği prosedürlerinin bizim tarafımızdan, işçiler tarafından çıkarılması, onaylanması, denetlenmesi gerekiyor. Toplumcu yaklaşımda bu vardır zaten. Risk değerlendirmesini bizim yapmamız gerekiyor. Eğer patronlar yaparlarsa ne diyorlar; işçiler yüzünden, bizim yüzümüzden. Bunlar yalan. Gerçek bu değil. Gerçekte var olan şey öldürülen, kazaya uğrayan işçiler, çalışma şartlarının kötülüğüdür. İçinde bulunduğumuz düzen böyle bir düzen"

"Toplumcu olan ülke de var, Küba var" diyen Yaşayan, "Orada yaşanan durumla burada yaşananlar arasında dağlar kadar fark var. Kocaman bir Sovyet deneyimi var. Hafta sonu dahil 12 saat çalıştığınızı söylüyorsunuz. Biz bir rapor yazacağız. Neden bu kazalar oluyor, neler yapmamız gerekiyor. Sizlerle birlikte yapacağız ama. Bizim söz, yetki ve kararın bizim elimizde olduğu, kendi çalışmamızı düzenleyeceğimiz bir sisteme geçmemiz lazım" ifadelerini kullandı.

İşçi sağlığı konusu ile ilgili bilgi veren ve kamu çalışanı olduğu için adını veremediğimiz doktor, ''İş şağlığı ile ilgili size nasıl bir eğitim verildi? Neler ile karşılasıyorsunuz? Sizin yaşadığınız hastalıklar neler? Çalıştığınız kimyasalları öğrenirsek bu süreçte katkı koyabileceğiniz şeyler ortaya çıkacaktır'' dedi. 

Petrol-İş Trakya Şube Başkanı Ercan Yavuz, kapıya, direnişe çıkmalarının ana sebebinin işçi sağlığı ve iş güvenliği olduğunu, Türkiye’deki iş kazalarının yüzde 90’ının sendikasız iş yerlerinde yaşandığını söyledi.

Yavuz, ''Sendika yetkimizi almışız, burada olmamızın en büyük sebebi bu. Siz konuşunca da göreceksiniz. Bir sürü arkadaşımız iş kazası geçiriyor ancak bunun raporu tutulmuyor. Türkiye’de sendikalı iş yerlerinde bile bazen bildirmiyorlar. Dünyada en çok iş kazası yaşanan ve meslek hastalığı olan ülke Türkiye ancak sıralamaya baktığımız zaman en sondayız. Niye? Bildirim yapılmadığı için tespit etmekte zorlanıyoruz. Türkiye’de meslek hastaneleri yok. Silivri’de bu kadar işçinin yoğun çalıştığı bir yerde meslek hastalıkları hastanesi olması lazım'' diyerek yapılacak çalışmaya destek verdi. 

Daha sonra görüşlerini aldığımız işçilerden neredeyse hepsinin başına en az bir iş kazası gelmiş durumda. Makinaların koruyucularının olmamasından ve döner aksanların kapatılmamasından ötürü el ve ayaklarda kırık, kopma ve ezilme sürekli yaşanan olaylardan biri. Makine yağlarından dolayı kaygan zemin oluşması sonucu kayma ve düşme, vinç halatının kopması sonucu ekipman kazası, preslerin temizlenmesi için ısının yüksek olması nedeniyle vücut yanıkları/yanma ve forkliftli çalışmalar sonucunda ezilmeli, yaralanmalı kaza en sık görülen ve kayıt altına alınmayan kazalardan. İşçiler özel hastaneye götürülerek, işten çıkarılma tehdidi ile bir şekilde şikayet etmeden çalışmaya devam etmek zorunda bırakılmış. 

İŞÇİLER YAŞADIKLARI KAZALARI ANLATTI

Hukuki süreç sürdüğü için adını vermek istemeyen işçi, “Bir gün rahatsızlandığım için hastaneye gittim. Rapor aldığım gün için benden savunma istediler” dedi.

Friksiyon makinasına, makinalarda hiçbir koruyucu önlemi olmadığı için makinaya hamur verirken düşen hamur parmaklarının üzerine gelmesi sonucunda  2 yerinden parmağı kırılan işçi Samet, ''Israrlarımla kendimi hastaneye getirttim Yöneticilerime söylediğim halde umursamadılar. Israrlarımla kendimi hastaneye getirttim.  45 gün rapor verildi ve içeriden arayan hiç kimse olmadı. İşe döndüğüm zamanda beni hamurhanenin en ağır yerlerinde çalışmaya zorladılar'' aktardı. 


Yine hukuki süreç yüzünden adını veremeyen işçi “Mal taşıma aracı forklifle beni taşıdılar. Hiçbir eğitim görmeden 2 kişinin bakması gereken 3 makinada çalışmaya zorlandım. Yetiştiremem dediğimde kapıyı gösterdiler. Vücudumu zorlamamdan dolayı makinaya koşarken sağ ayağımdan kilitlendim. Yürüyemez haldeydim bunu söylememe rağmen ilaç verdiler bir şey olmaz dediler. 2 saat bekletilmem akabinde arkadaşlarımın ısrarıyla hastaneye götürülmek için ikna ettiler. Sonra forklift (insan taşınması yasak olan kaldırma makinası) ile kapıya getirildim. Kendi araçları ile hastaneye gittik ve 2 gün sonra ameliyat oldum ve 5 ay raporlu kaldım. İşe başladığımda verilen paralar kesilmeye başladı. Ameliyat olalı 1 yıl oldu iyileşemedim” diyerek yaşadıklarını anlattı.

Arkadaşının iş cinayetinde hayatını kaybettiğini aktaran işçi, "2013 yılında pres bölümünde Mecit Çelik iş cinayeti yaşandı. Her şey gözümün önünde oldu. Forklift ile presin silindiri arkadaşımızın üzerine düştü ve hayatını kaybetti. O zaman psikolojim bozuldu ve uzun zaman kendime gelemedim. Vefat eden arkadaşın yalancı şahitler ile orada çalışmadığını söylediler” diyerek yaşananları anlattı.

Serdar, “7. 5 yıl öncesinde bir rahatsızlığım yoktu. 105 gündür raporlu olduğum sistemde görünüyor.  Çalışma sürecimde koah hastalığına yakalandım.” diyerek bu işe başlamadan önce böyle bir hastalığı olmadığını belirtti.

İŞÇİLERE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ EĞİTİMİ VERİLMEMİŞ 
 
Temel İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitiminin işçilerin bazılarına sadece 15 dakika verildiği, bazı işçilere ise molalarda eğitim verilmeden evrak imzalatıldığı öğrenildi.

İşçiler kullandıkları makinalar hakkında eğitim almadan birden fazla makinadan sorumlu olduklarını ve iş yetiştirme çabası sonucunda iş kazalarının yaşandığını aktarıyor. 

İşçiler yetkin operatör belgesi olmadan yönetici baskısı ile iş makinalarını kullanıma zorlandıklarını, bu duruma itiraz etmeleri durumunda ise sürekli işten çıkarılma tehdidi ve mobbingle karşılaştıklarını vurguluyor.

İşçiler çalışma ortamında toz ve partikül yoğunluğunun kendilerini rahatsız ettiğini, havalandırmanın yetersiz olduğunu, yetkililer ölçüme geldiklerinde ise bazı makinaların kapatılarak kendilerinin dışarıya çıkarıldığını dile getiriyor.

İşçiler dinlenme alanlarının kirli ve çöplerin ortada olduğunu, yeterli temizliğin yapılmadığını aktarıyor.

İŞ GÜVENLİĞİ UZMANI: SENDİKALI OLURSANIZ SİZLERE ETEK GİYDİRİRİM

Kale Kayış'ın sürekli işçilere karşı patronu savunan ve iş yerinde yüzde 1 hissesi olduğu iddia edilen mevcut iş güvenliği uzmanı, işçilerin aktardığına göre sendikalaşma sürecinde kendilerini tehdit ederek, ''Sendikalı olursanız sizlete etek giydiririm'' dedi. 

CHP BELEDİYE BAŞKAN ADAYI: 400 İŞ ADAMINI KARŞIMA ALAMAM

CHP İstanbul Silivri Belediye Başkan ve Başkan adayı Özcan Işıklar, işçilerin kendisinden yardım istemesi üzerine ''Silivri'de bulunan 400 iş adamını karşıma alamam. O sebeple sizlere yardım edeceğim bir şey yok'' dedi. 

Yapılan görüşme kayıtlarından sonra, mücadelenin büyümesi ve daha fazla duyurulması için Patronların Ensesindeyiz Ağı'nın hazırlayacağı raporun ulaştırılması sözü ile ziyaret sonlandı.