Çocuk işçilerin gündemi 1 Mayıs

Geçim sıkıntısı, aile baskısı ya da başka bir neden... Çocuk işçilerle çalışma şartlarını, çocuk işçi sömürüsünü konuştuk.
Penguen Dergisi, 27 Nisan 2017 kapağı
soL - Serhat Yılmaz
Cuma, 26 Nisan 2019 11:28

TÜİK’in 2018 yılının sonunda yayınladığı rapora göre Türkiye’de çocuk işçilik bir önceki yıla göre yüzde 0.98 artarak yüzde 21,1’e ulaştı. Yani beş çocuktan biri çalışıyor, hatta bu oranı da geçiyor. Kaçak çalıştırılan, sigortası yapılmayan çocuklar bu istatistiğe elbette dahil değil.

Pelda, bir Anadolu Lisesi’nde 11’inci sınıf öğrencisi. Hafta sonu evine yakın bir Burger King şubesinde kasiyerlik yapıyor. Sınava hazırlanmaya başlayacak. Ailesine yük olmak istemediği için çocuk yaşta işe başlayanlardan. 

Hüseyin, meslek lisesi öğrencisi o da 11’inci sınıfta. Onun işi biraz farklı. Seyyar satıcılık yapıyor. Ailesinin yaptığı iş de bu. Hafta sonları sabahtan ailecek hazırlıklarına yapıyorlar, ardından alıyor tezgâhını, sahil kenarlarına, kent merkezlerine iniyor. Hafta sonu dinlenme tatil günü olmuyor onun için. Tezgâhtakiler ne zaman biterse evine o zaman dönüyor. 8 yaşından beri satacakları yiyecekleri hazırlıyor. Ne sattıklarının yazılmasını istemiyor, ailesi onunla konuştuğumuzu anlar diye. 12 yaşından bu yana sokakta satış yapıyor. Aile baskısı ile bu işi yaptığını, hasta olduğunda bile işe çıkmak zorunda kaldığını söylüyor. 

Ahmet, sanayide çalışıyor, okulu bırakmış... Birçok çocuk işçi gibi açıktan liseyi bitirmeye çalışıyor. Üniversite hayali var; açık liseyi bitirmek bile bu koşullarda büyük başarı. Sigortasız çalışıyor ve bunu da yaşının küçük olmasına bağlıyor. Günde 10 saat çalışıyor Ahmet. Açık lisede okuduğu için ders konularını kendisi öğrenmek zorunda...

'HAYATIMI BURADAN YAZACAĞIM'

“Okurken çalışmak zor olmuyor mu?” sorusuna Pelda: “Okulu aslında çok fazla engelliyor’’ yanıtını veriyor. Haftasonu bittikten sonra okula gittiğinde uyumaktan başka bir şey yapamadığını anlatıyor, okulun kurslarına sosyal faaliyetlerine katılım sağlayamadığından dert yanıyor. Hem bedenen hem de zihnen çok yorulduğunu anlatan Pelda, kitap okurken bile birdenbire uyuyakalıyorum diyor. 

Hüseyin’ın cevabı biraz farklı. Hüseyin aynı zamanda boks yapıyor, ayın başında Türkiye Şampiyonası’na katılmış. “Okuldan çok bir beklentim yok. Ama liseden yok, üniversitede spor ile ilgili bir bölüm okuyacağım” diyor. 

Üçünü bir arada yapmanın zorluklarını anlatırken en çok da uykusuzluktan şikayet ediyor Hüseyin. Bokstan vazgeçmeyi ise aklından bile geçirmiyor, “hayatımı buradan yazacağım” diyor. 

Bu yoğunluk içinde kendine ne kadar vakit ayırabiliyorsun diye soruyorum Ahmet’e, yanıt veriyor: “Günde 10 saat çalışıyorum ve günümün tamamı bitiyor çünkü hem işten dönmenin yorgunluğu oluyor hem de eve gelip yemek yesem direkt yatmam gerekiyor ki ertesi güne uykusuz kalmayayım. Kendime ayırabildiğim bir vakit yok, kitap okuyacak günde belirli bir saatim yok ya da gezecek, etkinliklere katılacak...”

Hüseyin seneye son sınıf ve staj yapmak zorunda kalacak. Nasıl yetişeceksin dediğimde yanıtı basit oluyor: “Stajın ağır gelmeyeceğini düşünüyorum çünkü çocukluğumdan beri zaten çok çalışıyorum, alıştım artık...”

'ÇOCUK İŞÇİLİK: AZ PARA ÇOK İŞ'

Çocuk işçiliğin patronlara neden bu kadar tatlı geldiğini soruyorum Pelda’ya: “Fazla enerjimiz var, her işi yaptırıyorlar çünkü. Az para çok iş.” 

Hüseyin çocuk olduğu için zabıtaların kötü muamelesine maruz kaldığını anlatıyor, insanca muamele görmemesinin canını acıttığını... Para kazanmadığında tüm gün aç kalması da cabası...

Konu konuyu açıyor, malum çocuk bayramını geride bıraktık. Sırada bir bayram daha var diyorlar; 1 Mayıs. Peki “1 Mayıs ne ifade ediyor sizin için” diye soruyorum. “Benim için anlamı büyük’’ diyor Hüseyin ve devam ekliyor, “1 Mayıs sadece benim değil tüm çocuk işçilerin bayramıdır!”

Patronu Ahmet’i 1 Mayıs’ta çalıştırmak istiyormuş, kendisi de 1 Mayıs’a katılmak, “1 Mayıs haksızlıklarla mücadele günü benim için. Bir bahane bulacağım ve mutlaka katılacağım’’ diyor.  

Pelda da 1 Mayıs’ta çalışması için baskı yapılan işçilerden, “1 Mayıs belki de en çok benim için önemli. Hem emekçi olmak hem öğrenci olmak emin olun çok daha zor’’ diyor. Patronu 1 Mayıs’ta çalışma karşılığında çift maaş önermiş, reddetmiş.

Üç çocuk işçi bir taraftan kendi geleceklerini kurmaya çalışırken bir yandan da ülkelerinin geleceğiyle ilgililer, basit bir sadelikle “ülkenin geleceği bizim geleceğimiz işte” diyorlar. 1 Mayıs’ta görüşmek üzere öyleyse diyerek ayrılıyoruz birbirimizden.