Bir palazlanma hikayesi: Zorlu Holding, nereden nereye...

AKP döneminde palazlanan en büyük sermaye gruplarından birisi Zorlu Holding. Patron Ahmet Nazif Zorlu ise bu holdingin işçileri için adeta Yeşilçam'ın tipik acımasız patronlarını aratacak bir figür. Özelleştirmelerin önünün alabildiğine açıldığı, ülkenin piyasanın insafına terk edildiği Özallı yıllardan günümüze Zorlu'nun hikayesi, aslında Türkiye'nin de kaybedişinin hikayesi...
Ahmet Çınar
Cuma, 19 Ekim 2018 09:33

Takvimler 2009’u gösterdiğinde, yani AKP’nin 2007 seçimlerinden zaferle çıkıp iktidarını perçinlediği yıllarda TBMM “üstün hizmet ödülünü” yine bir patrona, Ahmet Nazif Zorlu’ya vermişti. Çoğu kişi Ahmet Nazif Zorlu’yu ekranlardan, gazetelerden tanıyordu o yıllarda.

Özallı, Demirelli, Çillerli, Mesut Yılmazlı yıllarda servetine servet katan Zorlu’nun asıl büyümesi, bir tekel haline gelmesiyse 16 yıllık AKP iktidarında gerçekleşti.

Zorlu’nun AKP ve Tayyip Erdoğan’la uzun ve köklü bir işbirliğine gireceğinin ilk işareti, bu partinin iktidara gelmesinin ilk aylarına rastlar. 3 Kasım 2002 seçiminde AKP’nin iktidara gelmesinden üç ay sonra, 2003’ün Ocak ayında Frankfurt’taki ev tekstili fuarında kürsüye çıkan Zorlu, şunları söyleyecektir: “Tayyip Bey, İstanbul Sanayi Odası'na geldi, ‘Sanayici başımızın tacıdır' dedi. Böyle demekle de sanayiciler olarak beklediğimizi söyledi. Bizi biraz daha pohpohlarsa, desteklerse, bu sanayiciyi harekete geçirmeye yetecek. Bakın önceki hükümet döneminde Ford'a bedava yer verildi diye mahkemeler kuruldu. Şimdi hükümet, sanayi için bedava arsa vereceğini vaat etti. Bu devlet açısından güzel bir gelişme.”

Zorlu işte bu sözlerle yeni bir dönemin başlayacağının ilk işaretlerini veriyordu. 

Her ne kadar AKP ve Erdoğan'la böyle yakın bir ilişki içine girmişse de, Zorlu bir dönemin AKP-Cemaat koalisyonunun bileşeni olan Cemaat'i de ihmal etmedi. Öyle ki, Zorlu'nun dünürü Turgut Aydın ve damadı Ahmet Yaşar Aydın "FETÖ" operasyonları sırasında gözaltına alınacak denli cemaatle içli dışlı bir aileydi. "Aydınlı Örme" ve A101 market tekelinin patronu olan Aydın ailesinin oğlu ile Zorlu'nun kızı yaşamlarını birleştirmişti. 

KÂRLI BİR 'AŞK' HİKAYESİ: ZORLU İLE AKP

AKP’nin ilk döneminde üç büyük satın almayla adını duyurdu Zorlu.

Bunlarda ilki Zeytin Adası oldu. TMSF’nin Uzanlar’a dönük operasyonları sırasında el koyduğu Göcek’teki Zeytin Adası’nı, Ahmet Nazif Zorlu 2005 yılında 15 milyon 250 bin liraya satın aldı.

İkinci satın alma işlemi Deva Holding’in Levent’teki binası ve arsasıydı. Zorlu 80.5 milyon dolara Deva arsasının sahibi oldu.  

Bu dönemdeki üçüncü ve en kritik satın alma işlemi ünlü Karayolları arazisiydi. 2007’de Karayolları Genel Müdürlüğü’ne ait Zincirlikuyu’daki kamu arazisini 800 milyon dolar rekor fiyat ile satın alması ve üzerine Zorlu Center’ı kondurması, bu grubun AKP dönemindeki önemli büyüme hamlelerinden oldu.

AKP VERDİKÇE VERDİ, ZORLU DESTEKLEDİKÇE DESTEKLEDİ

Bu 15 yıl içerisinde neler olmadı ki…

Vestel işçilerinin mesai saatleri dışında zorla Erdoğan’ın mitingine götürülmesinden tutun da, AKP’den “süper teşvik” alan Vestel patronunun işçilere siyaseti resmen yasaklamasına kadar…

Ülkedeki baskıcı, otoriter iklimin Vestel işyerlerine yansımaması olanaksızdı. Öyle ki Vestel’de çalışanlara “dindar mısınız modern mi” şeklinde hayat tarzı sorgulaması bile yapıldı. İşçiler böylelikle fişlenmeye çalışıldı.

Ve yine bu 15 yıl boyunca keyfi işten çıkarmalar, emekçi kıyımları süregeldi. İş cinayetleri devam etti. 

Öyle ki, sendikanın asla giremediği Vestel'de genellikle işçiler bir yıldan kısa sürelerde, yani kıdem tazminatını hak etmeden işten çıkarılmaya devam etti. Türkiye sermayesinin "kıdem tazminatını hak etmeden işçi çıkarma" taktiğinin en önemli uygulayıcılarından biri oldu Vestel. 

VESTEL’E İŞÇİLERDEN VİDEOLU YANIT

Hatta 2016’da, işçilerin aşırı çalışmasını, çalışanlara yönelik iş baskısını bir reklam filmine “malzeme” yapan Vestel’e, işçiler de bir video çalışmasıyla yanıt verdiler. Vestel'de yaşanan iş cinayetlerinin "failinin" patron Zorlu olduğunu vurgulayan Vestel işçileri, "Vestel, Zorlu'nun kârına kâr kattığı bir ucuz işçi cenneti, bizler içinse köle gibi çalışmaya zorlandığımız bir cehennemdir" diyordu.

AKP DÖNEMİ EKONOMİ POLİTİKALARININ KAZANANI

Vestel’in 2002 yılında 113 milyon dolar olan cirosunun 2017 yılında 3.3 milyar dolara, Zorlu grubu cirosunun da 2.3 milyar dolardan 5.5 milyar dolara çıkışında AKP iktidarından doğrudan gördüğü desteklerin yanı sıra dönemin ekonomi politikaları da önemle rol oynadı.

2002 yılında ciro ve kârlılıkta esas yer tutan faaliyeti Zorluteks ve Korteks ile tekstil, ağırlıklı olarak da ev tekstili olan Zorlu grubu, 2000’li yıllarda beyaz eşya ve tüketici elektroniğinde Arçelik’le birlikte AB uyum sürecinde Türkiye’ye açılan alandan fazlasıyla yararlandı.

Otomotiv ve elektrikli teçhizatta Gümrük Birliği Anlaşması ile Türkiye’nin yatırım malları ve ara malı ithal edip orta ve alt segment ürünleri ucuz emek gücü maliyetlerinin yardımıyla Avrupa pazarı için düşük fiyatla ürettiği, kendi pazarını da aynı sektörlerde daha yüksek fiyatlı ürünlere açtığı bir model benimsendi.

Vestel de 2000’li yıllarda düşük kurla büyük oranda ithalata dayalı üreterek, hem ihracat hem de borçlanma olanaklarıyla hızlı bir gelişim gösteren iç pazardan faydalandı. Nitekim 2000’li yılların başında 5 milyon adet civarında olan beyaz eşya üretimi, 2017 yılında 28 milyon adedi geçerken aslan payının Arçelik’le birlikte Vestel aldı.

Aynı dönem Zorlu, tekstilde de üretim kapasitesini artırmaktan ziyade ev tekstili mağazacılığıyla perakendeciliğe yöneldi, tekstilde 2000’lerin başındaki cirosunun korunduğu, üretimden satmak yerine daha fazla ithalat ya da fason üretimle ticaret yapmayı tercih etti.

KRİZ FIRSATÇISI

2018'in yaz aylarına gelindiğinde Zorlu grubunun kriz fırsatçılığı bir kez daha şaha kalktı. Şirket çalışanlarına işten çıkarma gerekçesi olarak "iç pazar daralmasını" gösterse de, markanın üretim yaptığı sektör göz önünde bulundurulduğunda, firmanın krizi fırsata çevirip daha düşük maaşlı yöneticileri bir süre sonra işe almak üzere bir kadro tasfiyesine gittiği anlaşıldı. 

ENERJİ ÖZELLEŞTİRMELERİNDEN EN ÇOK NEMALANAN GRUP

AKP döneminde alanın özel sektöre açılması, kamu alım garantileri, özel finansman destekleriyle büyütülen enerji sektörü de Zorlu grubunun 2000’li yıllarda girdiği ve 2017 yılında 1.5 milyar dolar civarında ciroyla Vestel’den sonra en fazla gelir elde ettiği faaliyet alanlarından biri oldu. Doğalgaz, termik, jeotermal, hidroelektrik, güneş, neredeyse tüm segmentlerde elektrik üretimi yapan grup aynı zamanda elektrik ve doğalgaz dağıtım bölgelerine de sahip. Enerji özelleştirmelerinin ve sektörde serbestleşmeden en çok nemalanan grupların başında geliyor.

VE 2000'LER: FİNANS SEKTÖRÜNDE ALTIN VURUŞ

2000’li yıllar Zorlu’nun finans sektöründe de altın vuruş yaptığı yıllar oldu. 1997 yılında özelleştirmeden 70 milyon dolara alınan Denizcilik Bankası’nın Denizbank’a çevrilmesi, 2002 yılında yine TMSF’den Tariş Bank’ı alarak iki kamu bankasının denizcilik ve tarım alanındaki özgün birikimleri devralındı. Öyle ki 2002 yılında tarımdaki büyük dönüşüm sonrasında çiftçilerin finans tekellerinin eline terk edilmesinden en çok faydalanan, tarıma, çiftçilere “özel” ürünlerle bu alandan en fazla kar eden banka da Denizbank oldu.

Zorlu, birkaç yüz milyon dolara mal olan Denizbank’ı aradaki özel dönemdeki büyüme ve elde ettiği karlar bir yana, 2006 yılında Belçikalı Dexia’ya 2.4 milyar dolara satıldı.

SÜPER TEŞVİKTEN DE YARARLANDI

Zorlu, son dönemde de AKP iktidarının “teknolojik dönüşüm” söyleminin taşıyıcısı sermaye gruplarından biri olma rolüne soyundu.

“Yerli otomobil” konsorsiyumunda yer alan Zorlu, aynı zamanda elektrikli araçlar için yakıt pili üretimine yönelik 28.3 milyar liralık projesiyle de “süper teşvik” aldı. Zorlu’nun böyle bir teknolojik kapasitesi olmadığı, en sıradan teknolojiye sahip buzdolabı, çamaşır makinesi gibi ürünleri bile hem yatırım malı, hem teknoloji hem de ara malı ithalatıyla ürettiği ortadayken açık.