ANALİZ | Türkiye'nin emekçi kadınları...

Kadın emekçiler işsiz ve güvencesiz... Ancak seslerini yükseltmekten geri durmayan farklı işyerlerinden, mesleklerden, mahallelerden emekçi kadınlar türlü vesileyle boyun eğmeyeceklerini gösteriyor, direniyor, insanca bir gelecek için umut oluyor...
Ekin Bulut
Perşembe, 07 Mart 2019 09:56

Son bir yıldır AKP hükümeti ekonomik ve siyasi krizi yönetme çabaları içerisinde patronlara türlü teşvikler, vergi muafiyetleri sağlarken; emekçiler işlerini kaybetme korkusu ve geçim sıkıntısı içinde tanzim sebze meyve satışlarını takip etmek zorunda bırakılıyor. İktidar bir yandan yerel seçimlerde kartlarını tekrar karmaya hazırlanırken, diğer yandan emperyalist masada yer kapmaca oyununu dengesiz hamlelerle devam ettirmeye çalışıyor.  

Tüm bunların ortasında emekçi kadınlar her emekçinin maruz kaldığı pahalılık ve sömürüye ek olarak piyasacı devlet politikalarının, şiddetin ve bitmek bilmeyen adaletsiz yargı süreçlerinin ortasında duruyor. Geçtiğimiz yıllarda şiddetin direkt fiziksel olanına maruz kalan ve kadın cinayetlerinde öldürülen kadınlara binlercesi katıldı. Ayrıntılarını bilmesek de benzer hikayeleri olan bu kadınlar içerisinde çalışan öğrenci Şule Çet’in süren davası bir yanda patronların, mesleki etikten yoksun uzmanların, eli satırlı hukukçuların olduğu, diğer yanda emekçi ailelerin, çalışan öğrencilerin ve emekçi kadınların olduğu tarafların aslında kimlerden oluştuğunu çok daha net bir şekilde gözler önüne seriyor.

KADIN EMEKÇİLER İŞSİZ VE GÜVENCESİZ

Geçtiğimiz gün Aydın’da yapılan Mikro Kredi Destekleme toplantısına katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Türkiye’de son yılda kadınların iş gücüne ilave katılım oranlarında Avrupa’da birinci olduğunu söyledi. 5 bin TL’lik kredilerle iş kurulabileceği yanılsaması yaratmaya çalışan iktidar dün açıklanan 2018 İstatistiklerle Kadın Raporu’nda “Kadınların istihdam oranı erkeklerin yarısından az oldu” başlığını bile başarı olarak propaganda etme potansiyeline sahip. Bakan kadınların ailenin bütçesine ancak katkı yapabileceğini, tek başına kendisini ya da ailesini geçindirecek kadar kazanamayacağını türlü şekillerle dile getirmiş oluyor.

TUİK Kadın  Raporu’nda 15 yaş üstü istihdam oranı yüzde 28.9 iken,  bu kadınların iş gücüne katılım oranları  yüzde 33.6 olarak açıklanmış. Yani her 10 kadından ancak 3’ü ekonomik hayata katılabiliyor. Bu kadınların neredeyse yarısı kayıt dışı ve güvencesiz işlerde çalıştırılıyor. Esnek çalışmaya mecbur edilen kadınların yoğun olduğu iş kolları genellikle denetimlerin dışında kaldığından iş kazaları ve cinayetleri kayıtlarına gerçekler çok az yansıyabiliyor. Tarımın büyük oranda tasfiye edildiği Türkiye’de işçi kadınların onlarcası traktör ve kamyon kasalarında tarlalara taşınırken trafik kazalarında, fabrikalara giderken servis kazalarında, yüksek düşme ile iş cinayetlerinde ölüyor

30 yaş altı yüksek öğrenim görmüş kadın ve erkeklerin sayısı birbirine yaklaştığı halde, eğitim düzeyi yüksek olan genç kadınlar aynı niteliklerdeki erkeklere göre iş bulmakta ya da bulundukları işlerde kalıcı olmakta zorlanıyor. Yüksek öğretim gören erkeklerde işsizlik oranı yüzde 8,7 iken, bu oran yüksek öğrenim gören kadınlarda yüzde 18,4’e çıkıyor.

Kadınların artan eğitim düzeylerine rağmen ucuz, gecici ve niteliksiz işlerde istihdamı, nitelikli işlere göre daha fazla artıyor. Bunda ekonomik büyümenin sürdürülmesi için özellikle eğitim düzeyi düşük olan kadınların ucuz işçi olarak piyasaya sürülmelerinin patronlar için avantajları belirleyici rol oynuyor. Bir diğer daha az belirleyici olan şey nitelikli işçi olarak çalışma hayatına katılan kadınların sayısı arttıkça bu kadınların ev işleri ve bakım için çalışacak kişilere olan ihtiyacı artıyor olması oluyor. Bakıcı, temizlikçi, gündelikçi, yaşlı bakıcısı olarak başka bir kadın bu kadınların ev içi hizmetlerini üstleniyor. Diğer yandan nitelikli kadın emek gücünün yoğunlaştığı eğitim, sağlık, finans gibi sektörlerde uzun çalışma saatleri artık sıradanlaştırılıyor. Yüklenen aşırı sorumluluklara her türlü mobbing, görece düşük ücretler ekleniyor.

TÜRKİYE'DE KADINLARIN MÜCADELESİ

Geçtiğimiz yıl ve takip eden aylar kadınların hayatın her alanında karşılaştıkları ayrımcılığa ve baskıya karşı mücadeleyi yükselttikleri bir yıldı:

  • Hiçbir gerekçe göstermeden birçok işçiyi işten çıkaran Anı Tur’a işçiler direnişle karşılık verdiler ve haklarını almayı başardılar. Bu kazanımlar sonrası Anı Tur’da staj yapan liseler öğrenciler de haklarını almak üzere bir araya geldiler.
  • Erdoğan “grevsiz bir toplum meydana getirdik” diye övünürken, kadın işçilerin yoğun çalıştığı Gripin ilaç fabrikasında işçilerin zam taleplerinin karşılık bulmaması üzerine greve gidildi ve on günlük grev sonrası işçilerin mücadeleleri kazanımla sonuçladı.
  • Yıllardır HES’lere karşı mücadele eden kadınlara bu yıl JES’lere karşı mücadele eden Egeli kadınlar katıldı, Aydın Efeler’de Kızılcaköyü kadınları yanlarına jandarmayı alıp gelen şirket yetkililerin karşına dikildi.
  • Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesinde bulunan Metin Seçkin Ortaokulu’nda harem-selamlık uygulaması başlatan müdürün karşısına veli ve öğrenciler çıktılar. İstanbul Bahçeşehir Atatürk Anadolu Lisesinde yaşanan taciz için  “Siz de o kadar dar pantolon giymeyin” diyen müdüre karşı, öğrenciler okullarında eylem başlattılar, öğrencilerin örgütlü tepkisi sonrası okul müdürü açığa alındı, tacizci hakkında işlem başlatıldı.
  • Konya'da Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde Dekan Prof.Dr.Mehmet Keralı “İyi bir ev hanımı olmak bakan, başkan, bir iş kadını olmaktan elzemdir.' diyerek seçimlerde hiçbir kadın adaya oy vermeyeceğini açıkladı. Yoğun tepkiler üzerine görevinden istifa etti.
  • Ama hiç şüphesiz Flormar işçisi kadınlar, uzun süredir görmediğimiz, hepimizi heyecanlandıran bir direnişe imza attı. Örgütlü bir gücü karşılarında görmekten korkan patron sınıfının tüm çabalarına rağmen, örgütlendikçe güçlenen, güçlendikçe sınıf mücadelesinin ve dayanışmasının önemli bir parçası haline gelen Flormar direnişçileri bugün 297. gününde fabrikaları önünde inatla mücadele etmeye devam ediyor.

Her yıl 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nde seslerini yükseltmekten geri durmayan farklı işyerlerinden, mesleklerden, mahallelerden emekçi kadınlar türlü vesileyle boyun eğmeyeceklerini gösteriyor, direniyor, insanca bir gelecek için umut oluyor.