Anadolu'da yerel bir market zincirinin çalışanı anlatıyor: Patron her yerde patron!

Üniversite mezunu olduğu halde iş bulamadığı için Amasya'da faaliyet gösteren market zinciri Demirkayalar'da çalışan bir emekçi, iş yerinde yaşadığı sömürü, angarya ve mobbingi soL'a anlattı...
Emrah Kazanır
Çarşamba, 01 Kasım 2017 11:09

Amasya'da faaliyet gösteren yerel bir market zinciri Demirkayalar... 

Üniversite mezunu bir genç, iş bulamadığı, herhangi bir kamu kuruluşuna da atanamadığı için memleketi olan Amasya'da bu market zincirinde çalışmaya mecbur kalınca, Anadolu'nun pek çok kentindeki benzer market zincirlerinde yaşanan sömürünün, mobbingin, hak gaspının her türlüsünü kısa sürede yaşamak zorunda kaldı. 

Neden işten ayrılmak zorunda kaldınız?

En önemlisinden söz etmek gerekiyor öncelikle... Asgari ücret deyip asgari ücretin altında çalıştırılıyor insanlar. Üstelik sigortayı da sadece "sağlık sigortası" olarak yapıyorlar. İki dakika işe geç kaldım diye azarlandım ve sadece bana özel kural konuldu, normalde saat 08.00’de işbaşı yapacakken ben 07.55’de işbaşı yapmakla cezalandırıldım. Kasiyer olarak işe girdiğim halde merdiven sildim, market süpürdüm, reyonları temizledim. Adım kasiyerdi ama her türlü işi yapmak zorunda bırakıldım. İş tanımı diye bir şey yok. Yasak olmasına rağmen her türlü angarya yaptırıldı.

Lavaboya gittiğimde diğer kasiyer arkadaşımı arayıp nerede olduğumu ve kaç dakika lavaboda kaldığımı sordular ve buna benzer daha bir sürü şey… Tabii ki bu şartlar altında çalışmayı kabul edemedim, çünkü kabul ettikçe daha da üzerime gelinecek, üzerime geldikçe de bana istediği her şeyi yaptırabilme şansına sahip olduğunu düşünecek.

İnsan onuruyla yaşar, ben onurumu kaybetmemek için işten çıkmayı onurlu bir davranış olarak kabul ettim kendime, bundan dolayı da işi bıraktım.

Üniversite mezuniyeti sonrası markette işe başlamanızın nedeni neydi? 

Eğitimini aldığım akademik branş ile çalıştığım iş birbiriyle uzaktan yakından alakalı değilken, sırf geçimimi sağlamak adına kasiyerlik yapmıştım. Ailem zaten köyde yaşıyor ve ben bölümüm gereği sadece belediyelerde, özel şirketlerde iş bulabilme şansına sahibim lakin şöyle bir durum var ki, belediyelerde de özel şirketlerde de iş bulabilmem için torpile ihtiyacım var, artık referanssız daha doğrusu torpilsiz hiçbir iş ilerlemiyor AKP Türkiye’sinde.

Bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Türkiye kapitalizmle yönetilen bir ülke olduğu için, hangi işe girersem gireyim birtakım sorunlarla karşılaşacağıma eminim. Bu sorunlarla karşılaştıkça çalıştığım işleri bırakır mıyım bilmiyorum ama Türkiye’de yaşayan her insan gibi gardımı almak zorundayım, belirli bir gelirim olmak zorunda ihtiyaçlarımı karşılayabilmem için. Yeni bir iş bakmaya başladım bile... Fakat bölümümle alakalı olmayan bir iş bulacağım için ayaklarım hep geri geri gidiyor iş görüşmelerine giderken.

En temel, en insani ihtiyaçlarımızı karşılamak için bile emek gücümüzü satmak zorundayız, siz bu gerçeği en net biçimde yaşayan milyonlarca yurttaştan birisisiniz...

Evet. Markete her sabah işbaşı yapmaya giderken, o gün hangi sorunla karşılaşacağımı tahmin etmekle beraber, iş arkadaşlarımla birlik olduğumu ve "ne yapabiliriz acaba" diye düşünürken hayal ediyordum kendimi... Düşünün, bir kişi marketinde çalışan onlarca kişiyi dilediği gibi azarlayıp dilediği gibi yemek saatini düzenleyip dilediği gibi lavabo zamanı veriyor. Hele bir de sigara kullanıyorsanız tamamen yandınız, iş çıkışına kadar bir-iki tane sigara içerseniz öpüp başınıza koyuyorsunuz.

Burada bir sorun var işte. Bir kişi markete sahip diye, yani büyük bir alım gücüne sahip diye sadece ürünleri değil çalışan işçisini de satın alıyor aslında. Hayatınızı patronun istediğine göre düzenliyorsunuz. Bir gün diyor ki "bugün tam gün çalışacaksın" ve o gün eğer bir işiniz varsa, ya işi bırakmak zorundasınız ya da işinizi erteleyeceksiniz.

Bu sorunların var olduğunu biliyorsunuz, sorunun ne olduğunu da biliyorsunuz, ne yapılabilir sizce bu sorunlara karşı?

Kesinlikle örgütlenmek gerekiyor... Kesinlikle... Genç Karl Marx filmi çıktı yakın zamanlarda, o filmi izledim. Filmin sonunda bir slogan atılıyor "Dünyanın bütün proleterleri, birleşin" diye. Marketteki tüm işçiler birleştiğinde, patron patronluğunu yitirecek, hayatımızı biz istediğimiz şekilde düzenlemeye başladığımızda özgür olabileceğiz, emek gücümüzü satmak zorunda kalmayacağız. Başta da söylediğim gibi, Türkiye kapitalizmle yönetilen bir ülke olduğundan, bu sorunlara karşı birleşilmesi ve örgütlenilmesi gerekiyor. Örgütlenilecek ki bu düzen değişecek. Çünkü bu sorun iş yeri sorunu değil, sistem sorunu, düzen sorunu... 

İŞÇİLER soL'A KONUŞUYOR...