Ali Koç'tan çözüm: Daha fazla bağımlılık

Ali Koç Fenerbahçe Kulübü’nün başkanlığına adaylığı hakkında konuşurken araya ekonomi yorumlarını da sıkıştırdı. Türkiye’nin içinde bulunduğu ağır kriz tablosunun en önemli sorumlularından biri değilmişçesine konuşan Koç çözümün ‘daha fazla yabancı sermaye’ olduğunu söyledi.
soL
Pazar, 27 Mayıs 2018 22:06

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç, Fenerbahçe Kulübü’nün başkanlığına aday. Bugün adaylık süreciyle ilgili konuşan Ali Koç, Türkiye ekonomisine ilişkin görüşlerini de dile getirdi. 

Ülkenin içine itildiği ağır kriz tablosunun birinci dereceden sorumlularından biri durumunda olan Koç grubunun en tepesindeki isim kulüp başkanlığı hakkında konuşurken araya “ekonomi değerlendirmesi”ni de sıkıştırıverdi:

"Türk ekonomisi dünya ekonomisine entegre, dünya ekonomisinde olanlar Türkiye'yi etkiliyor. Türkiye'yi etkileyen üç faktör var: Reel ekonomi, global yatırımlar, emtia fiyatları... Emtia fiyatlarına yapabileceğimiz bir şey yok ancak tasarruf oranımız da çok düşük." Türkiye'nin bu olumsuzlukları aşabilecek güçte olduğunu ifade eden, "Tünelin sonunda ışık var” diyen Koç Türkiye'nin yatırım çekmek için güvenilir liman olması gerektiğini vurgulamış. Sıcak paradan çok kalıcı yatırım gerektiğini söyleyen Koç, "Bardağı yarım görmek isterseniz çok şey bulursunuz ama dolu görmek için de çok şey bulabilirsiniz" dedi. 

KOÇ’UN EKONOMİDEKİ VE KRİZ TABLOSUNDAKİ YERİ

Koç grubu, Türkiye’deki en büyük sermaye grubu. 2017 yılı cirosu 27 milyar doların üzerinde olan grup, AKP iktidarı döneminin en muazzam büyüme hikayesine imza atan sermaye grubu. Tüpraş ve Yapı Kredi satın almaları grubun cirosunun sıçramalı bir şekilde artmasını sağladı. Aynı zamanda Ford ve Tofaş’ın ana hissedarı olan grup bu iki satın almayla birlikte otomotiv-akaryakıt-finans üçlüsünün bir aradalığından çok özel avantajlar elde etti. 

Koç grubunun GSYH’nin yüzde 3’ünü geçen cirosunun ötesinde otomotiv, beyaz eşya, elektrikli teçhizat başta olmak üzere binlerce “tedarikçisi” yani yan sanayii, binlerce de bayiisi bulunuyor. Türkiye ekonomisinin çok ağır bir tablodan geçtiği bu dönemde Koç grubu, üretim-ihracat-ithalat yapısı, yatırım tercihleri, finansman modelleri, borçluluk düzeyi gibi konularda belirleyici rol oynadı. 

DIŞA BAĞIMLILIĞIN MİMARI

Ali Koç’un bir “doğal olgu”, “verili durum” olarak değindiği Türkiye ekonomisinin uluslararası sermayeye entegrasyonunun en önemli mimarlarından biri yine Koç grubu. Bugünkü tablodan çıkış için tek somut önerisi de “daha fazla yabancı sermaye”. 

En önemli ithalat kalemlerinde geçen 16 yılda görülen artışta, enerji ve demir-çelikte Koç grubunun yaptıkları ve yapmadıkları en büyük paya sahip. Özelleştirme sürecinde yatırımları askıya alınmış Tüpraş, Koç grubunun elinde kâr odaklı yeniden yapılandırıldı. Otomotiv tekelleri daha fazla araba sattı, Türkiye’nin akaryakıt üretimi talebe göre çok az artarken akaryakıt ithalatı büyük bir artış gösterdi. Otomotiv üretimi önemli oranda artarken her bir birim üretim daha fazla ithalatı zorunlu kıldı. Türkiye önemli bir yassı sac ithalatçısı haline geldi. Koç grubunun doğrudan ve dolaylı faaliyetleriyle ithalata katkısı çok yüksek ve bu yapı hiç kuşkusuz uluslararası sermaye entegrasyonun, yabancı ortaklarla kurulan “iş modeli”nin sonucu. Benzer bir durum dış borç ya da reel sektör borçluluğunun dağılımına bakıldığında da görülebilir.

Daha fazla otomobil satmakla AKP iktidarının övüne övüne bitiremediği ulaştırma yatırımlarını yan yana koymak, daha fazla beyaz eşya satışıyla siyasi iktidarın “kentleşme, yapılaşma” uygulamalarını da birlikte düşünmek yeterli.