Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Yeni Türk Ticaret Kanunu uluslararası sermayeyle 'dil ortaklığı' sağlayacak

Sermayenin gittiği her yerde aynı dili konuşmak istemesinin sonucu olan yeni TTK'nın vergi kaçakçılığını, kayıtdışılığı önleyeceği ileri sürülüyor. Ancak "kayıtdışılığı, vergi kaçakcılığını önlemenin tek yolu yeni bir ticaret kanunu mu" sorusu yanıtsız kalıyor.

Yayın Tarihi: 29.05.2012 , 15:42 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:34

1957 yılından bu yana yürürlükte olan Türk Ticaret Kanunu, siyasal, sosyal, ekonomik ve finansal değişime ayak uydurmakta yetersiz kaldığı gerekçesiyle yenileniyor. 6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu uzun zamandır yapılan hazırlıklar sonucu 13 Ocak 2011 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilerek yasalaştı. 14 Şubat 2011 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan bu yeni kanun 1 Temmuz 2012’den itibaren yürürlüğe girecek.

Ancak yeni Türk Ticaret Kanunu üzerinde sermaye sınıfının hem fikir olduğunu söylemek zor.

Yeni TTK’yı savunanlar yasanın ticari yaşama getireceği düzenlemeler ile "şeffaflık, denetlenebilirlik ve güvenilirlik" açısından uluslararası sermayeye güven vereceği, sürdürülebilir gelişme sağlayacağı ve böylelikle uluslararası sermayenin ülkeye daha çok yatırım yapacağını ileri sürüyor.

Bu çerçevede yeni TTK, uluslararası sermayenin ortak diline uygun olarak Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına göre finansal tablo hazırlanması, Uluslararası Denetim Standartlarına uygun bağımsız denetim yapılması, iç kontrol, iç denetim ve risk yönetimi gibi konularda birçok uluslararası standardın benimsenmesini zorunlu kılıyor.

Şirketlerin yatak odasına giriliyor
Diğer taraftan Avrupa Birliği ile yürütülen müzakere başlıklarından biri olan yeni TTK’da yer alan şirketlerin tüm mali tablolarının, bilançolarının ve denetçi raporlarının internette yayınlanması zorunluluğu ve “Ortaklar Cari Hesabı”nın kaldırılması gibi maddelere, özellikle sayıları 780 bin civarında olan Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler itiraz ediyor.

Uluslararası uygulamada ortaklar ancak vergiler ödendikten sonra kârdan kendi hisselerine düşen payı kullanabilirlerken, Türkiye’de firma sahiplerinin herhangi bir denetime tabi olmaksızın şirket kasasından para çekebilmesini mümkün kılan Ortaklar Cari Hesabı’nın kaldırılmasına karşı çıkılıyor.

Aynı zamanda KOBİ’ler, tüm limited ve anonim şirketler bundan böyle sadece ortaklarını ve işçilerini değil, o şirketten alacaklı olanları da ilgilendiren her türlü içeriği, şirketin yönetim kurulu üyeleriyle, üst yöneticilerin ne kadar ücret, prim, ikramiye aldıkları, ne tür seyahatler yaptıkları ve masraflarının ne olduğu, ayrıldıklarında tazminatlarının miktarı gibi her türlü bilgiyi ve bağımsız denetçi raporlarının internet sitesi aracılığıyla yayınlanacak olmasına da “şirketlerin yatak odasına girilmek isteniyor” diye tepki gösteriyor.

TOBB: Kuran-ı Kerim değil ki değiştirilmesin
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği yeni TTK’yı, “Bizim işadamlarımıza bu ölçüler uymaz” sözleriyle eleştiriyor. TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu bir röportajında, TTK’nın özünün devrim niteliğinde olduğunu, bu nedenle yasanın çıkmasını desteklediklerini belirterek, "Ancak karşı olduğumuz çok önemli maddeler var. Biz de şeffaflığa taraftarız ama Ticaret Kanunu’ndaki şeffaflığın dozajı kaçmış. Geç kalmadık, hala değişiklik yapılabilir. Bu, Kuran-ı Kerim değil ki değiştirilemesin” diyordu.

Yeni TTK’da yer alan “Kendi şirketinden para çeken şirket sahibi, bu paraya faiz işletmez ve KDV ödemezse, 30 bin liraya kadar para cezasına mahkûm olacak ve parayı ödemezse hapse girecek” şeklindeki madde de en çok tepki çekenlerden biri olarak değerlendiriliyor.

TOBB'un itirazlarını dikkate alan AKP hükümeti ise yeni TTK’da 25-30 civarında maddenin içeriğinin değiştirileceğini açıklamıştı.

Ana ekseni bozmadan bazı hükümleri değiştirerek bir anlamda yumuşak bir geçişle sorunlu maddelerin değiştirileceğini açıklayan Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, “Yeni TTK’nın yaklaşık üç yıl süren bir hazırlık sürecinin ardından 2011’de kabul edildi. O dönemde gerek TBMM’de gerekse de iş dünyası örgütlerinde bu konuda en ufak bir şikâyet gelmemişti. Hatta kanun teklifi yasalaştıktan sonra ‘Yeni TTK neleri değiştirecek?’ konulu seminerler düzenlendi. Ama nedense kimse ilgi göstermemişti. Ne zaman ki hapis cezaları gündeme gelmeye başladı. O zaman herkes TTK’yı konuşur oldu” demişti.

Tüm bu gelişmeler neticesinde Ekonomi Koordinasyon Kurulu, en çok itiraz edilen şirketlerin tüm mali tablolarını internetten yayınlama zorunluluğu getiren maddeyi 2013’e erteledi.

Öte yandan, 660 Sayılı KHK ile Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu kurulmuş fakat söz konusu bağımsız denetim hizmetini kimlerin verebileceği, bağımsız denetçinin neye göre belirleneceği, bir sınava tabi olup olmayacağı gibi başlıklar ise hâlâ bir netlik kazanmış değil.

Söz konusu kanunu yakından takip eden ve 3568 Sayılı SMMM denetim yetkisine sahip mali müşavirlere yeni TTK’yı ve TTK’nın şeffaflık sağlayacağı, vergi adaletini temin edeceği ve kayıtdışılığı azaltacağı iddialarına ilişkin düşüncelerini sorduk.

Demokratik Değişim Grubu üyesi SMMM Hamdi Balcı: Yeni TTK, eski kanunun 1980 sonrasında yaşanan küreselleşme sürecine cevap vermediği gerekçesiyle Dünya Bankası ve AB taleplerine paralel olarak hazırlanmıştır. Söz konusu düzenleme özellikle büyük sermayenin ihtiyaçlarına cevap verecek başlıkları içermekte. Kimi hükümleri itibariyle tüketicilere belirli koruma getiren ve şirketleri belli bir denetime tabi tutan bu yasanın olumlu nitelikleri olarak sayılmakla birlikte yine de güçlünün borusunun öteceği göz ardı edilmemelidir. Bu dengenin değişmesi ise ancak yapılan mücadelelere ve örgütlülüğe bağlıdır.

Aynı zamanda KOBİ’ler bu yasaya uyum sağlamakta zorlanacak ve tasfiye süreciyle karşı karşıya kalacaklar gibi görünmekte. Bu durum tekelleşmenin artmasına yol açacaktır.

SMMM Kenan Uğur: Yeni TTK ile vergi adaletinin sağlanacağı ve vergi kaçakçılığının önleneceği iddiası gerçekçi değildir. Tüm mali tabloların internet üzerinden yayınlanması ve şirketlerin Ortak Cari Hesabı’na müdahale edilmesi şeffaflığı ve vergi adaletini tek başına sağlamaz. Bu durum bir sonuçtur ve dolaylı bir etkisi vardır. Bilindiği gibi bugünkü sistemde verginin büyük bölümünü tükettiği mal üzerinden vatandaş ödüyor. Bu durumla ilgili bir düzenleme gündemde bulunmamakta.

Ayrıca 3568 Sayılı SMMM Yasası’nda mali müşavirlerin denetim yetkisi olmasına karşın bu yetki tekrar düzenlenecek ve kimlerin olabileceğine karar verilecek. Fakat kısa bir süre sonra Yeni TTK’nın yürürlüğe girecek olmasına rağmen bu ikincil düzenlemelerin hala yapılmamış olması dikkat çekicidir.

SMMM Hasan Hüseyin Kırmızıtoprak: Yeni kanunun getirdiği değişiklikler Türk ticaretinin mevcut yapısı nedeniyle geçiş sürecinin sancılı olacağını söylemek mümkündür. Hâlihazırda düzgün yapılmayan denetimin uluslararası standartlara uygun olarak yapılabilmesi zor görünmekte. Şuan ki uygulamadan farklı olarak bağımsız denetimle mükellefe de dışarıya da denetim getirilmek istense de KOBİ’ler ve limited şirketleri bu sürece itiraz etmekte. Bu şirketlerin söz konusu değişikliklere uyum sağlaması bugünkü yapıyla mümkün değil. Sayıları 700 binlere varan bu firmaların sermaye şirketinden şahıs şirketine dönüşmesi bekleniyor.

(soL-Ekonomi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.