'Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu neden kapatıldı?'

Ömrü AKP Hükümeti ile eşdeğer olan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu bizzat Başbakan'ın talimatıyla kapatıldı. Tarım ve hayvancılık uzmanı Ali Ekber Yıldırım ise dünkü yazısında kurumun kapatılma kararının arkasındaki nedenleri sorguladı.
Çarşamba, 31 Ekim 2012 09:00

Geçen hafta gerçekleşen Bakanlar Kurulu toplantısının ardından basın açıklaması yapan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (TAPDK) kapatılacağını ifade etti. Babacan, tütün, tütün mamulleri, alkol ve alkollü içkiler piyasalarının düzenlenmesi ve denetlenmesi amacıyla 2002 yılında kurulmuş özerk bir kuruluş olan TAPDK’nın görevlerinin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı’na dağıtılacağını açıklamıştı. Babacan, TAPDK’nin kaldırılma gerekçesiyle ilgili olarak ise “Bu kurulun yaptıklarını bağımsız bir kurulun yapması gerektiğine inanmıyoruz. Devlet artık tamamen sigara ve alkollü içecek üretiminden çıkmış durumda. Böyle bir kurumunda özelleştirmeler sonrasında durmasının bir anlamı kalmamıştır” diye konuşmuştu.

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu neden kapatıldı?
Dünya Gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım konuyu dünkü köşesinde “Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu neden kapatıldı?” başlığıyla ele aldı.

Ömrü AKP Hükümeti ile eşdeğer olan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu’nun neden kapatıldığı sorusuna cevap arayan Yıldırım, öncelikle Türkiye'nin büyük bir ekonomik krizden geçtiği 2000'li yıllarda ülkeyi krizden çıkaracak iddiası ile Kemal Derviş’in, "kurtarıcı" olarak Amerika'dan gönderildiğini ve IMF ile Dünya Bankası’nın ülke ekonomisinin iplerini eline aldığı dönemi anımsattı.

Yıldırım, bu dönemde tarımda destekleme sisteminin değiştirilerek "doğrudan gelir desteği" uygulamasına geçildiğini, tarım satış kooperatiflerinin yeniden yapılandırılması adı altında tasfiye sürecinin başlatıldığını ve Ziraat Bankası'nın tarıma kredi vermesinin adeta yasaklandığını ifade etti.

“Tütün ve alkol piyasası liberalleşti”
Aynı dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden de 15 günde 15 yasanın çıkarılmasının istendiğine dikkat çeken Yıldırım, bu 15 yasa içinde en önemli olanlardan birinin de Tütün Yasası olduğunu belirtti. Çok uluslu sigara şirketleri için Tütün Yasası'nın çıkarılmasının ve tütünde liberal bir piyasanın kurulmasının çok önemli olduğunu belirten Yıldırım, yazısına şöyle devam etti:

“Ekonomik krizle köşeye sıkışan Türkiye, Uluslararası Para Fonu (IMF) kredisine muhtaçtı. Bunu bilen IMF Türkiye Masası Şefi Juha Kahkonen 'Tütün Kanunu çıkmadan para yok' diyordu."

"Tütün Yasası nedeniyle hükümette de ciddi tartışmalar oldu. Başbakan Bülent Ecevit'in başkanlığında, Demokratik Sol Parti (DSP), Anavatan Partisi (ANAP) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Koalisyon Hükümeti'nde TEKEL ve Özelleştirmeden Sorumlu Bakan Yüksel Yalova ile ekonominin dümenindeki Kemal Derviş arasında sert tartışmalar yaşandı. Tütün Yasası nedeniyle Yüksel Yalova istifa etti. Yasa Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden geçti. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer yasayı veto etti. Yasa bir kez daha aynen meclisten geçti ve yürürlüğe girdi. Ahmet Necdet Sezer'in veto gerekçelerinin hepsi doğru çıktı."

"Tütün Yasası ile destekleme alımları yerine sözleşmeli üretime geçildi. Üretici çok uluslu sigara tekellerinin insafına bırakıldı. Sözleşme dışı tütünlerin satışı için açık artırma yöntemi getirildi. Tütün ve alkol piyasasının liberalleştirilmesi, TEKEL'in özelleştirilerek devre dışı bırakılması için 2002'de çıkarılan Tütün Yasası ile aynı zamanda Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu kuruldu. Kurumu yönetecek 7 kişilik bir kurul oluşturuldu.”

Tekel “babalar gibi” satıldı
AKP Hükümeti'nin önceki Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın deyişi ile Tekel’in "babalar gibi” satılarak tütün ve alkol piyasasının liberalleştirildiğini dile getiren Yıldırım, TAPDK’nın kuruluş gerekçesinin 10 yıl sonra Ali Babacan tarafından kurumun kapatılma gerekçesi olarak açıklandığını vurguladı.

Yıldırım, "Altın yumurtlayan tavuk" olarak nitelendirilen Tekel’in yağmalanmasının ardından yerine getirilen Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu’nun piyasayı düzenlemeye çalıştığını, ancak kontrol ve denetim görevini yapmayınca düzenlemelerin de fazla işe yaramadığını sözlerine ekledi.

Tütün ve alkol piyasasının yüzde 90'dan fazlası yabancıların elinde
Tütün Yasası'nın çıkarıldığı, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu'nun kurulduğu 2002 yılında Türkiye'de 450 bini aşkın üretici yılda ortalama 160 bin ton tütün ürettiğini dile getiren Yıldırım, bugün ise tütün üretici sayısı 15 binin altında, yıllık üretimin ise 50 bin ton seviyelerinde kaldığını ifade etti.

Çok uluslu sigara şirketleri kiminle sözleşme yaparsa yalnızca onların tütün üretebildiğini kaydeden Yıldırım, bugün tütün ve alkol piyasasının yüzde 90'ndan fazlasının yabancıların elinde olduğunu dile getirdi.

Başbakan buyurdu: “Gerekeni yapın”
Kurum'un yaptığı kimi düzenlemelerin ve aldığı bazı kararların AKP hükümetini rahatsız ettiğini vurgulayan Yıldırım, bardağı taşıran son damlanın ise İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral İstanbul Kampusu’ndaki restoranlara içki ruhsatı verilmesi olduğunu kaydetti. Yıldırım, bu olayın ardında katıldığı bir televizyon programında Başbakan Erdoğan’ın, verilen bu içki ruhsatını çok sert bir dille eleştirerek gerekenin yapılacağını söylediğine dikkat çekti.

Yıldırım, böylece Başbakan’ın talimatıyla gerekenin yapıldığını ve söz konusu kurumun sessiz sedasız kapatıldığını ifade etti.

“Tütün ve alkol piyasasındaki yeni dönemde çok uluslu şirketleri değil, halk sağlığını koruyacak önlemler alınmalı”
Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu'nun kapatılması ile yeni bir dönemin başladığını ifade eden Yılmaz, asıl endişenin kurumun kapatılmasından kaynaklı olmadığını, temel meselenin Kurum'un kapatılması ile doğacak yasal boşluk nedeniyle piyasanın başıboş kalması ve halk sağlığının bundan olumsuz etkilenmesi olduğunu ifade etti.

Bugünkü yazısında da konuyu incelemeye devam eden Yılmaz, Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi Eski Başkanı ve Sağlık Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı’nın görüşlerine de yer verdi:

"Tütün Yasası ile kurulan bu kurum, IMF ve Dünya Bankası'nın ortak çocuğu olarak doğdu. Amaç, Türkiye tütün piyasasını ve sigara piyasasını çok uluslu şirketlere açmaktı. Türkiye'de sigara tüketim alışkanlığını yaygınlaştırmaktı. Bunların hepsi geçen 10 yıllık süreçte gerçekleşti. Öyle bir Tütün Yasası çıkarıldı ki, tütün sektörünü geliştiren, büyüten kurumla, tütün kontrolünü yapan kurum aynı oldu. Böyle bir yapıda halk sağlığı nasıl korunacak? Kaldı ki, Kurum'u yöneten 7 kişilik kurula Sağlık Bakanlığı sadece 1 üye verebiliyor. O bir üyenin de bakanlıktan olması şart değil, bakanlığın önerdiği kişi olması yeterli sayılıyor.

Bizim baştan beri karşı olduğumuz Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu yapısal olarak işlevini tamamladı. Şimdi kapatılıyor… Biliyorsunuz, Tütün Yasası ve daha sonra 2008'de yapılan değişiklikle Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu'na çok büyük görev ve yetkiler verildi. Kurum'un kapatılması ile bu görev ve yetkiler bakanlıklara devredilecek. Ekonomi ve Maliye Bakanlığı’nın tütüne, piyasaya sadece ticari gözle bakması bizi endişelendiriyor. Tütün, insan sağlığını tehdit eden, insanları öldüren bir ürün. Tütün kontrolü bu nedenle çok büyük önem taşıyor.”