“Kriz kapitalizmin kuralsızlığı ile ilgili değil”

Küba’da Dünya Ekonomisi Araştırmaları Merkezi yöneticiliği ile Küba Ulusal Meclisi Ekonomik İşler Komisyonu başkanlığını yürüten Osvaldo Martinez'in, kapitalizmin ilişkin krizine ilişkin değerlendirmeleri...
Cuma, 20 Mart 2009 12:43

soL (HABER MERKEZİ) Cubadebate isimli web sayfasının sorularını yanıtlayan Osvaldo Martinez dünyadaki ekonomik krizin Küba tarafından sürpriz olarak karşılanmadığını, yaklaşık on yıl önce Fidel Castro'nun kapitalizmin krizine ilişkin uyarılarda bulunduğuna dikkat çekti.

Martinez'in değerlendirmeleri şu şekilde

- Kriz henüz yeni başladı ve kimse ne kadar süreceği ve yoğunluğuna dair öngörülerde bulunamıyor. Finansal krizin ötesinde bir kriz ile yüzleşiyoruz. Küresel ekonomik kriz, uluslararası finans sistemi dışında aynı zamanda reel ekonomiyi etkiliyor. Finans sermayesi ile speksülasyonun tarafından elde edilen yüksek derecedeki gelişmişlik düzeyi, finans sektöründeki bozulmanın boyutu ve de yüksek derecede küresel bir ekonomi nedeni ile krizin etkileri 1930'larda yaşanan büyük buhrandan daha büyük olacak düşüncesindeyim.

-Ağustos 2008'den bu yana neoliberal politikaların sonucu olarak spekülatif finans köpüğü patladı. Şu andan itibaren kriz reel ekonomiyi etkilemeye başlıyor. Reel ekonomiyi daha ne kadar etkileyeceği söylemek ise zor.

-Buna dair farklı görüşler var ancak tarihsel referanslara baktığımızda 1930'lardaki kriz Ekim 1929'da başladı ve 1933'e kadar aynı hızda sürdü. Ekonomiler ikinci dünya savaşına kadar tam olarak iyileşemedi. O dönemde kriz nasıl çözüldü? Kapitalizm o dönemde krize yanıt olarak ikinci dünya savaşını verdi. Savaştan sonra yeni bir yapılanmaya gidildi.

-Her kriz bir savaşa bağlı olsun ya da olmasın, üretken güçlerin yeniden tahribatını beraberinde getiriyor.
Şu anki duruma dönecek olur isek, krizin süresine dair öngörülerde bulunmamayı, ancak henüz en dibe ulaşılmadığını belirtebilirim.

En çok etkilenecek olan sektörler...
-Finans köpüğünün patlaması sonucunda tahvil piyasaları, mali alandaki iflaslar, bankaların iflası söz konusu oldu. Hammadde fiyatlarında ve de petrolün fiyatında düşüş söz konusu. Reel ekonomi krizden etkilenmeye başladı. Örneğin ABD'deki otomotiv sanayii gibi.. Uçak şirketleri, turizm sektörü de etkileniyor.

Kapitalizmin sonu mu?

- Şüphesiz kriz kapitalizmin bir başka çevrimsel kriz. Kriz kapitalizme ait bir kuraldışılık değil düzenli olarak ortaya çıkan kapitalizme ait bir karakteristik. Kapitalizm yeni bir ekonomik büyüme aşamasına geçiş için üretken güçleri tahrip etmek durumunda. Fakat son kriz kapitalist sistemin derin bir şekilde kötüleştiğinin göstergesi.

-Marx'ın tartıştığı önemli bir başlık ta kapitalist sistemin çöküşünün ekonomik krize bağlı olup olmayacağı idi. Kapitalizm siyasi eylemlerle ile devrilebilir.

-Kapitalizmin kendi başına değil ancak devrim ile çökebilir. Ekonomik kriz ile bunun gerçekleşebileceğini düşünmek bir ütopyaya inanmak anlamına geliyor. Kriz anti kapitalist hareketleri teşvik edebilir. Yoksulluk, işsizlik, iflaslar ve kitlelerin umutsuzluğu karşısında, siyasi olarak yürütülen politikalara bağlı.

-Tarih boyunca büyük ölçekteki ekonomik krizler devrimci hareketleri de etkiledi. Birinci Dünya Savaşı süreci- Sovyet devrimi gibi. 1930'ların krizi faşizmin ortaya çıkışını beraberinde getirdi. ....

-Bu yürütülen politikalara bağlı. Bugünkü durumda değişikliklerden bahsetmek mümkün.
Krize tepki olarak anti-kapitalist hareketlerin radikalleştiği bir dalgayı görmemiz söz konusu olabilir.

Son krizin 1929'dan farklılıkları
-Son krizi 1929'dan farklı yapan bir diğer şey, küresel ekonominin yapısı ile ilgili. Küresel ekonominin karmaşık yapısı krizi de karmaşıklaştırıyor. Ekonominin küreselleşme düzeyi çok farklı. Teknoloji düzeyi, iletişim koşulları çok farklı. Birkaç dakika içinde dünya genelinde kötü gidişata dair veriler hakkında herkes haberdar olabiliyor. Piyasalar birbiriyle çok iç içe geçmiş durumda. Dünya ekonomisi bir örümcek ağı gibi. Hepimiz bu ağın tuzağına düşmüş gibiyiz. Ağın üzerindeki herhangi bir hareket diğer noktaları da etkiliyor. Bundan dolayı krizin dağılma kapasitesi 1929'dan daha büyük. Bu ilk farklılık.

-İkinci olarak, spekülatif sermaye miktarı ve işlemlerin oluşma yoğunluğu 1929'dan daha büyük. 1929'deki tahvil piyasalarının yapısı çok basitti. Bugün finansal spekülasyon işlemleri büyük bir karmaşıklık içinde gerçekleşiyor. Bu da en zayıf noktalardan biri.

Keynescilik çözüm olabilecek mi?
-Bu koşullarda yeni-Keynesci politikalar gündemde. Bunu uygulamaya çalışıyorlar. Obama'nın açıkladığı önlemler, ulaşım altapısına yönelik yatırımlar, bunun bir göstergesi. Ancak bu tür önlemler diğerleri ile çelişiyor. İflas eden şirketlerin kurtarılması ve yüksek düzeyde fon aktarımı Keynesci politikalar ile çelişebiliyor.

-Bu Keynesciliğin çelişkisi aynı zamanda neoliberallerin iktidarı ellerinde tuttuğunun da açık bir göstergesi. Ortadan kaybolmayı reddeden neoliberalizm ile kurulmak istenen neo-Keynescilik arasında süren bir savaşa tanıklık ediyoruz.

-Çok sıkı bir şekilde uygulanması durumunda dahi neo-Keynesciliğe dönüleceği konusunda şüpheliyim . Çünkü son krizin yeni birleşenleri söz konusu. Kriz, aşırı üretim ile üretim yetersizliğine dair bileşenlerin bir araya gelmesinden oluşuyor.

-Kriz çevreye de saldırıyor. İnsanın yaşam koşullarında da saldırıyor.

"Ya barbalık ya sosyalizm"

-Bu koşullarda sadece bir çözüm geriye kalıyor. Sosyalizm...
Rosa Luxembourg'un ifade ettiği "ya sosyalizm ya barbarlık" ikilemi ile karşı karşıyayız.

-Sosyal adaleti ortaya çıkaran rasyonel koşulların ortaya çıkacağını düşünüyorum. Kapitalizmi yeneceğimizi düşünüyorum. Sosyalizmi inşa etme süreci galip gelecek....

Kriz Obama'yı belirleyebilir...
-Obama döneminden büyük değişiklikler beklemiyorum. Yapısal bir değişiklik yerine kozmetik bir değişiklik gerçekleştirecekler. ABD'de de siyasetçilerin belli bir bölümü Bush ile birlikte bu denli istenmeyen, benimsenmeyen politikaların sürdürülemeyeceği kanısında.

-1930'lara benzer bir koşulu da dikkate almalıyız. Ekonomik kriz koşulları. 1932'de kriz devam ederken Franklin Roosevelt başkanlığı devraldı. Olağandışı fikirlere sahip değildi. Siyasi fikirlerinden ideolojisinden farklı olarak kriz koşulları onu Keynesci önlemler almaya zorlamıştı. Obama ile de bir benzeri olabilir. Kriz Obama'yı daha farklı politikalar uygulamaya zorlayabilir. Hep birlikte göreceğiz.