İşsizlik gerçekte ne düzeyde?

TÜİK 2011 üçüncü çeyrek işsizlik oranının yüzde 8,8’e indiğini açıkladı. Buna göre işsizlik oranı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,5 azaldı. Peki, işsizlikteki bu “rekor” düşüş ne kadar inandırıcı?
Perşembe, 15 Aralık 2011 15:13

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2011 Temmuz-Ağustos-Eylül dönemi işgücü istatistiklerini yayımladı. Buna göre Türkiye genelinde işsiz sayısı 2010 Eylül ayına göre 536 bin kişi azalarak, 2 milyon 398 bin kişiye düştü. İşsizlik oranı ise yüzde 8,8 olarak gerçekleşti.

TÜİK, kentlerde işsizliğin 2,8 puan azalarak yüzde 11,1’e, kırsal yerlerde ise 1,8 puan azalışla yüzde 4,5’a gerilediğini açıkladı. İşsizlerin yüzde 85,4’ünün daha önce bir işte çalıştığını duyuran TÜİK, işsizlerin yüzde 54,4’ünün hizmet sektöründe, yüzde 21,9’unun sanayide, yüzde 14,6’sının inşaat sektöründe, yüzde 5,2’sinin tarımda çalıştığını, yüzde 3,8’inin ise 8 yıldan daha uzun süre önce çalıştığı işten ayrıldığını belirtti.

İşsizliğin nedenleri ile ilgili ise şu istatistikler verildi: İşsizlerin, yüzde 26,8’ini çalıştığı iş geçici olup işi sona erenler, yüzde 14,1’ini işten çıkarılanlar, 19,3’ünü kendi isteğiyle işten ayrılanlar, yüzde 6,2’sini işyerini kapatan/iflas edenler, yüzde 9,3’ünü ev işleriyle meşgul olanlar, yüzde 14,3’ünü öğrenimine devam eden veya yeni mezun olanlar, yüzde 9,8’ini ise diğer nedenler oluşturmaktadır.

Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranının ise bir önceki yılın aynı dönemine göre 2,5 puan azalarak yüzde 9,2’ye gerilediği ifade edildi.

Gerçek işsizlik oranı ne?
TÜİK’in istihdam istatistiklerinde Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) işsizlik tanımını temel alıyor. Buna göre işsizlik şu şekilde tarif ediliyor:

“Referans dönemi içinde istihdam halinde olmayan (kâr karşılığı, yevmiyeli, ücretli ya da ücretsiz olarak hiç bir işte çalışmamış ve böyle bir iş ile bağlantısı da olmayan) kişilerden iş aramak için son üç ay içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve 2 hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan tüm kişiler işsiz nüfusa dahildirler. Ayrıca, üç ay içinde başlayabileceği bir iş bulmuş ya da kendi işini kurmuş ancak işe başlamak ya da işbaşı yapmak için çeşitli eksikliklerini tamamlamak amacıyla bekleyenler de işsiz nüfus kapsamına dahildirler.”

Bu tanım “iş aramayıp çalışmaya hazır olanlar”, eksik ve yetersiz istihdam edilenler, mevsimlik çalışanlar gibi iradi nedenlerle çalışmamayı tercih etmediği çok açık olan, dolayısıyla işsiz sayılması gereken kesimleri kapsamıyor. Bu kesimleri de işsiz ve işgücü tanımlarına dahil ederek hesaplanan “gerçek işsizlik oranı”na bakıldığında, dar kapsamlı resmi işsizlik oranının eğilimleri korunsa da, bulunan rakamlar çok daha yüksek.

TÜİK’in sunduğu veriler kullanılarak yapılan “gerçek işsizlik” hesaplamasına göre Türkiye’deki işsiz sayısı 2 milyon 398 bin kişi değil, 5 milyon 41 bin kişi işsizlik oranı da yüzde 8,8 değil, yüzde 17,4.

Öğrencilerin sayısı bir ayda 288 bin artmış!
Yine TÜİK’in konuyla ilgili haber bülteninde aktarılan, Eylül 2011’de iş aramayıp çalışabilecek durumda olanlar, mevsimlik çalışanlar, ev işleriyle meşgul olanlar, eğitim/öğretime devam edenler, emekliler, çalışamaz halde olanlar ve diğer kategorilerinden oluşan “işgücü tanımı dışında olanlar”ın yüzde 50,3’ünün daha önce bir işte çalıştıkları belirtiliyor.

İşgücü tanımı dışında olanlar hakkında sunulan verilere bakıldığında ağustos ve eylül aylarında üç kesimde önemli bir artış olması göze çarpıyor. Ev işleriyle meşgul olanların sayısı ağustosta 11 milyon 847 bin kişiyken, eylülde 11 milyon 965 bin kişiye, eğitim ve öğretime devam ettiği için işgücü ve işsizlik tanımlarının dışında olanların sayısı 3 milyon 832 binden 4 milyon 120 bine, emeklilerin sayısı ise bir ayda 3 milyon 666 binden 3 milyon 772 bine çıkmış görünüyor. Bu üç kesim içerisinde gerçekten çalışmamayı tercih edenlerin oranının ne olduğunu bilmek mümkün olmasa da, bir ayda ev işleriyle uğraşanlar, öğrenciler ve emeklilerin sayısının 512 bin kişi artış göstermesi dikkat çekiyor.

(soL – Ekonomi)