Hayvancılıkta AKP politikaları yem krizine yol açtı

AKP iktidarının tarım ve hayvancılıkta uyguladığı politikalar yeni bir krizi daha beraberinde getirdi. Canlı hayvan ithalatı ile beraber, bu hayvanları besleyecek yeterli miktarda yem üretilememesi yem fiyatlarında muazzam artışlara yol açtı.
Cuma, 24 Ağustos 2012 17:24

AKP iktidarının tarım ve hayvancılıkta uyguladığı ithalata dayalı piyasacı politikalar, tarım ve hayvancılıkta her geçen gün başka bir probleme yol açıyor. 2010 yılında et fiyatlarını düşüreceği söylenerek Et ve Balık Kurumu’na canlı hayvan ve et ithalatı yapma izni verilmişti. Yaklaşık bir buçuk yıldır devam eden bu uygulama et fiyatlarını düşürmeye yetmezken, canlı hayvan ithalatı hayvancılıkta yeni bir krizi beraberinde getirdi. Artan hayvan sayısına oranla bu hayvanları besleyecek yem üretimi orantılı bir şekilde düzenlenmediği için yem fiyatlarında büyük bir artış yaşandı. Yem fiyatlarındaki bu artış ve buna bağlı olarak üreticilerin kredilerini geri ödemede zorlanmaları hayvancılık sektörünü krize soktu.

Son 1 yıl içinde saman fiyatları yüzde 400 arttı. Bunun yanı sıra yoncada yüzde 100-150 ve mısır slajında yüzde 80 oranlarında fiyat artışları görüldü. Türkiye Yem Üreticileri Birliği yöneticileri hayvanların yüzde 40 karma, yüzde 60 ise kaba yemle beslenmesi gerektiğini belirterek, her iki yemde de fiyat artışı olduğunu, örneğin arpa, kepek ve küspede de ciddi sıkıntı yaşandığını dile getirdi.

Hükümet ise çözüm olarak yem ithalatının önünü açmaya hazırlanıyor.

Ithalata dayalı politikalarla hayvancılıkta gelinen nokta
Türkiye “et fiyatlarını düşürmek” gerekçesiyle et ithalatına başlayalı yaklaşık 1 buçuk yıl oluyor. Bu süre zarfında et fiyatlarında önemli bir değişiklik yaşanmazken, ithalata dayalı politikalar ülke hayvancılığını krizden krize sürüklüyor.

2008'den sonra hayvan üreticilerine verilen destek politikalarını da değiştiren hükümet, doğrudan gelir desteği politikasına geçerek hayvan başına ödeme yapmaya başladı. Son 5 yıl içeresinde hayvan başına yapılan desteklerde ise artış gözlenmiyor. Büyükbaş hayvancılıkta en önemli ve en yaygın destek olan anaç sığır desteği, 2008-2012 döneminde enflasyon oranı kadar bile artırılmadı. Doğrudan gelir desteği bu durumda iken hükümet süt teşvik primi, damızlık düve, buzağı, suni tohumlama, soğutma tankı gibi destekleri de kaldırdı.

Hayvancılıkta hükümet desteğinin büyük bir kısmı ithalata gidiyor ve ithalatın yerli üretimin büyük oranda düşmesine sebep olduğu belirtiliyor. 2008 yılında hükümetin hayvan başına destek uygulamasına geçmesinden sonra sıfır faizli kredilerle sektöre giren üreticilerin artan yem fiyatları ve et ithalatının piyasadaki etkisi sebebiyle kredilerini ödeyemez duruma geldikleri kaydediliyor. Çünkü üreticilerin maliyetleri Et ve Balık Kurumu'nun alış fiyatının bile altında kalmaya başladı. Örneğin bugün yerli besiciler bir kilo eti 16 liraya mal ederken Et ve Balık Kurumu, sözleşmeli üreticilerden 14 lira 30 kuruştan karkas et alıyor. Bu sebeple üreticilerin büyük kısmı et üretiminden vazgeçmeye başladı.

Dünya gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım, ithalata dayalı politikaları şu şekilde eleştiriyor:

“Geçmişte pek çok örneği gösterdi ki ülkenin kaynaklarını verimli kullanmak yerine iç piyasayı ithalatla terbiye etmenin faturası sonra çok ağır oluyor. Örnek mi istiyorsunuz. İşte canlı hayvan ve et ithalatı. İthalat, yükselen et fiyatını kısa süreli olarak aşağı çekti. Fakat, besicilerin iflasına neden oldu. Ülkenin 2 milyar dolardan fazla parası ithalata gitti. Ot ve saman krizi ile sektör yine çıkmaza girdi. Süt hayvanlarının yeniden kesime gitmesine neden oldu. Birçok hastalığı ülkeye musallat etti. İnsan sağlığına verdiği zararı henüz kimse bilmiyor. Canlı hayvan ve et ithalatı, ülke hayvancılığını kurtarmak bir yana daha büyük bir darboğaza sürükledi.”

Yem ithalatı çözüm mü?
Et fiyatlarını düşürme gerekçesiyle ithal et alımına, canlı hayvan sayısını artırmak için canlı hayvan ithalatına başvuran hükümet şimdi yem krizini de aynı yolla aşmayı hedefliyor. Yem Üreticileri Birliği, yem ithalatının yem fiyatlarını düşürmeyeceği yönünde görüş bildirdi. Yetkililerin görüşlerine göre getirilecek bir tır saman için ödenecek nakliye parası samanın fiyatının çok üstüne olacak.

Tarım uzmanı Çapar Kanat’ a göre, “Saman ve kaliteli kaba yem ithalatının yasak olmasının nedeni diğer ülkelerdeki bitki hastalıklarının ülkemize taşınmaması." Kanat sözlerine şöyle devam ediyor: "Şimdi bitki hastalıkları ülkemize taşınacak. Hayvancılık günübirlik tedbirler ile yönetilmeye çalışılıyor. Et fiyatları yükseliyor diye et ve canlı hayvan, saman fiyatları yükselince saman ithalat etmenin sürdürülebilirliğe katkısı olmayacak. Kaba yemlerin nakliyeleri pahalı olduğu için uluslararası ticarete uygun olan ürünler değil. Bunlarda ancak Trakya'ya yakın ülkelerden alınabilir. Oradan da birkaç bin ton ithal edince fiyatlar yükselecektir. Çözüm ülke içinde ülke çiftçisine yeterli kaliteli kaba yem olan mısır sılajı, yoncayı, çayır bitkilerini ürettirebilmektir.”

Skandalların arkası kesilmiyor
Son yıllarda hayvancılıkta izlenen politikalar et fiyatlarını düşürmedi. Ayrıca yerli üretimin azalmasına ve etin kalitesinde birçok skandalın ortaya çıkmasına yol açtı. İthal et ve canlı hayvan alımının başlaması ile birlikte sağlıksız ve hastalıklı hayvan alımı yapıldığı yönünde haberler basında yer almıştı. Son olarak Et ve Balık Kurumu'nda yaşanan skandal, piyasacı anlayışın ülke hayvancılığını getirdiği noktayı gözler önüne serdi.

Et ve Balık Kurumu merkez ve taşra yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 15 kişi hakkında "şaplı, veremli ve ölü hayvanların etlerini piyasaya sürmek" suçlamasıyla dava açıldı. İddianamede kurum bilgisi dahilinde halka ölü hayvanların eti yedirildiği, veteriner gözetimi olmadan kesim yapıldığı, piyasadaki zayıf ve hastalıklı hayvanların kurumdaki sağlıklı hayvanlarla değiştirildiği gibi iddialar yer alıyor.

(soL-Ekonomi)