Suriye’yi yeni yılda neler bekliyor?

Suriye’de kanlı savaş yeni yılla birlikte 34’üncü ayına girecek. Suriye ordusunun sahada pozisyonunu güçlendirmesi, İslami Cephe’nin yükselişi ve ÖSO’nun düşüşüyle Montrö’ye Esad ve müttefikleri elleri son derece güçlü gidiyor.
Pazar, 29 Aralık 2013 18:52

Ali Örnek

Suriye’ye karşı yürütülen vekalet savaşı 2013 yılını da geride bırakıyor. Büyük bir dış müdahale tehdidini kimyasal silahlarının imhası şartıyla savuşturan Şam yönetimi, ordunun başarılı operasyonlarını arkasına alarak siyasi üstünlüğü tümüyle ele almış durumda. Bu durum, militanları destekleyen ülkeler arasındaki tartışmaları derinleştirirken, sahadaki vekillerinin de kanlı iç hesaplaşmalarının tırmandırmasına yol açtı.

Kuseyir dönümü
2013 yılının iki kritik dönüm noktası oldu. Bunlardan ilki Humus’un Lübnan sınırındaki Kuseyir kentinin Suriye ordusu ve müttefiki Hizbullah tarafından ele geçirilmesi oldu. Mart ayında başlayan ve Haziran başında sona eren Kuseyir’in ele geçirilmesinden hemen önce Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, kendisini ziyarete gelen yabancı bir heyete asıl savaşın bu kasabada devam ettiğini ve yakında ellerini güçlendireceklerini söylüyordu. Suriye liderinin bu öngörüsü doğrulandı... Kuseyir’in ardından Suriye ordusu Şam kırsalında ve Humus’ta büyük ilerlemeler kaydetti. 2013 yılının sonuna kadar, ordu Humus’un kuzeyine düşen bazı kasabalar ve merkezdeki son bir kaç mahalle dışında kentin eyaletin yüzde 80’ini kontrol altına aldı.

Şam’ın Batı Guta olarak adlandırılan merkezin güneyindeki kritik bölgesinde Yermük Mülteci Kampı ve Hacer el Esved dışında militanların ciddi bir varlığı kalmadı. Doğu Guta olarak adlandırılan bölgede ise silahlı gruplar ordunun kuşatmasına düştü.

Kasım ayından itibaren ise Suriye ordusu Halep’in doğu bölgesinde ilerleyerek kentteki kontrolünü önemli ölçüde artırdı.

Ancak hala en önemli savaş alanı olan Şam-Humus arasındaki Kalamun bölgesinde çatışmalar sürüyor. Bu bölgenin kuzeyindeki üç kasaba ele geçirildi ve militanların Lübnan’a uzanan ikmal hatları önemli ölçüde kesildi. Şu an tüm Kalamun’un kapısı olarak görülen Yabrud’daki çatışmalar devam ediyor ve kasabanın 2014’ün ilk günlerine kadar alınması oldukça zor görünüyor. Kuseyir, Suriye’deki savaşın gelişme bölümüyse, Yabrud’un alınması da bir kapanış safhası olarak değerlendirilebilir.

Direkten dönen dış müdahale
Suriye ordusunun sahadaki ilerlemelerinin ardından gerek dış destekli muhalefet içinde, gerek sahadaki silahlı gruplar arasında gerekse de bu çevreleri destekleyen ülkeler içinde ciddi bir iç hesaplaşma yaşanmaya başlandı. Mayıs ayında ABD’yi Ürdün, Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye liderleri ziyaret etti. Bu ziyaretlerin ardından ABD, Türkiye ve Katar’ı ikincil plana iterek Suudi Arabistan’ı Suriye dosyasının sorumlusu yaptı. Bunu Katar’da görev değişimi izledi. Suriye’deki el Kaide dahil önde gelen radikal islamcı grupların hamisi, Katar Emiri Şeyh Sani Haziran ayında görevi oğlu Temim’e bıraktı. Temim ise babasının aksine Suriye’nin en büyük destekçisi Hizbullah ile temasa geçti. Hizbullah kaynakları ise Temim’in kendileri üzerinden Suriye yönetimiyle görüştüğünü iddia ettiler.

Eş zamanlı olarak Suriye’nin dış destekli muhaliflerinin bakanlar kurulu ve başbakan tayin etmeye kadar varan geçiş hükümeti kurma çabaları boşa düştü. Savaşın başladığı ilk yıllarda yüzün üzerinde katılımcıyla yapılan ve Esad’ın devrilmesini isteyen ülkeleri biraraya getiren “Suriye’nin dostları” toplantılarına katılım artık 10 katılımcı civarında seyrediyor.

2012 yılında Suriye ile teması kesen ülkeler, yaz aylarının sonuna doğru yeniden Şam yolunu tutmaya başladılar. Henüz bu ülkelerin kim olduğu bilinmiyor ancak hem batılı kaynaklar hem de Lübnan kaynaklarına göre, Suriye’deki radikal islamcı grupların saflarında yeralan kendi vatandaşlarının dönüşünden korkan bazı batılı ülkelerin Şam’ın yolunu tuttuğunu belirtiyorlar. Reuters’e göre, 22 Ocak’ta yapılacak Montrö görüşmelerinin ardından bazı ülkeler elçiliklerini yeniden açacak.

Ağustos ayında Doğu Guta’da düzenlenen kimyasal saldırının ardından ABD’nin müdahale tehdidi, Rusya’nın araya girmesi ve Suriye’nin kimyasal silahlarının imha edilmesini kabul etmesiyle rafa kaldırıldı. Dış müdahalenin direkten dönmesine tepki gösteren Suudi Arabistan yönetimi ise Kasım ayında kuruluşunu ilan eden İslami Cephe’ye yönelik desteğini artırdı. Sadece Ağustos ayında bu çatının içindeki gruplara 200’e yakın tanksavar silahın ulaştırıldığı tahmin ediliyor.

İslami Cephe’nin yükselişi, kendilerine Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) adını veren grubun düşüşünü beraberinde getirdi. Nitekim İslami Cephe’nin bazı bileşenleri ÖSO çatısı altında yeralan en büyük tugaylardı. Yeni oluşum, Aralık ayında ÖSO’nun Türkiye sınırındaki silah depolarına el koyarak öldürücü darbeyi indirdi. ABD yönetimi, içindeki bazı grupların el Kaide ile işbirliği yaptığı bu çatıyla görüşmelerinden ise henüz sonuç çıkmış değil.
Öte yandan bazı ÖSO tugayları ise Suriye ordusuna katılarak el Kaide bağlantılı gruplara karşı savaşmaya başladı. Bunun ilk etkileri Batı Guta cephesinin güneyinde görülmeye başlandı. Bazı kasabalar orduya tek kurşun atmadan teslim oldu. Halep’te ise ÖSO’nun bazı grupları ordunun kentin doğu kısmındaki çatışmalara katıldı. Sahadaki gelişmeler ÖSO’nun 2014 yılında tümüyle yokolacağını gösteriyor. Bazı tugaylar İslami Cephe veya El Kaide bağlantılı gruplara katılırken, bazıları da Suriye ordusunun saflarına geçebilir. Nitekim Şam yönetimi, özellikle Uzlaşma Bakanı Ali Haydar aracılığıyla bu yöndeki ikna çabalarını sürdürüyor.