Sayfa yolu
Suriye'de muhalifler yaptırımlar için kan döküyor
Yayın Tarihi: 12.06.2012 , 15:07 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:34
Suriye'de dış destekli muhaliflerin askeri ve sivil hedeflere dönük saldırılarını artırmasıyla birlikte çatışmalar yine yoğunlaştı. Dün Humus, Hayfa, Dara ve Hama kentlerinde muhalifler ve güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalarda, Birleşmiş Milletler (BM) kaynaklarına göre 100'den fazla insan hayatını kaybetti.
Öte yandan saldırıların basına yansıyan bilgilere göre ABD'nin Suriye'de "uçuşa yasak bölge" ve "Koruma Sorumluluğu" adı verilen yeni yaptırımları gündeme getirmeye hazırlandığı sırada gerçekleştiği dikkat çekiyor. Suriye'de Annan Planında öngörülen ateşkese hiç uymayan dış destekli muhalefetin saldırılarına Suriyeli güvenlik güçlerinin yanıt vermesi ise Batılı diplomatlar ve basın tarafından eleştiri konusu yapılıyor.
Dünkü çatışmalar
Dün Suriye'nin Humus, Hayfa, Dara ve Hama kentlerinde muhaliflerle güvenlik güçleri arasında çatışmalar meydana geldi. Suriye Arap Haber Ajansı (SANA) tarafından verilen bilgiye göre Hayfa'daki muhaliflerin sivil halka dönük katliamlar yaparak daha sonra suçu güvenlik güçlerinin üzerine atmak için hazırlık yaptığı belirtildi. Suriye Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalarda ise, muhaliflerin giderek daha gelişkin ve ağır silahlar kullandığı, özellikle anti-tank silahları, roketatarlar ve ağır makinalı tüfekler kullanılmaya başlandığına dikkat çekildi. Muhaliflerin artan saldırılarına karşı Hayfa'da gerçekleşen çatışmalarda ordu birliklerine ait tankların kentlere yaklaştığı bildiriliyor.
BM Suriye Özel Temsilcisi Kofi Annan ise dün Humus ve Hayfa'da gerçekleşen çatışmalarda 100'den fazla insanın öldüğünü açıkladı. Annan eleştirilerini muhaliflere değil, güvenlik güçlerine yöneltirken, muhalif güçler üzerinde ağır silah kullanmasından kaygı duyduğunu belirtti. BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon ise, çatışmaların tehlikeli bir şekilde yoğunlaştığını belirtirken, BM personelinin bombalanan bölgelere erişebilmesi gerektiğini söyledi. Moon açıklamasında güvenlik güçlerinin sivillere saldırdığını öne sürdü. Öte yandan Birleşmiş Milletler Suriye Gözlem Misyonu (BMSGM) tarafından yapılan açıklamada, muhaliflerin güvenlik güçlerine ve sivillere karşı çok planlı ve koordine saldırılar gerçekleştirmeye başladığına dikkat çekildi.
"Mahsur kalan siviller" ve helikopter vurgusuna dikkat
BM gözlemcileri ve ABD kaynakları tarafından yapılan açıklamalarda yer alan iki unsur Suriye'ye karşı önümüzdeki dönemde gündeme gelmesi beklenen yaptırımlar açısından önemli. Bunlardan biri, Suriye'deki BM gözlemcilerinin ve Batılı diplomatların son açıklamalarında giderek artan bir şekilde, çatışma bölgelerinde sivillerin "mahsur kaldığı" ve bu sivillerin BM gözlemcilerine "yardım" ve "müdahale" çağrısı yaptığı iddiasının dile getirilmesi.
Bu iddialar, daha önce Libya'da uygulanan BM'nin "Koruma Sorumluluğu" (R2P) adlı müdahale şeklini akla getiriyor. Bilindiği gibi BM, taraflardan biri aleyhine doğrudan askeri müdahale kararı almadığı çatışmalarda da, "sivilleri koruma" gerekçesiyle ülkelere askeri müdahalelerde bulunabiliyor. ABD'nin Suriye'de bu uygulamayı gündeme getirmeye hazırlandığı daha önce basında yer almıştı.
Dünkü çatışmalarla ilgili özellikle ABD kaynaklı açıklamalarda dikkat çeken bir diğer nokta ise, Suriye güvenlik güçlerinin helikopter kullandığı ve bu nedenle sivillerin öldürüldüğü iddiasının defalarca kez altının çizilmesi. Bu vurgu ABD'nin yaptırımlar kapsamında yakında BM'de gündeme getirmeyi planladığı "uçuşa yasak bölge" uygulamasının akla getiriyor. Bilindiği gibi, Irak savaşı öncesinde uygulanan "uçuşa yasak bölge"nin muhalif silahlı güçlere büyük askeri avantaj sağlamakla kalmadığı, uygulama sırasında ABD'nin zaman zaman kara hedeflerine dönük sınırlı bombardımanlar gerçekleştirdiği biliniyor. Uygulama aynı zamanda bir kara harekatı için uygun koşulların yaratılması açısından da önemli.
Suriyeli subaylara "Balkanlar" tehdidi
ABD ve İngiltere kaynakları dün yaptıkları açıklamalarda, Suriye'deki durumun giderek 1990'larda Balkanlarda yaşananlara benzemeye başladığını iddiası dile getirildi. ABD Dışişleri Bakanlığından bir yetkili "Suriyeli komutanları Bosna dersleri konusunda uyarıyoruz. Uluslararası topluluk insanlığa karşı işlenen suçlardan hangi birimlerin sorumlu olduğunu öğrenebilir ve öğrenecektir ve bu yüzden hareketlerinizden dolayı sorumlu tutulacaksınız" dedi.
İngiltere Savunma Bakanı William Hague, Suriye'deki durumun giderek 1990'ların Bosnasına benzemeye başladığını ve askeri müdahale seçeneğinin dışlanamayacağını söyledi. Hague, Annan'ın ateşkes planının uygulanması için 'zamanın azaldığını' ve Suriye'nin 'yıkım veya mezhep çatışması' eşiğine geldiğini öne sürdü.
McCain: Körfez ülkeleri silah versin, Rusya vermesin
ABD'li senatör John McCain, başta Suudi Arabistan ve Katar olmak üzere, Körfez ülkelerinin Suriye'deki muhaliflere silah verdiğini ve daha önce Libya'da çatışmış ve Suriye'ye gitmeye hazır onbinlerce paralı askere eğitim vermekte olduğunu söyledi. Bu durumun memnuniyet verici olduğunu söyleyen McCain, Suriye devletine silah satan Rusya'yı ise eleştirdi.
(soL - Dış Haberler)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.