Sayfa yolu
Suriye: Fransız egemenliğinden kararsız işbirliğine
Yayın Tarihi: 28.03.2011 , 10:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
16. yüzyıldan Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği altında olan Suriye, savaşta müttefik olan Fransa ve Britanya arasında 1916 yılında imzalanan gizli Sykes-Picot Antlaşması uyarınca Fransa’nın etki alanına bırakılmıştı.
1920 yılında, Kral Faysal’ın liderliğinde bağımsız bir Suriye Arap Krallığı kuruldu fakat bu devletin ömrü kısa oldu. Faysal’ın ordusu ile Fransız ordusu arasında yapılan Maysalun Savaşı’nı Fransa kazanırken, Fransız birlikleri Suriye’yi işgal etti. Aynı yıl yapılan San Remo Konferansı neticesinde, Milletler Cemiyeti Suriye’yi Fransız mandası haline getirdi.
Fransız mandasına karşı ilk büyük isyan 1925 yılında Sultan Pala el Atraş önderliğindeki Dürziler tarafından başlatıldı. Ayaklanmanın başında Fransız kuvvetlerine büyük kayıplar verdiren Dürzi kuvvetleri, Fransa’nın Cezayir ve Senegal’den kuvvetler kaydırması üzerine savaşı kaybetmeye başladı. İsyan, çeşitli aralıklarla 1927 yılına kadar sürdü. Fransa tarafından ölüm cezasına çarptırılan el Atraş, bir grup isyancı ile birlikte Ürdün’e kaçtı, daha sonra Fransa tarafından affedildi. İsyancı lider, Suriye ile Fransa arasında 1937 yılında imzalanan anlaşmadan sonra ülkesine döndü.
1936: Tanınmayan bağımsızlık
1936 yılında Fransa ve Şam’da ulusal kurtuluş hareketinin temsilcilerinin oluşturduğu meclis arasında Mart ayından Eylül’e kadar süren görüşmeler yapıldı. Fransa ile Suriye arasındaki ilk resmi görüşme olarak kayda geçen anlaşma, yıl bitmeden önce Suriye tarafından onaylandı. Fransa ise anlaşmayı imzalamasına rağmen meclisinde onaylamadı. İlk başbakanlığını Haşim el Ataşi’nin yaptığı Suriye, İkinci Dünya Savaşı sürerken 1940 yılında Fransa’nın düşmesiyle birlikte Vichy Hükümeti’nin kontrolüne geçti. Temmuz 1941’de Britanya ve özgür Fransız kuvvetleri tarafından kurtarılan Suriye, aynı yıl yeniden bağımsızlığını ilan etti, fakat 1 Ocak 1944’e kadar bağımsız bir devlet olarak tanınmadı.
Ulusal mücadelenin ve Britanya’nın baskısı neticesinde Fransız birlikleri 1946 yılında Suriye’yi terk ederek yönetimi daha önce kurulmuş olan cumhuriyete bıraktı.
Bağımsızlıktan sonraki Suriye tarihi ise, özellikle 60’lı yılların sonuna kadar siyasi istikrarsızlıklarla geçti. 1948 yılında Arap-İsrail Savaşı’na katılan Suriye, aldığı onur kırıcı yenilgilerden sonra 1949 yılında Albay Hüsnü el Zaim’in liderliğindeki bir grup subayın yönetime el koymasıyla bir siyasi krize daha sürüklendi. El Zaim’in darbesinden sonra aynı yıl içerisinde iki darbe daha gerçekleşti: Albay Sami el Hinnavi Zaim’i devirdi Albay Edip Çiçekli ise Zaim’i yönetimden uzaklaştırdı.
1954 yılına gelindiğinde, Dürzilerin, Baas Partisi’nin ve Suriye Komünist Partisi’nin öncülük ettiği bir darbe Çiçekli’yi devirdi. Daha önce Çiçekli tarafından lağvedilen parlamento yeniden kuruldu. 1956 yılında Suriye ile SSCB arasında askeri bir anlaşma imzalandı. 1958’de Mısır ile birlikte Birleşik Arap Cumhuriyeti’ni kuran Suriye, Nasır ile yakın ilişkiler kurdu. 1961 yılında Abdülkerim el Nahlavi liderliğinde yapılan darbe sonrasında Suriye birlikten ayrıldığını duyurdu. 8 Mart 1963 tarihinde yapılan darbeyle ise, Suriye’nin bundan sonraki tarihine damga vuracak Baas Partisi iktidarı ele geçirdi.
Hafız Esad iktidara yerleşiyor
Baas Partisi’nin yönetiminde ve Esad’ın kontrolündeki Ulusal İlerici Cephe’nin aracılığıya ülkede seçimler yapıldı ve Esad büyük bir zafer kazandı. 1973 yılında kabul edilen Suriye Anayasası’nda Suriye “İslamiyet’in çoğunluk dini olduğu seküler bir sosyalist devlet” olarak tanımlanıyordu.
Suriye tarihindeki önemli dönüm noktalarından birisi ise, 1991 yılında ABD liderliğinde Irak’a karşı başlatılan işgal operasyonuna Hafız Esad’ın dahil olması oldu. 1991 yılının Ekim ayında Madrid’de düzenlenen Güney Batı Asya Barış Konferansı’na da katılan Suriye, 90’lı yıllar boyunca İsrail’le anlaşma yollarını aradı.
Hafız Esad’ın 2000 yılındaki ölümü üzerine başkanlık seçimlerine giden Suriye, başkanlık için gereken 40 yaş sınırını 34’e çekerek Beşar Esad’ın seçilmesini sağladı. İktidara geldiğinde “reform” sözü veren oğul Esad’ın yaptığı ilk iş piyasa reformlarına girişmek oldu. 2000 yılında bir grup tarafından başlatılan “Şam Baharı”, Beşar Esad tarafından bastırılırken, ABD’nin tutumu kararsızdı. Oğul Esad geldiğinde reform beklentileri içerisinde olan ABD yönetimi, özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra Suriye’yi de “şer ekseni”ne dahil etti. Suriye’yi terörist gruplara destek vermek ve Irak’ı istikrarsızlaştırmak ile suçlayan ABD yönetimi, Bush döneminde birkaç kez Suriye’yi tehdit etti. Ancak Suriye’yi diplomatik yollarla “yola getirmek” politikasından da hiç vazgeçmedi.
Özellikle Lübnan’daki Refik Hariri suikastıyla bağlantılandırılarak İsrail’in hedefi haline gelen Suriye, AKP Hükümeti eliyle, kimi reformlara ikna edilmiş ve yüzünü Batı’ya doğru dönmeye başlamıştı. Bununla birlikte Esad yönetiminin geçmişten getirdiği “sıkılık” ABD açısından sorun teşkil etmeye devam ediyor. ABD ve İsrail açısından bir başka sorun ise, Suriye’de muhalefette Müslüman Kardeşler'in tuttuğu yer.
(soL - Dış Haberler)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.