Rusya Akçakale konusunda uyarmıştı

Akçakale neredeyse bir aydır savaş alanı konumunda olmasına rağmen, AKP iktidarı ilçede bu durumla ilgili herhangi bir önlem almadı. Rus dışişleri, Suriye tarafında El Kaide bağlantılı ÖSO militanlarının kontrolü ele geçirmesinden sonra Türkiye’ye böyle bir saldırı olabileceği konusunda Türkiye’yi uyarmıştı.
Cuma, 05 Ekim 2012 13:06

Akçakale’nin birkaç kilometre ötesinde bulunan Telebyad’da çatışmalar neredeyse bir aydır devam ediyor. Özgür Suriye Ordusu militanlarının El Rakka bölgesini ve Telebyad sınır kapısını ele geçirmek üzere başlattıkları saldırının ardından şiddetlenen çatışmalar, Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesinden çıplak gözle izleniyor. İlçeye sık sık top mermisi ve kurşunların isabet etmesine ve bu durum haftalardır sürüyor olmasına rağmen hükümet ilçe halkının güvenliğini sağlamak için hiçbir önlem almadı. Medya ise sınırın diğer tarafında yaşanan çatışmaları canlı yayında verirken, zaman zaman röportaj yaptığı muhalif militanların canlı yayında çatışmalara katılmasını görüntülemekle yetindi.

Sonuç olarak 3 Ekim akşamı ilçeye isabet eden havan topu mermileri aynı aileden, dördü çocuk beş kişinin yaşamını yitirmesine ve çok sayıda insanın yaralanmasına neden oldu. Bir aydır durumu seyretmekle yetinen hükümet yaşanan can kayıplarını adeta fırsat bilerek, aynı akşam Suriye’yi topa tutmaya başladı ve dün de meclisten iktidara neredeyse sınırsız savaş yetkisi veren bir tezkere geçirdi.

Rusya ölümlerden bir gün önce uyarmıştı
Akçakale’nin burnunun dibinde yaşanan çatışmaların sınırın Türkiye tarafında da güvenlik riski yarattığını, insanların ölebileceğini veya yaralanabileceğini görmek için uzman olmaya gerek yoktu. Bu bir yana, Rusya Dışişleri Bakanlığı Akçakale’de vatandaşların yaşamına son veren bombaların patlamasından bir gün önce Türkiye’yi bu konuda uyarmıştı.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Genadi Gatilov, 2 Ekim’de yaptığı açıklamada Akçakale’nin güneyinde Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) denetimi ele geçirdiğine işaret ediyor ve ÖSO güçlerinin Türkiye’ye karşı bir “sahte bayrak” operasyonu yapabileceği konusunda uyarıda bulunuyordu. Gatilov gerek Suriye gerekse Türkiye makamlarının, “Suriye muhalefetinin radikal unsurları kendi çıkarları için sınır ötesi çatışmaları kasıtlı olarak kışkırtabileceği” için azami düzeyde önlem alması gerektiğini söylüyordu. Rusya Dışişleri Bakanı Yardımcısı, Suriye-Türkiye sınırındaki durumdan endişe duyduklarını sözlerine ekliyordu.

Ancak AKP hükümeti güvenlik risklerinin apaçık ortada olmasına ve üçüncü ülkelerden yapılan bu uyarılara kulak asmayarak, Türkiye’yi bir savaşın eşiğine kadar getirdi.

Kim bu “radikal unsurlar”?
Rusya Dışişlerinin işaret ettiği “muhalefetin radikal unsurları”nın kimliği ile ilgili dün internete bazı önemli görüntüler düştü. Telebyad bölgesini de içine alan El Rakka’da son haftalarda Gureba el Şam (Büyük Suriye’nin Yabancıları) adlı bir İslamcı teşkilatın gücünü ciddi biçimde artırdığı kaydediliyor.

El Kaide ile bağlantılı olan bu grubun Telebyad bölgesinde kaydedilen görüntüleri dün internette yayımlandı. Görüntülerde Gureba el Şam üyelerinin yanı sıra, ÖSO militanlarının elindeki Rus yapımı havan topları da gösteriliyor. Söz konusu mühimmatın Suriye ordusu cephaneliğinden çalındığı belirtiliyor. Görüntülerin Akçakale'ye düzenlenen saldırı olduğu iddia edilmese de, videoda muhalif militanların bu tür bir provokasyonu gerçekleştirmek için gerekli mühimmata sahip oldukları görülüyor.

El Kaide bağlantılı Gureba el Şam grubu, Suriye’de uzun bir süredir faaliyette. 2005 yılında Lübnan Başbakanı Refik Hariri’nin öldürülmesi sonrasında ABD ile Suriye arasındaki ilişkiler iyice gerildiği sırada, ABD Suriye’yi istikrarsızlaştırmak üzere, o dönemde yeni şekillenmekte olan Cund el Şam ve Gureba el Şam adlı islamcı grupları desteklediği iddiaları gündeme gelmişti.

Selefi, tekfiri grubun kurucusunun Ebu el Kaka olarak tanınan Halepli vaiz Mahmud el Agasi olduğu biliniyor. 28 Eylül 2007’de Halep’te bir Cuma namazı çıkışında suikaste uğrayan Ebu el Kaka’nın başta Suudi militanlar olmak üzere, yabancı El Kaide militanlarının Irak’a sevk edilmesi konusunda önemli bir rol oynadığı iddia edilmekteydi.

Ebu el Kaka’yı Suriye istihbaratıyla birlikte çalışmakla suçlansa da, bazı islamcı gruplar Gureba el Şam grubunun kurucusunun ABD’ye çalıştığını ileri sürmekteydi. Bu grupların başında Iraklı Mücahitler Hizmet Merkezi bulunuyordu.

Nitekim el Kaka’nın 2006 yılında radikal bir dönüşüm geçirerek, takipçilerine batı kıyafetleri giymeleri yönünde fetva verdiği, kendisinin de sakallarını keserek batılı giysiler ve pahalı arabalar içerisinde toplum içerisine çıkmaya başladığı belirtilmekteydi. Ebu el Kaka’nın bu radikal dönüşümüyle paralel olarak servetinde de ciddi bir artış gözlendiği dikkat çekmiş, Gureba el Şam örgütü kurucusunun bu süreçte ABD’yle bağlantı haline geçtiği iddiaları gündeme gelmişti.

2006 yazında Suriye yönetimi, El Kaide bağlantılı grupların Şam’ın Emevi Meydanı’na ve kamu binalarına terör saldırısı düzenleyeceği istihbaratı üzerine ülkedeki El Kaide unsurlarına bir operasyon düzenlemiş ve bu süreçte Baas yönetimiyle Irak’a gitmek üzere Suriye’yi kullanan El Kaide unsurları arasında çatışmalar yaşanmıştı. Operasyon düzenlenen en büyük grup, Ebu el Kaka’nın grubuydu. Aynı dönemde Ebu el Kaka’nın CIA’ya yanaştığı ve servetinde ve söyleminde ani bir değişiklik olduğu gözlemlenmişti.

(soL-Dış Haberler)