Referandum sonrası Suriye’ye karşı savaş naraları

Suriye’de 11 aydır süren karışıklıkların ardından düzenlenen referandumda yüksek oranda “evet” çıkmasının ardından da Esad rejimini silahla sona erdirmeye yönelik yabancı çağrıları kesilmiyor. Batı silahlı bir çatışmanın kaçınılmaz ve zorunlu olduğuna insanları ikna etmeye çalışıyor.
Çarşamba, 29 Şubat 2012 09:50

Suriye’de birinci yılına girecek olan silahlı çatışmaların ardından Batı savaş seslerini yükseltmeye devam ediyor. Geçen hafta Tunus’ta toplanan “Suriye’in Dostları” Konferansı'nda destek gören müdahale ve muhaliflere daha çok destek kararının ardından Batı medyası da savaşın gerekli ve kaçınılmaz olduğuna yönelik yazılarını sürdürüyor.

“Suriye’nin isyancılarını silahlandırın”

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Saud El-Faysal Hillary Clinton ile görüşmesi öncesi Suriye’deki muhalif grupların silahlandırılması hakkındaki düşünceleri sorulduğunda bunun “müthiş bir fikir” olduğunu söylemi ve neden olarak da “kendilerini savunmak zorunda olduklarını” söylemişti.

ABD’de yayımlanan New York Times gazetesinin yazarlarından Roger Cohen yazdığı yazı ile açıktan açığa Suriye’deki muhalif grupları silahlandırma çağrısı yaptı. “Durum daha kötüye gitmeden iyileşmeyecek. Kimse cini tekrar şişesine koyamaz” sözleri ile başlayan yazısında Cohen, Suriye’nin sorunlarını çözmesi için savaş çıkması gerektiğini iddia etti. Esad rejiminin çoktan bittiğini öne süren yazar, tek meselenin rejimin ne zaman öleceği olduğunu söylüyor.

Senaryo yine bölünme
Yazıda SSCB’nin ardından yaşananları emperyalizmin müdahalesinden bağımsız bir şekilde yansıtan yazar, Yugoslavya için “hiçbir zaman işlememiş güzel bir fikir” sözlerini sarf ettikten sonra Suriye’nin “kanlı kaderi”nin de, Irak ve Lübnan da dahil olmak üzere, buna benzeyeceğini söylüyor.

Alevileri ülkeyi demir yumrukla yöneten azınlık olarak tanımladıktan sonra, bu rejimlerin yıkılmasından sonra liberal ekonominin farklı grupların yanyana durmasından çok birbirlerinden “özgürleşmesi” şeklinde geldiğinin altını çiziyor. Cohen ülkelerin parçalanmasında emperyalizmin etkilerini ve bölünmelere neden olan iç savaşların arka planlarını ise görmezden geliyor.

Aleviler açık hedef
Olayların ilk günlerinden itibaren radikal islamcı grupların hedef haline getirdiği Aleviler bu yazıda da "azınlık içinde azınlık olan bir mafya"ya benzetiliyor. Aleviler, ülke içindeki pozisyonlarının feodal bir şekilde sürdüren bir grup olarak nitelenerek, bir bütün olarak aynı kefeye konuluyor.

Rusya’nın gitgelli tutumu ve ülkedeki karışıklıkların El Kaide’ye bağlı gruplara yaramaması için Batılı ve Arap devletlerinin ortak çabasının gerekliliğini vurgulayan New York Times yazarı, yazısında savaş taktikleri de veriyor. Verdiği taktikler içinde muhalif grupların silahlandırılması, BM gücünün Türkiye ve diğer sınır komşuları ile Suriye içinde tampon bölgeler kurması ve Rusya ve Çin’e siyasal baskılar yapılması yer alıyor. Diğer bir hedef olan İran’ın da Suriye’nin düşmesi sonrası kritik ölçüde zayıflayacağı vurgusu ihmal edilmiyor.

(soL - Dış Haberler )