Milyarlarca dolarlık ‘Barzani imparatorluğu’: Petrol kavgasından ‘Kürt açılımına’

“Barzani imparatorluğu” hakkındaki yazı dizimizin son bölümünde aşiretin Bağdat’la petrol kavgasını, AKP’nin “Kürt açılımı”na verdiği desteği, Cemaatin aşirete yaptığı yatırımları ve bölgedeki Türkiye uyruklu şirketleri tartışıyoruz.
Perşembe, 09 Ağustos 2012 11:13

Petrolle devam edelim…

60 milyar varillik imparatorluk…
Barzani’nin hükmettiği petrol rezervleri toplam 50 milyar varil olarak hesaplanıyor. Kerkük’teki 10 milyar varillik rezerv de buna dahil edildiğinde miktar 60 milyar varile çıkıyor. Özerk bölgede günlük petrol üretimi 1 milyon varil.

Irak Anayasasına göre “ülkedeki petrol bütün Irak halkının”. Federal bölgeler ulusal servet olan petrol üzerinde hak iddia edemiyor. Uluslararası anlaşma yapma yetkisi de merkezi hükümetin elinde. Federal bölgelerin yaptığı anlaşmalar ancak Bağdat’ın onayından sonra uygulamaya konulabiliyor. Irak’ın ihracat gelirinden Kürt Özerk yönetimine ayrılan pay ise yüzde 17.

Bağlı olması gereken anayasaya rağmen Barzani, “petrol gelirlerinden adil pay alamadıklarını” gerekçe göstererek, Bölge’sinde 40’a yakın şirketle petrol arama ve çıkarma anlaşması yaptı.

Barzani imparatorluğunun çıkarları söz konusu olunca, dünyadaki hiçbir anayasa maddesinin bir hükmü yoktur.

Anlaşılan şirketler arasında Amerikan Exxon Mobil, Chevron, Marathon Oil, Fransız petrol devi Total ve Rus Gazprom da var.

Bunların arasında iki Türk firması da bulunuyor Çukurova grubuna bağlı Genel Enerji ve ve Pet Oil. Pet Oil, bu bölgede yatırım yapabilmek için Azerbaycan ve Kazakistan’daki tüm yatırımlarını durdurdu.

Irak hükümeti her ne kadar “yapılan bu anlaşmaların hiçbir hükmü yoktur” dese de şirketler Bölge’deki faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyorlar.

Devlet düzeyinde ilk anlaşma…
Petrol konusunda Irak hükümeti için en beklenmedik çıkış Türkiye’den geldi.

Türkiye, Barzani’yle bir petrol anlaşması imzaladığını duyurdu. Bu, Barzani’nin devlet düzeyinde yaptığı ilk anlaşmaydı. Türk hükümetiyle Barzani asındaki görüşmelere yeğen Neçirvan Barzani aracılık etti.

Anlaşmaya göre, petrol önce kara yolundan tankerlerle taşınacak, ardından yeni bir petrol boru hattıyla Türkiye üzerinden dünyaya satılacaktı.

Bu arada, Başbakan Erdoğan’ın damadının yönetim kurulu başkanlığını yaptığı Çalık Enerji’nin, Irak-Türkiye sınırından Ceyhan’a giden bir petrol boru hattı inşası için çok önceden bir izin başvurusunda bulunduğu çıktı ortaya. Başvuruda, Silopi’den Yumurtalık’a uzanan 640 km’lik bir boru hattından söz ediliyordu.

Peki Barzani’yle böyle bir anlaşma yapılmasaydı, Silopi’ye petrol nereden gelecekti?

Bu sorunun yanıtı bile Barzani ve Erdoğan’ın ne kadar köklü ve nasıl bir çıkar ilişkisiyle birbirlerine bağlı olduklarını göstermeye yetiyor.

Irak hükümeti gelişmelerin “savaş sebebi” sayılacağını ilan etse de Ortadoğu’da gerçek gücün kim olduğu konusunda herkes hemfikir.

“Bağımsızlık arayışına girerim”…
Irak yönetimiyle tırmanan gerilim, Barzani’nin “bağımsızlık arayışına girerim” tehdidiyle sonuçlandı.

Bu arada Bağdat yönetiminden yeni bir suçlama daha geldi Barzani “gizli silah anlaşmaları” yapıyordu. Olayın güvenlik servisleri tarafından ortaya çıkarıldığı söyleniyor “silah anlaşmasının tanksavar füzeleri, hava savunma füzeleri ve diğer ağır silahlardan oluştuğu” iddia ediliyordu.
Oysa Irak’ta sadece Savunma Bakanlığı’nın silah satın alma yetkisi vardı.

Bu iddialar gazetelere yansıyan bir haberle doğrulandı. Haberde, Barzani’nin ABD’yle bir silah anlaşması yaptığı yazılıyordu. Barzani, ABD’ye yaptığı son ziyaret sırasında Washington ile Apache AH-64 model saldırı helikopterleri almak için görüşmeler yapmıştı. Yazılanlara göre Barzani, 24 adet helikopterin Erbil yönetimine satışı için resmi başvuruda bulunmuştu.

Bu gezide Barzani’nin ABD’den bir “ricası” daha oldu “o silahlarla bizi vuracaklar” dediği F-16 uçaklarının Irak’a teslim edilmesini istemiyordu.

“Davutoğlu’nu tutuklarız”…
Irak hükümetiyle Barzani arasındaki gerilim Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun Erbil ve Kerkük ziyaretiyle iyice tırmandı.

“Başka bir ülkenin resmi temsilcisinin merkezi hükümete bildirmeden, Irak topraklarında resmi ziyaret yapamayacağını” söyleyen Irak hükümeti, “ziyaret Bağdat'taki Dışişleri Bakanlığı'na bildirilmeli ve mutabakat alınmalıydı” diyordu.

O gerginliğe damgasını vuran gelişme ise Irak Dışişleri Bakanlığı resmi internet sitesinde yer alan Başbakan Nuri Maliki'nin danışmanının açıklaması oldu:

"Davutoğlu’nun Kerkük ziyareti Irak hükümetinin bilgisi ve onayı dışında gerçekleştirildi. Türkiye çok açık bir biçimde Irak'ın içişlerine karışıyor. TC Büyükelçiliği kapatılmalı. Davutoğlu'nu tutuklama hakkımız var."

Irak hükümetinin bu çıkışının da Barzani ve Türkiye üzerinde hiçbir etkisi olmadı. Türkiye, Irak’ta işbirliği yapacağı safı çoktan belirlemişti.

Biraz da Barzani Türkiye ilişkilerinden söz edelim.

“MİT Başkanı Emre Taner'le bu proje üzerine çok konuştuk…”
Türkiye-Barzani arasındaki ilişkilerin en sıcak olduğu dönem, AKP’nin 2009 yılının ortasında ortaya attığı “Demokratik Açılım” sürecinde yaşandı.

Bu tarih aynı zamanda, Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanlığına getirildiği, Obama yönetiminin Irak’tan asker çekme takvimini açıkladığı ve Kuzey Irak’ta Barzani yönetiminin seçimlerde oy oranını düşürerek çıktığı tarihti.

Süreç içerisinde Dışişleri Bakanı Davutoğlu, dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve AKP Genel Başkan yardımcısı Dengir Mir Fırat artarda Erbil’e giderek Barzani’yle görüştüler. DTP heyeti de birçok kez gitti Erbil’e. Ahmet Türk, bu görüşmelerin birinin ardından “artık Kürt sorununun çözümünde başka bir aşamaya geçilmiştir” açıklaması yaptı.

Yazılanlara göre, Barzani’den PKK’nin silah bırakması konusunda “yardımı” isteniyordu.

Bu dönemdeki Türkiye-Barzani işbirliğinin ayrıntılarını Kürdistan Özerk Bölgesi Başbakanı Neçirvan Barzani’den dinleyelim:

“Evet, o dönemde Türkiye ile bizim bir tecrübemiz oldu. Şu bilinmelidir ki, bizim Türkiye'nin içişlerine müdahale etmek şeklinde herhangi bir gayretimiz yok. Bizim rolümüz herkeste umut yaratan bu büyük projeye destek olmak. Tabii ki Türkiye ile bu konuda işbirliği içerisindeyiz ve sürekli bilgi alışverişinde bulunuyoruz. Bu projenin başlaması ile birlikte MİT ile MİT Başkanı Emre Taner'le bu proje üzerinde çok konuştuk, geliştirmeye çalıştık. Ama bu Türkiye'nin içişlerine müdahale etmek anlamına gelmiyor. Biz bu sürece mantıklı politikalarla katkıda bulunmayı bir görev olarak görüyoruz.”

Türkiye’den Barzani’ye “açılım” jesti…
Barzanilerin gösterdiği “samimi işbirliğine”, Türkiye bir jestle karşılık verdi.

O güne kadar Kürtçe’nin Zazaca ve Kırmançi lehçelerinde yayın yapan TRT Şeş, Kürdistan Özerk Bölgesi’nin resmi dili olan Soranice lehçesinde de yayın yapmaya başlayacaktı. Yayının açılışına Bülent Arınç Ankara’dan, Barzani de Selahattin’den canlı olarak katıldı.

Barzani destekli bu “açılımın akıbeti” hepimizin yakından bildiği gibi oldu.

Ancak, son günlerdeki gelişmeler Barzani’den hâlâ daha “umut kesilmediğini” gösteriyor. Son aylarda artarda yapılan Erbil ziyaretleri bize 2009 sürecinin bir tekrarını hatırlatıyor.

Geçtiğimiz aylarda Leyla Zana’nın Barzani’yle yaptığı görüşme ve ardından söylediği “Erdoğan bu işi çözer” sözleriyle derinleşen yeni süreç, Dışişleri Bakanı Davutoğlu ve Beşir Atalay’ın Erbil’e yaptığı ziyaretlerle sürüyor.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın da, Beyaz Saray’ın güvenlik danışmanlarıyla Washington’da yaptığı toplantıdan bir hafta sonra Erbil’e gittiğinin altını çizelim.

Cemaatin Erbil ilgisi…
Ortadoğu’nun bu en önemli bölgesinde Fethullah Gülen cemaatinin “faaliyet göstermiyor olması” düşünülemez doğal olarak.

Önce cemaatin Bölge’deki okulları:

Cemaat bölgedeki ilk okulunu 1994 yılında açtı. Okulların sayısı bugün 17’ye ulaştı. Erbil, Süleymaniye, Kerkük ve Duhok’da bulunan okullardan binlerce öğrenci mezun oldu. Okulların eğitim faaliyetleri arasında, her kurban bayramında Bölge’deki 10 bin aileye kurban eti dağıtmak olduğunu da söyleyelim.

Cemaatin Bölge’de bir de üniversitesi var Erbil Işık Üniversitesi. Üniversitede Kürtçe, Türkçe ve İngilizce olmak üzere üç dilde eğitim veriliyor.

Yakında Doğramacılar’ın Bilkent’inin de bölgede eğitime başlayacağı söyleniyor.

Cemaatin Abant Platformu Erbil’de…
Emperyalizmin ayak izini takip etmek isteyenler, Cemaatin Abant Platformu toplantılarının izlerini takip edebilirler. Şubat 2009’da Erbil’de toplanan Platform, bu toplantı öncesinde dört başkentte bir araya gelmişti Washington, Brüksel, Paris ve Kahire…

Erbil’deki toplantının katılımcıları arasında Başbakan Erdoğan’ın danışmanı İbrahim Kalın, Ali Bulaç, Bejan Matur, Erbil Işık Üniversitesi eski rektörü Prof. Salih Hoşoğlu, Mehmet Altan, Galip Ensarioğlu, Nasuhi Güngör, Eser Karakaş, Altan Tan, Cengiz Çandar ve Mümtazer Türköne gibi isimler vardı.

Selahaddin Üniversitesi ve Mukriyani Enstitüsü'yle ortak düzenlenen toplantının başlıkları “Türkiye'nin Ortadoğu ve Irak ile ilişkileri” ve "Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak" olarak duyuruldu.

Bölgesel Yönetim Başbakanı Neçirvan Barzani’nin katılımıyla başlayan toplantılar, Fethullah Gülen’in mesajıyla açıldı. Söylenene göre, Gülen ilk kez bir Abant toplantısına mesaj gönderiyordu.

Gülen mesajında, “son asırda bölge uluslararası yoğun bir siyasi ilgiye mazhar olmuştur. Şüphesiz savaş da barış da farklı insani ve uluslararası ilişkiler öğretmekte ve ciddi kazanımlar sağlamaktadır. Türkiye'de binler hatta milyonlar bu coğrafyaya zihnen, fikren ve manen alaka duymaktadırlar” diyordu.

Neçirvan Barzani ve Gülen’in mesajıyla açılan toplantılar, Cengiz Çandar’ın halayıyla sona erdi. Yazılanlara göre, kapanış yemeği sırasında çalınan Kürtçe “cane cane” türküsünü duyan Çandar, kendini daha fazla tutamayıp, piste fırlamıştı. Çandar’ın halay başı olduğu fotoğraflar ertesi gün Türkiye ve Bölge’deki tüm gazetelerin ilk sayfalarında yer aldı.

Toplantılar, KDP’nin resmi yayın organı olan Kürdistan televizyonunda iki gün boyunca canlı olarak yayınlandı.

Ve Türkiye- Barzani ticareti…

Barzani ihale dağıtıyor…
Kürdistan Özerk Bölgesi’nde faaliyet gösteren Türkiye uyruklu şirket sayısı 1200 civarında. Bunların 900 kadarını inşaat sektöründeki şirketler oluşturuyor. Bu şirketlerin çalışanlarının Bölge’de oluşturduğu nüfus 15 bini buluyor.

Türkiye ile bölge arasındaki yıllık ihracat hacmi beş milyar dolar.

Yabancı şirketler için Bölge, bir vergi cenneti. Şirketler birçok faaliyetleri için vergi ödemiyorlar, çeşitli başlıklar altında alınan harç ve vergilerin oran ise yüzde 3’ü geçmiyor.

Bölge’deki en büyük Türk yatırımcısı, Mehmet Emin Karamehmet’in sahibi olduğu Genel Enerji. Günde 125 bin varil petrol üreten firmanın bu bölgeye yaptığı yatırım 1,2 milyar dolar civarında. Petrol üretimi yapan diğer Türk şirketi ise Pet Oil.

Türk Hava Yolları, Atlasjet ve Pegasus Havayolları haftada 24 uçuş yapıyor Erbil’e.

Ülker, Vestel, Arçelik, Beko, İstikbal, Vakko, Divan, Alfemo, Merinos ve Aksa gibi bir çok markanın Bölge’nin her yerinde çok sayıda şubeleri var. Aynı şekilde Ziraat Bankası, İş Bankası, Vakıfbank, Albaraka Türk ve Bank Asya’nın da Bölge’de çok sayıda şubesi var.

Milyarca dolarlık inşaat yatırımları…
Türk şirketlerinin aldığı inşaat taahhütlerinin tutarının toplamda 2 milyar dolara ulaştığı söyleniyor.

Bölgede Tepe, Elegan, Yüksel, Taşyapı, Cengiz, Makyol, Nursoy, Günay, Renas Company gibi İnşaat devi sayılan Türk firmaları faaliyet gösteriyor.

Bu firmalar, Erbil ve Süleymaniye uluslararası havaalanları, yeni üniversite binaları, bölgesel yönetimin bakanlıkları, Mesut Barzani'nin başkanlık sarayı, cezaevleri, kültür ve alışveriş merkezleri, karayolları, kanalizasyon ve su şebekeleri ve toplu konutların inşaatlarını yapıyorlar Bölge’de.

Bölgedeki ilginç yatırımcılardan biri Renas Company’nin sahibi işadamı Renas Elçi. Renas Elçi, Türkiye KDP’sinin en önemli isimlerinden biri olan Şerafettin Elçi’nin oğlu.

Tüm bu ihalelerin “Barzani imparatorluğu” tarafından dağıtıldığını söyleyelim ve artık bitirelim.

Hatice İkinci (soL)