Mihver güçleri savaş sahnesinde
İtalya, Almanya ve Japonya, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Anayasa’larında yurtdışına saldırgan amaçlarla asker göndermeyi yasaklamış olsalar da bu kuralı çoktan rafa kaldırdılar.
Araştırmacı yazar Rick Rozoff, İkinci Dünya Savaşı’nın yenik devletlerinin, savaş sonrası kesinlikle saldırgan tavırlarda bulunamayacak şekilde yeniden kurulmuş olmalarına rağmen, bugün nasıl 61 senelik yasağı ortadan kaldırdıklarının hikayesini anlatıyor.
Geçtiğimiz Pazartesi, İtalyan basınında yer alan bir habere göre İtalyan hükümeti, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ülkenin saldırgan askeri operasyonlara katılmasını yasaklayan yasayı ortadan kaldırmayı ya da en azından değiştirmeyi planlıyor.
İtalyan Savunma Bakanı Ignazio La Russa, bu değişikliğe Afganistan’daki savaşa katkılarını artırabilmek için ihtiyaç duyduklarını belirtti. Dışişleri Bakanı Franco Frattini ise “Barışı amaçlayan misyonlar için yeni bir yasaya ihtiyacımız var” dedi.
Yasak, Anayasalar’da yer alıyordu
1948 yılında yazılan İtalyan Anayasası’nın 11. Maddesi, “İtalya, halkların özgürlüğünü tehdit etmenin ve uluslararası sorunları çözmenin bir aracı olarak savaşı bir yöntem olarak reddeder” diyordu.
1949’da yazılan Federal Almanya Anayasası’nın 26. Maddesi, “Ulusların barışçıl ilişkilerini bozmak niyetiyle, özellikle de saldırgan bir savaşa amacıyla yapılan faaliyetler Anayasal değildir. Bunlar cezalandırılacak birer suçtur” diyordu.
1947 yılında ABD’nin gözetimi altında yazılan Japonya Anayasası’nın 9. Maddesi ise “Adalet ve düzen üzerine kurulu bir uluslararası barışa özlem içindeki Japon halkı, ulusun egemen bir hakkı ya da uluslararası sorunları çözmek için için güç kullanımı olarak savaşı daima reddeder” diyordu.
60 senedir her saldırgan kampanyada yer aldılar
Bu devletler bizzat ordu göndermese de, ABD bu ülkelerin her birindeki askeri üslerini sayısız saldırgan faaliyette kullandı. Yani üç ülke de Kore savaşından Afganistan’a kadar her savaşta desteklerini sundular.
Fakat yine de bu dönemde üç devletin saldırma yasağı gözetiliyordu. Örneğin NATO’nun kurucu üyesi olan İtalya, Kore savaşına asker göndermemişti.
Almanya ve İtalya, savaşa dair bu yasağı açıktan açığa 1999 yılında NATO’nun Yugoslavya’yı parçalamak üzere bombaladığı savaşta deldiler. Bu savaşta iki devlet de savaşa hava operasyonlarıyla katıldılar.
Afganistan savaşında ise yasak tamamen rafa kalktı. Almanya 4500 askerle en büyük dördüncü, İtalya ise 3250 askerle altıncı işgal gücünü oluşturuyor.
Japonya’nın Anayasası, hem ülke toprakları dışında asker bulundurulmasını, hem de ülkeyi savaşa girmeye zorlayacak her türlü askeri ittifaka katılmayı yasaklıyordu. Japonya ilk olarak 2002’de Doğu Timor’a asker gönderdi. Ardından Asya ülkesi, Irak işgaline 600 asker ve yüzlerce destek personeli yle katıldı.
Faşizmi anımsatan uygulamalar
Dahası, iki ülke de faşizmi anımsatacak biçimde ordularını ülkenin iç güvenliğini sağlamak için de kullanıyor. Almanya, bu sene Fransa’yla ortak düzenlenen NATO zirvesi sırasında göstericilere karşı Bundeswehr, yani Alman ordusu birliklerini kullandı. İtalya ise daha da ileri gidip, Roma, Milan, Naples ve Turin kentlerinde devriye gezerek “asayişi sağlamaları için” 3 bin asker görevlendirdi.
İkinci Dünya Savaşı’ndan arta kalan her şey, sınırlardan yasaklara, fikirlerden uygulamalara kadar, Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından bu yana büyük bir saldırı altında. Faşist kamptaki üç devletin, şimdiye emperyalizm saflarında yeniden savaşçı devletlere katılmış olması da bunun çok önemli bir parçasını oluşturuyor.
(soL - Dış Haberler)

Yorumlar - Bu habere 1 yorum yapıldı
meşruluk sınırlarını maalesef emperyalistler belirliyor.işgallere operasyon,savaşlara demokrasi denmesini de onlardan öğrenmedik mi?