Katliam kimin başından çıktı?

“Srebrenitsa katliamı” anma töreni nedeniyle Sırpların Boşnakları Srebrenitsa’da “soykırıma” uğrattığı iddiası yeniden yüksek sesle dile getirildi. Ancak 15. yılında katliamla ilgili pek çok şüpheli nokta hala aydınlatılmayı bekliyor.
Pazartesi, 12 Temmuz 2010 10:22

“Srebrenitsa katlimaı”nın 15. yıldönümü anma töreninlerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Sırbistan, Hırvatistan, Karadağ, Slovenya, Bosna Hersek cumhurbaşkanları, Makedonya başbakanının da aralarında bulunduğu 50 bin kişi katıldı. Katliamda hayatını kaybeden 775 kişi ise toplu mezarlardan çıkarılarak defnedildi.

Yugoslavya’nın parçalanma sürecinde aralarında en kanlısının Srebrenitsa olduğu çok sayıda katliam yaşandı. ABD ve Almanya başta olmak üzere emperyalist ülkelerin de kışkırtmasıyla milliyetçiliğin tırmandığı Yugoslavya’da 1990’ların başında çıkan iç savaş, Batılı güçlerin farklı grupları silahlandırmasıyla hızla tırmanmıştı. Bu süreçte gerçekleşen katliamların birçoğu birbirine düşmanlık besleyen Sırp, Boşnak, Hırvat ve Arnavut milliyetçiler tarafından gerçekleşirken, bazı katliamlar tarihe karanlık pek çok yönü aydınlanamadan geçti. Bunlardan biri de Srebrenitsa katliamıydı.

1995 yılında Yugoslavya iç savaşı esnasında gerçekleştirilen Srebrenitsa katliamı bugün Sırp ordusunun vahşeti olarak biliniyor. Ancak katliam Batılı ülkeler için Yugoslavya'nın parçalanmasına giden yolda, kontrolün Birleşmiş Milletler'den (BM) NATO'ya geçmesini sağlayan en önemli provokasyon oldu. Bugün Srebrenitsa’da Sırpların katliam yaptığını söyleyenlerin yanı sıra, olayın karanlık noktalarına işaret edenler de bulunuyor. Katliamı Sırpların yaptığını iddia edenler de BM’nin Sırplara göz yumduğunu iddia ederek Avrupalı güçleri suçluyorlar.

Srebrenitsa’da “Sırplar soykırım yaptı” iddiası
15 yıl önce, 11 Temmuz 1995'te BM tarafından "güvenli bölge" ilan edilen Srebrenitsa'da yaşananlar tarihe büyük bir katliam olarak geçti. Srebrenitsa’nın “güvenli bölge” ilan edilmesiyle, kentten Sırp nüfus kaçarken başka bölgelerden kaçan Boşnaklar sığınmış, kentin nüfusu 25 binden 60 bine yükselmişti.

Katliamda yaklaşık 83 bin kişinin öldürüldüğü iddia edildi ancak bu sayı kesinleşmiş değil. Ölenlerin bir kısmının sivil değil Boşnak askerleri olduğu öne sürülüyor. Avrupa'da II. Dünya Savaşı'nın ardından en büyük sivil katliamı olduğu söylenen Srebrenitsa'da olaylar, 17 Temmuz'a kadar sürmüştü. Bu sırada kentte BM barış gücü askerleri bulunuyordu. Sırp birliklerinin gelmesiyle birlikte 5 bin sivilin BM’ye ait Potocari üssüne sığındıkları ancak Sırp birliklerinin esir aldığı 13 Hollandalı askere karşı, bu sivillerin Sırplara teslim edildiği öne sürüldü.

Srebrenitsa’da yaşananlar Yugoslavya'nın parçalanması sürecinin en önemli adımı olan NATO'nun müdahalesini meşrulaştırmak üzere kullanıldı. Srebrenitsa katliamı Yugoslavya'nın denetiminin BM'den NATO'ya geçmesini sağlayan olaylardan biriydi. 30 Ağustos 1995'te Yugoslavya'ya ilk bomba düşerken NATO ülkelerinin gerekçesi "Srebrenitsa katliamının bir benzerinden Kosova'daki Arnavutları korumak" olacaktı.

Ancak NATO üyesi ülkeler 1 hafta kadar sürdüğü söylenen Srebrenitsa katliamı sırasında sessizliğe bürünmüş, bazılarının katliam sırasında bu ülkede BM çatısı altında askerleri olduğu halde olayları izlemekle yetinmeleri pek çok soru uyandırmıştı. Ayrıca yine aynı ülkeler Srebrenitsa bölgesindeki insanlara yardım ulaştırmamış kampta kalan mültecilerin bir kısmının susuzluk nedeniyle ölmesine göz yummuşlardı.

Srebrenitsa’da şüphe bulutları
- Srebrenitsa’da kenti korumakla görevli bir diğer birlik ise Boşnaklara ait 28. piyade tugayı idi ancak bu tugay katliam başlamadan kısa bir süre önce kenti terk etmişti.

Üstelik bu esnada Sırp komutan Ratko Mladiç'in ordusunun ağır silahlar eşliğinde Srebrenitsa’ya saldırmaya hazırlandığı iddia ediliyordu. Kentin güvenliğinin sağlanmaması nedeniyle katliamdan Bosna Hersek'in eski Devlet Başkanı Aliya İzzet Begoviç de sorumlu tutuluyor. Boşnak birliklerinin eski komutanı Sefer Haliloviç ve Srebrenisa polis şefi Hakija Meholiç'e göre İzzet Begoviç bilerek Boşnak sivilleri ölüme terk etmişti.

-Potocari üssüne sığınan sivillerin Hollandalılardan teslim alınarak katledildiği öne sürülse de, kente giren Sırplar 800 erkeği esir aldıklarını, bu insanları da bir süre sonra serbest bıraktıklarını söylüyorlar. Pek çok kaynak Potocari’deki erkeklerin sayısının 250 kadar olduğunu, iddia edildiği gibi binlerce kişi olmadıklarını belirtiyor.

- 28 piyade tugayı askerlerinin Srebrenitsa’dan Tuzla’ya çekildiği söylendi. Ancak daha sonra Srebrenitsa ile Tuzla arasında gömülmüş 4 bin ceset bulundu. Bunların sadece 400’ünün kimlikleri tespit edilirken, geri kalanların kimlikleri hala belirlenemedi. Bu kişilerin nasıl öldürülmüş olduğu da açıklanmadı.

- BM Barış Gücü’nde görevli Hollandalıların Sırplar tarafından esir alınan 13 Hollanda askerine karşı 5 bin sivili Sırp birliklerine teslim ettiği söylendi. Ancak bu pazarlık iddiası da şüphe uyandırıyor. Nitekim Hollanda askerlerinin Sırpların katliamına göz yumduğu iddiası NATO’nun Sırbistan’a karşı savaşa girmesine de gerekçe sağladı.

- Sırplar Srebrenica'ya saldırılarını sıklaştırdıklarında, daha önce silahları toplanan Müslümanlar silahlarını geri almak için başvurduklarında Hollandalı komutanın bu talebi geri çevirdiği söyleniyor. Hollandalıların, barış gücünün havadan müdahale edeceği iddiasına rağmen birkaç F16 uçuşu dışında Srebrenitsa’ya müdahale edilmedi. Hollandalı askerler de bir emirle kenti boşalttılar.

İç savaş: Alman-ABD ortak yapımı
Bugün katliamın Sırplar birlikleri tarafından yapılmış olabileceğini kabul eden Sırplar, kendilerini savunurken Boşnakların daha önce kendilerine yönelik saldırılar düzenlediklerini, Sırpların da katledildiğini öne sürüyorlar. Katliamların katliamları meşrulaştırmak için kullanıldığı iç savaş sürecinde, milliyetçi gruplar karşılıklı olarak kan döktüler. Ancak bu süreçte iç savaşı kışkırtan ve tırmandıran bazı girişimlerin ABD ve Almanya’dan geldiği biliniyor.

Yugoslavya’daki savaşın başlamasına neden olan Hırvat-Sırp gerginliğinin arkasında Almanya olduğu bugün bilinen bir gerçek. Almanya, faşist Hırvatları silahlandırarak ve mali destek vererek Sırplara saldırmalarını teşvik ediyordu. Almanya daha sonra benzer bir desteği Kosova Kurtuluş Ordusu’na (UÇK) da vermiş, Arnavut-Sırp gerginliğini tırmandırmıştı.

Srebrenitsa katliamının bir parçası olduğu Bosna savaşında ise ABD’nin aktif olarak devrede olduğu biliniyor. ABD, 1980’li yıllarda Afganistan’da Sovyetler Birliği’ne karşı kullandığı Müslüman mücahitleri eski Yugoslavya topraklarına getirerek Sırplara karşı savaşmalarını sağladı.

Bu Afgan mücahitlerin geçiş noktalarından biri de Türkiye olmuştur. Türkiye radikal İslamcıların geçişini sağladığı gibi, Türkiye’den de çok sayıda kişinin Yugoslavya’ya savaşmak üzere gittiği de biliniyor. Türkiye’nin bu gruplara yasadışı yollardan mali yardım ve silah aktarılmasında da aracı olduğu öne sürülüyor.

(soL-Dış Haberler)