İsrail panikte: Savaş suçlusu olmayalım!

İsrail hükümeti, Gazze saldırılarına emir verenlerin ve görev yapan askerlerin "savaş suçlusu" olarak yargılanmamaları için yollar aramaya başladı. İsrailli insan hakları örgütleri ise suç delilleri topluyor.
Pazartesi, 26 Ocak 2009 09:30

soL (DIŞ HABERLER) İsrail hükümeti, "Dökme Kurşun Harekâtı" sırasında Gazze'de "savaş suçu işlemekle" suçlanmaları durumunda yargılanmaları gündeme gelecek olan İsrail Savunma Güçleri subaylarına maddi ve manevi yardımda bulunma kararı aldı. Kararname, Savunma Bakanı Ehud Barak tarafından önerildi. Barak, İsrail askerlerinin operasyona gönderilmesinin hükümetin sorumluluğunda gerçekleştiğini, dolayısıyla operasyon nedeniyle yöneltilebilecek suçlamalara karşı askerlere gerekli tüm desteğin verilmesi gerektiğini söyledi. Kararname Savunma Bakanı, Adalet Bakanı ve Askeri Başsavcı tarafından uygulanıyor.

İsrail Başbakanı Ehud Olmert, Adalet Bakanı Daniel Friedman başkanlığında bir ekibi Gazze'deki operasyonlarda görev alanların savaş suçlusu olarak suçlanmasının engellenmesiyle görevlendirdi. Friedman, saldırı emrini veren siyasilerle uygulayan üst düzey ordu mensuplarının hukuki savunmalarını koordine edecek bakanlıklar arası bir ekibe liderlik edecek. Ekip, uluslararası hukuk konusunda uzman olan kişilerin bilgisine başvurabilecek. Hükümet yetkililerinin, İsrailli insan hakları örgütlerinin Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne başvuruda bulunmak için doküman ve fotoğraf topladıklarını, mağdurlarla görüştüklerini öğrenmesi üzerine bu kararı aldıkları bildiriliyor.

İsrail Savunma Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde savaş suçuyla yargılanabilecekleri endişesiyle, saldırılar sırasında Gazze Şeridi'nde görev yapan subayların isimlerinin basın yayın organlarında yayımlanmasına yasak getirmişti. İsrail hükümeti, saldırıda görev alan subaylar hakkında, her türlü bilgiyi de sansürlüyor. İsrailli insan hakları örgütlerinin delil toplamaya başladığı haberlerini alan hükümet, yurtdışına çıkmayı planlayan bazı subayların İsrail Ordusu Savunma Danışmanlığı'na başvurmalarını istedi.

İsrailli İnsan Hakları Örgütleri, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne başvurmaya hazırlanıyor
20 Ocak'ta İsrailli sekiz insan hakları kuruluşu, İsrail Adalet Bakanı Menaçem Mazuz'a ortak imzalı bir mektup göndererek, saldırılarda ölenlerin sayısının "korkunç" boyutta olduğunu, İsrail ordusunun Gazze'de savaş suçu işlediğine dair kuvvetli emareler bulunduğunu ve bunların ortaya çıkarılması için bağımsız bir soruşturma mekanizması kurulmasını talep ettiklerini bildirmişlerdi.

İsrailli insan hakları örgütleri ile çeşitli ülkelerden avukatlardan oluşan bir diğer grup da, aralarında Başbakan Ehud Olmert, Savunma Bakanı Ehud Barak ve Dışişleri Bakanı Tzipi Livni`nin de bulunduğu İsrailli 15 politikacı ve asker aleyhinde Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde dava açılması için suç duyurusunda bulundu. Bu 15 kişinin suçlarının detaylı olarak yazıldığı dilekçeler, internet üzerinden "Aranıyor" başlığı altında yayımlandı.

Hakkında suç duyurusu yapılan İsrailli yetkililer ve yöneltilen suçlamalar şöyle:

Savunma Bakanı Ehud Barak: Haziran 2007`de, 1,5 milyon Gazzeli'ye karşı ambargo başlattı. Halen devam eden bu ambargo, uluslararası kanunlara göre "toplu cezalandırma" olarak nitelendiriliyor. Bu ambargo Gazze'de ciddi gıda ve enerji sıkıntılarının yaşanmasına, elektrik ve su aktarımında kesintilere, tıbbi malzeme ve ilaç eksikliğine yol açarak 1,5 milyon Filistinli'nin hayatını zorlaştırdı. Bu durum Cenevre anlaşmasının ihlalidir.

Şüpheli, 27 Aralık 2008 günü Gazze'nin havadan bombalanması emrini verdi. Bu saldırıda uçaklar yüzlerce sorti yaptı, binlerce ton bomba Gazze sokaklarına bırakıldı, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 1.200'den fazla insan katledildi. Bombalar binlerce evi yerle bir etti, yüzbinlerce Gazzeli mülteci durumuna düşürüldü.

Başbakan Ehud Olmert: 12 Temmuz 2006`da Lübnan'daki şehirlerin ve köylerin bombalanması emrini verdi. Yerleşim alanlarına karşı yapılan 34 günlük bombalama, uluslararası yasaların ihlalidir. Şüpheli tarafından emri verilen hava ve kara operasyonlarında, 1.200 civarında insan öldü, 5 bine yakın Lübnanlı yaralandı.

Saldırı sırasında, şüpheli, uluslararası kararlarla yasaklanan binlerce misket bombasının yerleşim yerlerine fırlatılmasını emretti. Toplam bir milyona yakın misket bombası fırlatıldı, bu bombalar savaştan sonra 30 kişinin ölümüne ve 90'ı çocuk 215 kişinin yaralanmasına neden oldu.

Haziran 2007'de, uluslararası kanunlara göre "toplu cezalandırma" olarak nitelenen ambargoyu ilan ederek, 1,5 milyon Gazzeliyi gıda, elektrik ve su kısıntısıyla karşı karşıya bıraktı.

27 Aralık 2008 günü Gazze'nin havadan, karadan ve denizden bombalanması emrini verdi, yüzlerce çocuğun da aralarında bulunduğu 1.200'den fazla Gazzeli'nin ölümüne neden oldu.

Dışişleri Bakanı Tzipi Livni: Şüpheli, 12 Temmuz 2006'da Lübnan'daki şehirlerin ve köylerin bombalanması emrini verdi. Yerleşim alanlarına karşı yapılan 34 günlük bombalamada, emri altındaki askerler Lübnan'a 12 bin hava sortisi yaptı, 100 bin tank mermisi fırlattı, 350 okulu ve 150 bin evi tamamen imha etti.

Saldırılar, Lübnan'daki su kaynaklarını, enerji kaynaklarını, hastaneleri ve yaşam için gerekli altyapı sistemlerini yok etti. 900 bin insan evsiz kaldı, saldırılarda ölen 1200 Lübnanlının 360'ı 13 yaş altındaki çocuklardı.

27 Aralık 2008 günü, Gazze'nin havadan, karadan ve denizden bombalanması emrini verdi, onun emirleri yüzünden 200 bin insan mülteci oldu. Masum insanlara saldırmak, yerleşim yerlerinde ayrım gözetmeden ateş etmek, yaralanmalara neden olmak, su, elektrik, hastane gibi gerekli altyapının imha edilmesi, uluslararası kanunlarla yasaklanmıştır. Bu nedenle, Livni "savaş suçu ve insanlığa karşı işlenen suçlar" maddelerinden yargılanmalıdır.

Haklarında suç duyurusu yapılan diğer İsrailli yetkililer, İşçi Partisi'nin başkanı Amir Peretz, Ulusal Altyapı Bakanı Binyamin Ben Eliezer, İç Güvenlik Bakanı Avi Dichter, gizli servisi başkanı Carmi Gilon, eski Genelkurmay Başkanları Moshe Ya'alon ve Dan Halutz, emekli General Doron Almog, Hava Kuvvetleri Komutanı Eliezer Shkedy, Genelkurmay Başkanı Gabi Ashkenazi, Savunma Bakan Yardımcısı Matan Vilnai ile Ulaştırma Bakanı ve Başbakan yardımcısı Shaul Mofaz.

İsrail'in savaş suçu işlediğinin kanıtları giderek artıyor
İsrail'in ordusunun 22 gün süren saldırılar sırasında pek çok savaş suçu işlediği iddia ediliyor. Bunların başında bombardımanda seyreltilmiş uranyum barındıran silahlar, beyaz fosfor bombaları ve tungsten karışımlı patlayıcılar kullandığı geliyor.

Beyaz fosfor, insanların önce havasızlıktan boğulmasına, sonra vücutlarının içten dışa doğru yanmasına yol açıyor. Yere düşmeden dağılan ve havayla temas eden fosfor tutuşurken, duman teneffüs edildiğinde, ciğerlerde hızlı bir yanma başlıyor. Dumanı soluyan canlıyı havasızlıkla boğan bomba, daha sonra vücudu içten dışa doğru yakıyor. Fosfor bombası nedeniyle başlayan yanma durdurulamıyor. Uluslararası Af Örgütü'nün görüştüğü, Gazze'nin ana hastanesi olan Şifa Hastanesi'nin yanık ünitesindeki doktorlar "İlk fark ettiğimiz şey, normalde tedavi etmeye alışık olduğumuz diğer yanıklardan farklı olan turuncu yanıklı vakalardı. Lekelerle başladılar ve bir süre sonra baskın bir kokuyla derinleştiler ve saatler sonra yaradan dumanlar çıkmaya başladı" dediler.

İran merkezli İngilizce yayın yapan Press TV ise yine Şifa Hastanesi'nde görev yapmakta olan birkaç yabancı doktordan biri olan Norveçli Mads Gilbert ile bir mülakat yaptı. Gilbert bu mülakatta "İsrail'in çok etkili ve adı Metal Inerte Denso (DIME) olan, tungsten karışımı ile yapılan, çok etkili, yeni tip silahlar kullanmakta olduğunu konusunda somut kanıtlara sahip olduğumuzu söyleyebilirim. Bu silahlar muazzam bir patlama gücene sahipler. Patlamadan etkilenen insanların, yaratılan basınç dalgası nedeniyle iç organları parçalanır" dedi.

İsrail Ordusu'nun fosfor bombası kullandığı yönündeki haberleri kesin bir dille reddetmesine karşın, 4 Ocak 2009 tarihinde Gazze sınırındaki İsrail topçu bataryasında çekilmiş olan fotoğraflarda, İsrail Ordusu'nun envanterinde bulunan M825A1 numaralı ve ABD yapımı beyaz fosforlu top mermileri açıkça görülüyordu.

İsrail ordusunun işlediği savaş suçlarıyla ilgili bir diğer iddia İsrailli askerlerin Gazzelileri evlerinin bombalanacağı uyarısıyla evlerinden çıkarıp, belirli noktalarda topladığı ve daha sonra bu noktaların bombalandığı yönünde. Bu yönde ifade veren yüzlerce Gazzeli var. Buna eşlik eden bir diğer suçlamaysa İsrailli askerlerin hedef gözeterek sivillere ateş açtığı ve yaralanan Filistinlilerin saatlerce ateş altında tutularak beklettikleri yönünde.

İşlenen suçlara dair bir diğer iddia, İsrail Ordusu'nun Gazze'den çekilirken bazı mahalleri neredeyse haritadan sildiği yönünde. İddialara göre İsrail Ordusu geri çekilirken bombalanan evlerin enkazlarını buldozerlerle bir araya getirdi ve toplanan yıkıntıların üzerinden tanklarla geçerek dümdüz etti. Bu nedenle ateşkesin ardından yaşadıkları yerlere dönen Gazzeliler evlerini bıraktıkları yerlerde bulamıyor. Yapılan hasar tespit çalışmaları bu iddiaları destekler nitelikte. Verilen bilgilere göre İsrail bombardımanında 4 binden fazla ev yerle bir oldu, 17 bin ev ise oturulamayacak duruma geldi.

Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Çalışma Örgütü (UNRWA) başkanı John Ging, geçen Cuma günü "Dökme Kurşun Harekâtı" kapsamında işlenen savaş suçları iddialarına dair bağımsız bir uluslararası soruşturma açılması çağrısında bulundu. Daha önce de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon İsrail'i "aşırı kuvvet kullanmakla" suçlamış ve "Gazze Şeridi'nde BM binalarını bombalayanların hesap vermesini" talep etmişti.

Bu arada gelen haberlere göre Filistin Özerk Yönetimi'nin Adalet Bakanı Ali Khashan, Lahey'de geçen Cuma günü Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısı Luis Moreno-Ocampo'yla görüştü. Savcının sözcüsü Beatrice Le Fraper, uzun süren görüşmede Gazze Şeridi'nde işlendiği ifade edilen savaş suçlarının ele alındığını söyledi.