İran seçimlerinde hile iddiası senaryo mu?

ABD ve AB liderlerinin öne sürdüğü, basın aracılığıyla büyütülen iddiaya göre, Ahmedinecad'ın yeniden göreve gelmesiyle sonuçlanan İran seçimlerine hile karıştırıldı. İddiayı destekleyen somut bir veri bulunmuyor. ABD'nin bir "renkli devrim" arayışıyla bu iddiaları ürettiğinden şüpheleniliyor.
Perşembe, 18 Haziran 2009 17:50

soL (DIŞ HABERLER) ABD ve Avrupa liderleri, İran'da yapılan seçimlere hile karıştırıldığı yönünde birbiri ardına açıklamalar yapıyorlar. "Derin kaygılarını" dile getiren İngiltere Dışileri Bakanı David Millband ile "daha fazla şeffaflık" talep eden Almanya Başbakanı Angela Merkel'in ardından Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy de, İran seçimlerine hile karıştırıldığını savundu. Hilenin boyutlarının sokaklardaki gösterilerin şiddeti ile doğru orantılı olduğunu söyeleyen Sarkozy, "Eğer Ahmedinecad gerçekten oyların üçte ikisini aldıysa bu şiddet nereden ortaya çıktı? Yaşanan tam bir trajedi, ama zincirlerini kırmaya çalışan fikri bir hareketin varlığı da olumsuz bir şey değil" dedi. Hatırlanacağı üzere Sarkozy, geçtiğimiz yıllarda kendi ülkesinde göçmenler tarafından yapılan sokak gösterilerinin ardından Afrikalı ve Müslüman vatandaşları için "çapulcular" ifadesini kullanmıştı.

Fakat Avrupalı liderlerin bu iddiaları herhangi somut bir kanıta dayanmıyor. Yorumların birbirine benzerliği ve derinlikten yoksunluğu, hepsinin Washington'un yaptığı açıklamadan türediği düşüncesini uyandırıyor.

Obama: İran'ın işlerine burnumuzu sokuyor gibi görünmek istemeyiz
ABD'de demokratlar, cumhuriyetçiler ve liberal sol, İran'daki seçimlerden "endişe" duyma konusunda ortaklaşıyor. ABD Başkanı Barack Obama, New York Times gazetesine verdiği röportajda Ahmenicad ve Musavi arasında söylendiği kadar büyük bir fark olmadığını ve İran sözkonusu olduğunda her koşulda tarihsel olarak ABD'ye düşman bir rejim ile karşı karşıya olunduğunu söyledi. Fakat Obama'nın resmi açıklamasında çok daha temkinli bir dil kullanıldı.

Obama, cumhuriyetçilerin kendisini İran'daki muhalefeti yeterince desteklememekle eleştirmesine yol açan açıklamada, "İran'da yapılan seçimlerle ve sonrasında sokaklarda yaşanan şiddet gösterileriyle ilgili derin kaygılar taşıdığını, ancak liderlerini belirlemek için daha demokratik mekanizmalar geliştirme konusunda İran halkının kendi kararlarını vermesi gerektiğini ve ABD'nin bu tartışmalı seçimine burnunu sokuyormuş gibi görünmesinin olumsuz etki yaratacağını" söyledi.

Beyaz Saray yetkilileri, bu açıklamanın "ABD'nin bir rejim değişikliği için baskı yapığı gibi yanlış bir algıyı engellemek için özel bir hassasiyetle ayarlandığını" bildirdiler. Yorumlara göre esas kaygı, Tahran'da yedi kişinin yaşamını kaybettiği gösterilerin Amerikan destekli olduğu gibi yorumların önünü almak.

"İddiaların tek kaynağı seçimi kaybeden Musavi"
ABD'de yayın yapan CounterPunch dergisinde Paul Craig Roberts imzasıyla ve "ABD neden İran seçimlerini gayrımeşru kılmaya çalışıyor?" başlığıyla çıkan makalede, hükümet denetiminde adeta bir "Propaganda Bakanlığı" gibi çalışan kurumsal medyanın Ahmedinecad'ın yeniden seçilmesinin ardından yaptığı haberler eleştirildi. Bu haberlerde, herhangi bir kanıta dayanmaksızın seçim sırasında oyların çalındığı öne sürülüyor ve protesto gösterileri son dakika gelişmesi olarak devamlı ekranlara geliyor. Yazara göre, bu iddialar seçimleri kaybeden aday Musavi dışında hiçbir kaynağa dayanmıyor.

Makaleye göre, seçimlere hile karıştırılmadığını destekler yönde veriler ise mevcut. Seçimle ilgili batı basınında yayımlanan tek anket var. Kâr amacı gütmeyen Yeni Amerika Vakfı (New America Foundation) ve Kamuoyu Merkezi (Center for Public Opinion) tarafından seçimin öncesinde İran'da gerçekleştirilen ve 15 Haziran'da Washington Post'ta sonuçları yayımlanan ankete göre, seçim sonuçları İran halkının iradesini yansıtıyor.

Anketin açıklandığı haberde, anket sonuçlarının seçimlere hile karıştırıldığı iddialarını desteklemediği belirtilerek şu ifadeler kullanılıyor: "Musavi'ye halkın büyük bir ilgi gösterdiği yönünde batı basınında geniş yer bulan haberlere karşın, İran'ın 30 ilinden oluşan bilimsel örneklemimize göre Ahmedinecad açık ara önde bulunuyor. Admedinecad'ın en yakın rakibinin iki katı oy alması bekleniyor. Musavi Azeri kökenli olmasını öne çıkararak İran'ın bu ikinci büyük etnik grubunun oylarını almaya çalışsa da, Azeriler 1'e 2 oranında Ahmedinecad'ı tercih ediyor. 'Değişimin' motor gücü olarak sunulan gençlere gelinince, tüm yaş grupları arasında Ahmedinecad'ın en sıkı destekçisi olan yaş grubu 18-24 aralığı. Musavi'nin önde olduğu ya da galebe çaldığı tek demografik grup ise, üniversite öğrenciler ve mezunları, ve ülkenin en yüksek gelir grubu."

"Amerikan özgürlüğüne aç İran halkı"
Makalenin yazarı Roberts'a göre, ABD'nin amacı İran halkının baskı altında tutulduğu ve halk iradesinin hiçe sayıldığı imajı yaratarak tıpkı "Saddam Hüseyin'in yönetiminde ezilen Iraklılar" gibi, Amerika tarafından kurtarılmayı bekleyen bir halk yaratmak, renkli bir Amerikan devrimi ile 1970'lerde Amerikan kuklası Şah rejimini deviren İslamcı ayetullahlardan rövanşı almak. İran'ın 1950'lerde gerçekleştirdiği ilk demokratik seçimlerin de ABD Hükümeti tarafından karıştırıldığını hatırlatan yazar, Washington'un İran'a Amerikan tarzı özgür yaşamlar götürmek için seçtiği yeni kukla lider adayının Musavi olabileceğini öne sürüyor.

Mirza Aslam Bey: ABD İran'da renkli devrim hazırlığındaydı
Pakistan'ın eski Genelkurmay Başkanı General Mirza Aslam Bey, 15 Haziran günü radyoda verdiği mülakatta istihbarat kaynaklarının ABD'nin İran seçimlerine müdahale etmeye çalıştığını tartışmasız bir şekilde ortaya koyduğunu, belgelere göre CIA'in seçimlerden sonra İran'da "renkli ancak işi boş bir devrim yükseltebilmek için" 400 milyon dolar harcadığını gösterdiğini söyledi.

Rus gazeteci: Çok demokratik bir seçim kampanyasıydı
Rusya'daki analiz sitesi Geopolitika'nın editörü olan Pavel Zarifullin de, seçimleri yerinde izlemesinin ardından yayımladığı raporda seçim kampanyalarının tümüyle demokratik koşullar altında yapıldığını yazdı. daha önce Beyaz Rusya ve Moldova'nın da aralarında bulunduğu çeşitli ülkelerde yapılan seçimlere gözlemcilik ettiğini, fakat İran'daki seçimin tanık olduğu en demokratik seçim olduğunu belirten Zarifullin, seçim öncesinde muhalif kanadın serbestçe gazetelerini çıkardıklarını ve İran devlet televizyonunun Ahmedinecad aleyhindeki protesto gösterilerini sansürlemeden yayınladığını belirtti. Rus uzman, Tahran'ın iki bölgesi dışında ülkenin sakin olduğunu da ekledi.

Hükümet tarafından finanse edilen Press TV'de Musavi yanlısı gösterilerle ilgili gelişmelere devamlı olarak yer veriliyor. Bu haberlere göre, Tahran ve diğer şehirlerde son dört gün içinde yüzbinlerce kişi seçim sonuçlarını protesto etti.

BBC: İran interneti ve televizyonu sansürlüyor
BBC'de çıkan bir habere göre, İran Devrim Muhafızları ülkedeki web sitesi ve bloglardan seçim sonrası karmaşa ortamında gerginlik yaratabilecek materyallerin kaldırılması için emir verdi. Haberde, Hükümetin yabancı medya organlarının mensuplarını sokağa çıkarak gösterilere haberleştirmekten alıkoyduğu, BBC world News ve Persian TV kanalları "elektronik savaş" yöntemlerini andıran bir şekilde parazit sokularak karıştırıldığı, Yahoo Messenger sitesine girişin de engellendiği belirtildi. Haberde, yasak ve engellemelere rağmen İran halkının internet ve televizyon kanallarını kullanmanın yollarını buldukları, sokak gösterileri ve eylemler ile ilgili videolar çekip yazılar yazarak bu kanallar aracılığıyla dünyayla paylaşmayı sürdürdükleri belirtildi.

Öte yandan, seçimde yarışan adaylardan bir diğeri olan ve 681,851 oy aldığı açıklanan Muhsin Rezai, 900,000'den fazla oy aldığını kanıtlayacak belgeler bulduğunu öne süren bir açıklama yaptı.