Irak’ta sömürgeleşmeye doğru

ABD’nin 2003 yılında işgal ettiği Irak toprakları her geçen yıl daha fazla sömürge toprağı haline geliyor. Bunun son kanıtları ise sözde çekilme planının ayrıntılarında açıkça görülüyor.
Cumartesi, 11 Temmuz 2009 10:30

soL (DIŞ HABERLER) Göreve geldiği günden itibaren Irak’tan çekilmeleri konusunu ısrarla gündeme getiren ABD Devlet Başkanı Barack Obama, Irak meselesinin çözüleceğine dair umutların kaynağı olmuştu. Ancak askerlerin çekilme yöntemleri ve devam eden çatışmalar Irak’ta ABD’siz bir yönetimin olmayacağının kanıtı oldu. Irak’taki Amerikan birliklerinin başında bulunan General Ray Odierno’nun emrine istinaden işgalci birlikler gece saatlerinde çekiliyor. Çekilmenin gece saatlerinde yapılmasının birincil nedeni ise birliklerin bulundukları bölgeleri tamamıyla boşaltmadıklarının gizlenmesi amacını taşıyor. Iraklıların askerlerin çekileceğine dair yaptığı sevinç gösterileri ve Başbakan Nuri el Maliki’nin çekilme takviminin başladığı günü “bağımsızlık günü” adı altında ulusal tatil ilan etmesi bir yana ABD’li askerler ülkenin belli kilit noktalarında üsleri tam anlamıyla boşaltmıyor. Üzerinde anlaşılan takvime göre 30 Haziran’dan itibaren muharebe askerlerinin fiilen ülkeyi boşaltması gerekiyor ancak bu askerler şu anda Irak’ta bulunan 134 bin askerin sadece 3’te birini oluşturuyor. Geriye kalan askerler ise ABD’nin vazgeçmek istemediği üslerinde “danışman” olarak görev yapmaya devam edecek.

Danışman asker ne demek?
ABD’nin Irak’ın içişlerine müdahale edebilmesi ve bölgede kalıcı mevki edinmesi için bir bahane niteliği taşıyan “danışmanlık” kurumu ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’in ifadelerinde netlik kazanıyor: “Siyasi uzlaşmayı sağlamak için Irak hükümetiyle yüz yüze çok daha saldırgan bir programımız var”. Biden’in de ifade ettiği gibi ABD’nin ‘öyleymiş gibi yapıp’ aslında Irak’ın tam da merkezinde kalmaya devam etmesinin bir kılıfı olan danışman askerlerin varlığı Irak’a biçilen rolü de netleştiriyor. Bunu en açık ifadesi de General Odierno’nun sözlerinde kendini buluyor. 30 Haziran’da bir basın toplantısında “Irak ABD’nin Ortadoğu’daki uzun vadeli ortağıdır” diyen Odierno Irak’ın ABD kuklası olarak geleceğini de çizmiş oldu.

Sömürge ülkesi Irak’a doğru
Irak’ta askerler dışında bulunan 1000 kadar idari görevliye ve şimdiye kadar bilinen en büyük elçilik binasının 740 milyon dolarlık değerine bakıldığında ise ABD’nin kendine kalıcı bir yer açtığı anlaşılıyor. Yaklaşık 30 milyonluk bir ülkede 1000 kadar ‘yabancı diplomat’ın bulunması ise o ülkeye neredeyse sömürge sınıfına sokacak kadar büyük bir rakam. Üstelik bu diplomatlar ve askerler sömürge ülkelerinde olduğu gibi bulundukları ülkenin hukukundan azade olarak yaşayacaklar. Yani Güçlerin Statüsü Anlaşması’na (SOFA) göre askerler masum sivilleri öldürmüş olsa bile Irak mahkemesinde yargılanamayacak. ABD personelinin ayrıca kendi elektrik, su ve iletişim sistemlerini kurup özel bir altyapı oluşturmuş olmaları da ülkede kalıcı bir ikametgah planladıklarının işareti.

Petrol geliri hala ABD’nin cebinde
İşgalden sonra BM’nin kararıyla kurulan Irak için Gelişim Fonu, ülkenin petrol gelirlerinin yüzde 95’inin ABD’nin New York Federal Rezerv Bankası’na aktarılmasını sağlarken Ocak ayında gelirin Irak hükümetine devredilmesi kararı Obama’nın kararıyla ertelendi. Ertelemenin gerekçesi ise ülkenin henüz bu sorumluluğu almaya hazır olmaması. ABD’li yetkililer petrol gelirlerinin süreklileşmesi için ayrıca lisans kontrolüne yönelik olarak ürün paylaşımı anlaşmalarına yol açan bir yasanın çıkarılması için Maliki’ye baskıda bulunuyor. Bu anlaşmalarla Irak’ta bulunan yabancı şirketlerin petrolün çıkarılması, işletilmesi, satılması gibi her türlü faaliyette bulunma yetkisine sahip olacak.