Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Fukuşima Nükleer Krizi'nde bir yıl doldu

Geçen sene 11 Mart'ta meydana gelen 9.0 şiddetindeki deprem ve devasa tsunami, üçüncü bir felakete daha yol açtı. Fukuşima Daiçi Santrali'nde meydana gelen nükleer kriz tam bir senesini doldurdu. Ancak Japonya'da radyasyon hala insanların hayatını tehdit ediyor.

Yayın Tarihi: 11.03.2012 , 11:30 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:31

Geçen sene bugün, Japon saati ile 14.46'da Sendai şehrinin 130 km doğusunda, denizin altında 9.0 şiddetinde bir deprem oldu ve ardından dakikalar içinde çok büyük bir tsunami oluştu. Deprem, depremin merkezine 380 km uzaklıktaki Tokyo'da bile çok şiddetli bir şekilde hissedildi. 13 metrelik tsunami dalgası nedeniyle 650 bin ev kısmi hasar gördü ya da tamamen yıkıldı. 16 bin kişi yaşamını yitirdi 3 bin kişi ise halen kayıp.

Başbakan Kan'ın deprem olduktan sonraki ilk açıklaması, “Son derece şiddetli bir deprem ve ardından gelen tsunami sebebiyle büyük bir felaket yaşadık ancak nükleer reaktörler ciddi bir hasar görmediği için mutluluk duyuyoruz” şeklinde idi.

Halbuki, depremden sonra oluşan tsunami dalgası Fukuşima Daiçi nükleer santraline büyük bir hasar vermişti. Soğutucuların devre dışı kalması yüksek ısı açığa çıkaran reaktörlerin soğutulması problemini ortaya çıkartmıştı. Zira oluşabilecek çekirdek erimesi nükleer santraldeki en büyük felaketti. Reaktörlerdeki hasar, 12 Mart'tan itibaren hidrojen patlamaları, radyoaktif sızıntılar ve en korkutucu durum olan çekirdek erimesi ile ortaya çıktı.

Hükümetin ve santrali işleten ve dünyanın en büyük enerji şirketlerinden birisi olan TEPCO'nun nükleer krizin başından itibaren olanları saklama, önemsiz gösterme tavırları ancak bir noktaya kadar devam edebilmişti. TEPCO hisse senetlerinin değerinin düşmemesi adına yalan söylemişti, hükümet de TEPCO'ya arka çıkmıştı ve nükleer kriz yalanlarla saklanmayacak kadar açık bir biçimde ortaya çıktıkça, nükleer krizin ciddiyetini kabul etmişti.

Bu şekilde, bir süre sonra nükleer felaketin ciddiyet seviyesi Çernobil felaketindeki nükleer kaza ciddiyet seviyesi olan INES 7 seviyesine yükseltilmek durumunda kalındı. Bazı uluslararası uzmanlar nükleer felaketin Çernobil'den bile daha ciddi olduğunu öne sürüyordu. Bu haftalarda, gazeteciler ve araştırmacıların santraldeki hasarı ölçmeleri engellenmiş, böylelikle hükümet bilgilendirme görevini yerine getirmemekle kalmamış, bu konuda öne çıkan gönüllü uzmanları da tehdit ederek susturmuştu.

Nisan ayında, hükümetin çağrısı ile santral çevresinde 30 km yarıçaplık boşaltma alanında bölgedeki 160 bin kişi evlerini terk etti.

Nükleer krizin hemen sonrasında toplanan hükümetin de aslında durumun ne kadar vahim olduğunu anladığı ancak “hiçbir şey olmamış gibi” davrandığı ve acil durum planını kümsenin ulaşamayacağı bir yere sakladığı çok daha sonra ortaya çıkacaktı.

Bilim ve teknoloji neye yarar?
Japonya bilim ve teknolojide oldukça gelişkin bir ülke ve bu deprem ülkesinde haliyle depreme dair kuramsal ve uygulamalı araştırmalar da oldukça gelişkin. TEPCO'nun bilimsel araştırmaların sonuçlarından haberdar olduğu ancak gerekli önlemleri almamayı tercih ettiği de yine daha sonra ortaya çıktı. Nükleer yanlısı hükümetin de denetleme, standartları düzenleme ve şirketlere uygulamaları konusunda baskı yapma konusunda gevşek davrandığı ortaya çıkmıştı. Nitekim, kriz sonrası ortaya çıkan bir başka gerçek de TEPCO ile hükümetin yerel yöneticileri arasındaki sistemli rüşvet ilişkileri olmuştu. Üst düzey bir TEPCO yetkilisi, “Politikacılarla iyi ilişkileri sürdürmek önemli, özellikle erk sahibi olanlarıyla. Bu düzenli ilişkiler, politikacıların nükleer enerji politikalarına desteklerini sürdürmeleri için kritik” demişti.

Bu konuda uluslararası otorite olan BM'ye bağlı UAEK ise hükümet ve TEPCO'dan da daha ağırdan almış, yaptıkları ve yapmadıkları ile asıl misyonunun nükleer enerjinin adının kötüye çıkmasını engellemek olduğunu göstermişti.

Bugünkü durum
Fukuşima Santrali'ndeki reaktörlerin üçü de Aralık 2011 itibariyle soğutularak kapatıldı. Ancak santraldeki yakıt çubuklarının, radyoaktif atıkların ne olacağı belli değil. Üstelik Japonya'da birçok bölgede radyoaktif kirliliğe sahip tonlarca toprak var.

Deprem, tsunami ve nükleer kriz nedeniyle boşaltılan Fukuşima santrali çevresi nedeniyle, 110 bini prefabrik evlerde olmak üzere 260 bin kişi geçici barınaklarda yaşamını sürdürmekte.

Yakınlarda Fukuşima bölgesinde topraktaki radyasyon kirliliği nedeniyle 7 bin 300 hektarlık alanda pirinç ekimi hükümet tarafından yasaklandı.


Fukuşima Bölgesi'nde 'Girilmez Bölge'de Namie Şehri'nde terk edilmiş bir okul. (Fotoğraf : Pierpaolo Mittica)

Fukuşima Santrali etrafındaki 'Girilmez Bölge'de artık hayat yok. Ne zaman olacağı da belli değil.

Japonya'nın %8'lik bir alanı rüzgarla sürüklenen radyoaktif bulutların da etkisiyle radyasyonla kirlendi. Santrale 250 km uzaklıktaki Tokyo'dan bile yüzlerce çocuklu aile daha uzaklara, santralsiz bölgelere göç ettiler.

Tiroid bezlerinde radyasyon
Fukuşima bölgesinde yaşayanların tiroid bezlerinde yüksek radyasyona rastlandı. Hirosaki Üniversitesi'nin Radyasyon Acil Durum Tıbbı Enstitüsü'nün 11-16 Nisan arasında yaptığı taramalarda 65 Fukuşimalı arasında 50 tanesinde radyoaktif iyoda raslandı. Radyoaktif iyot seviyesi de UAEK'in 50 milisievert standardının üzerinde idi. Radyoaktif iyot özellikle çocuklara daha fazla zarar veriyor. Zira, metabolizmaları daha hızlı olduğu için tiroid bezleri daha fazla radyoaktif iyot emiyor. Tiroid radyasyonu da kansere yol açıyor. 1986 Çernobil felaketinden sonra çoğu çocuk olan 6 bin kişi tiroid kanserine yakalanmıştı. Fukuşima bölgesi yönetimi 18 yaşından genç 360 bin kişi üzerinde tiroid bezi taraması yapmayı planlıyor.

(soL - Dış Haberler)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.