Sayfa yolu
Dünyayı şaşkına çeviren İtalyan aktivist Marinella Correggia ile konuştuk
Yayın Tarihi: 05.03.2013 , 14:41 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:52
aktivist Marinella Correggia, Suriye Dostları’nın Roma’da düzenlediği zirvenin ardından ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, İtalya dışişleri bakanı Giulio Terzi ve Suriyeli muhaliflerin lideri Muaz el Hatib’in düzenlediği ortak basın toplantısında, “ABD, AB, İtalya, Suudi Arabistan, Katar, Türkiye teröristlere destek veriyor. Barışı engelliyor” yazan bir afiş açması ile bir anda tüm dünyada gündem oldu.
Villa Madama’da Esad hükümetini düşürme planları yapan Suriye Dostları’nı protesto Marinella Correggia, Roma Savaş Karşıtı Ağ (Rete No War Roma) aktivisti ve Il Manifesto’nun gazetecisi.
“Zero Rifiuti”/Altreconomia/2011, “Io lo so fare. Dagli oggetti quotidiani all’energia 2011”/Altreconomia, “Il cuoco leggero”/2011/Altreconomia, “Io lo so fare: Dal dentrificio all’energia/2010/Altreconomia gibi kitapların yazarı Marinella Correggia, aynı zamanda Afganistan’dan Irak’a Kosova’dan Hindistan ve Pakistan’a kadar sıcak bölgelerde Savaş Karşıtı protestolarda yer alan bir aktivist.
soL gazetesi İtalya muhabiri Aslı Kayabal Marinella Correggia’yla, Roma’da Suriye Dostları’nın toplantısındaki protestosu, Suriye’de süren savaş, Suriye Dostları, Türkiye’de AKP hükümetinin Suriye’yi hedef alan politikası üzerine görüştü.
Dün soL gazetesinde yayınlanan röportajın tam metni şu şekilde:
-Suriye Dostları’nın Roma zirvesinin ardından ABD ve İtalya dışişleri bakanlarının düzenlediği basın toplantısında Suriye’de süren savaşı ve sorumlularını protesto etmeye nasıl karar verdin?
Benim gönüllü savaş karşıtlığım, 1991 yılında Irak’ın işgal edildiği dönemde başladı. Hiçbir zaman barış yanlısı olduklarını savunan ama gerçekte olmayan, çeşitli organizasyonlarca finanse edilen grupların içinde yer almadım. Batılı güçlerin bombardımanlar ya da Suriye örneğindeki gibi planlayıcısı olduğu savaşlara karşı bir militanlık benimki. Stratejik ve ekonomik gerekçelerle yapıldığı iddia edilen savaşlar, insanlara doğru bir tercih gibi satılıyor. Bu yönde 1991 Irak savaşı, önemli bir çizgiydi. 1945 yılından bu yana bombalanmayan benim ülkem İtalya, şimdi “insancıl” gerekçelerle başka ülkelerin halklarını bombaladığı zaman bu beni sarsıyor ve birçok yalan barındıran bu seçimi, ırkçı bir tercih diye algılıyorum.
Savaşlar, kitlesel bir ölüm cezasını çağrıştırıyor. Savaş olmaksızın her şey mümkün, ama birçok coğrafyada güdülen savaşlarla artık hiçbir şey mümkün değil. Karanlık bir tabloyla karşı karşıyayız. Batının son yıllarda yaptığı savaşlar, trajediler doğurdu. Irak yakılıp yıkıldı, can vermeye devam ediyor, Libya’da durum aynı, Yugoslavya artık yok ve Afganistan’da avcı ABD uçakları, çamurdan kulübelerde yaşayan çocukları öldürüyor, Ama işin en acı yanı Libya yakılıp yıkılırken barış yanlılarının sessizliğiydi. İtalya’da Libya savaşına karşı çıkanlar, Suriye örneğinde olduğu gibi küçük bir azınlıktı. Barış yanlılarını 2003’de maddi yönden destekleyen kuruluşlar sessiz kaldı. Böylece çölde tek başıma, tek kuruş ücret almadan ve büyük özverilerde bulunarak aktivist olmaya karar verdim. Bu süreçte (1991 yılında medyanın Irak savaşındaki vurdum duymazlığına karşı gazeteci olmaya karar vermiştim,) gönüllü aktivistliği gazetecilik mesleğimle birleştirdim. Uluslararası lobilerin ikiyüzlülüğü ortada. Bir yandan “barış isityoruz” diyorlar öte yandan savaş yapanları silahlandırıyorlar.
- Roma Savaş Karşıtı Ağ’ın aktivistisin. Suriye’deki savaş ve Suriye Dostları konusundaki görüşün nedir?
Suriye’de hükümetin birçok hatası oldu, bunu kendileri de açıkladılar zaten, Suriye’de demokratikleşme adına atılan adımlar sırasında ülkede kaos ortamı yaratan silahlı gruplar mevcuttu. Geri kalan adımları da Suriye Dostları attı. Dostlar, Suriye’de demokrasi ve sosyal haklar için güdülen mücadelede barışcı yanlılarını değil, sorunları savaşla çözmek isteyenleri destekledi. Ardından da siyasi, medyatik, maddi destek ve silahlar geldi.
Suriye Dostları’nın içinde kimler var? ABD, İngiltere, Fransa, İtalya gibi savaş kışkırtcıları ile Arap dünyası için bir utanç abidesi olan diktatörlerin elindeki Suudi Arabistan ve Katar. Neden bazı “dostlar”, Suriyelilerin barışçıl bir biçimde sandık başına gitmesi için her iki taraf arasında aracılık yapmadı? Suriyeli muhalifler ve “Dostlar” Kofi Annan’a varana kadar herkesi boykot ettiler. Bu nedenle biz onları “Suriye’nin Düşmanları” diye tanıyoruz.
Daha önceki savaşlarda da tanık olduğumuz gibi medya, gerçek haberler vermediğinden aynı zamanda “Savaşa karşi gerçek haber komitesi” gibi de çalışıyoruz, www.sibialiria.org adlı haber sitesi bu amaçla kuruldu. Bu haber sitesinde düzenlenen ve karartılan kıyımlar konusunda yer verdiğimiz haberlere bir göz atın (www.sibialiria.org/wordpress/?p-1289). Fırınlardaki sahte bombalama haberleri için de www.sibialiria.org/wordpress/?p-1240’a bakabilirsiniz. Site, Suriye’den aktarılan haber kaynaklarındaki zıtlıkları ve muhaliflerden yana olan haberleri ortaya koyuyor,
Silahlı muhaliflerden yana olan ama onları “aktivist” diye adlandıran medyanın haberlerine bakacak olursak Suriye’de her gün barıştan yana kadınlar, çocuklar öldürülüyor. Suriye’de ölündüğü gerçek. Ama kim kimi öldürüyor? Kim daha sonra açıklamada bulunuyor? Suriye’den gelen “kıyım ve saldırı” haberlerinin bir çoğunun gerçekleri yansıtmadığı ortaya çıktı.
Suriye’de gerçekte silahlı grupların yüzyüze geldiği bir savaş var. (Ordu ve silahlı muhalifler çok sayıda yabancı ve Cihad yanlısıyla savaşıyor. ) Siviller ise her iki tarafın arasında. Bizi emperyalizm karşıtı diye adlandıranları protesto ediyorum. İki yıldır süren savaşın tek sorumlusu, emperyalistler. Bir ülkenin yakılıp yıkılmasına ve insanlık trajedisine neden oldular.

-Afganistan’dan Libya’ya, Yugoslavya’dan Irak’a birçok savaş bölgesinde bulundun. Türkiye’ye de gittin mi? AKP hükümetinin Suriye politikası konusunda ne düşünüyorsun?
Adı geçen ülkeler ve bazı başkalarında “savaş muhabiri” değil , “bizim” hükümetlerimiz, Nato ve Batı bombalarken, bunlara karşı çıkan delegasyonlarda “savaş karşıtı barışsever” olarak bulundum . Suriye’deyken Türkiye’den gelen ve bazı ülkelerin başkalarının işlerine burunlarına sokmasına karşı olan bir delegasyonla da tanıştım.
Türkiye’ye hiç gitmedim. 2003 yılında Türkiye’de Irak’ta savaşa karşı yapılan protesto çok önemliydi.
Suriye’deki sorun konusunda Türkiye niçin görüşmüyor? Neden silah aktarımına destek veriyor? Neden Suudi Arabistan ve Katar’ın yanında? İran karşıtlığı? Çok yazık. Öte yandan Nato var ve Türkiye Nato’nun içinde.
Biz Sibialiria isimli internet sitesinde düzenlediğimiz barış platformunda İtalya’da yapılan seçimlerde aday olan siyasetçilere İtalya’nın Nato’dan çıkmasını önerdik. İtalya’daki üslerden havalanan askeri uçaklar konusunda bir trampleniz, Birleşmiş Milletler anlaşmasını ve anayasanın 11. maddesini çiğniyoruz. Bunlar Türkiye için de geçerli. Nato’dan çıkmak, savaşlara destek vermemeyi ifade ediyor. Nato üyesi olmayan, partnerliği süren İrlanda askeri misyonlara katılmakla yükümlü değil. Ama savaşlara katılmamak için, Nato’dan çıkmak gerekli.
-Avrupa’nın Esad’a karşı yaklaşımını ve izlediği siyaseti nasıl değerlendiriyorsun? Esad’ın iktidardan düşmesi Suriye’yi de siyasi ve dini bir kaosa sürükleyebilir mi?
Avrupa, ABD ve BM’nin silahlı gruplara destek verilmesi kuralını çiğneyen bazı ülkeler gibi BM’de alınan kararları uygulamıyor. Atılan bütün adımlar, insanlık adına atıldı deniyor. Bir tarafı şeytanlaştırırken “Suriye halkının temsilcileri” diye kabul ettikleri öteki kanadı baş tacı ediyorlar. Bu yaklaşım Suriye’nin parçalanmasına ve çok sayıda kişinin yaşamını yitirmesine neden oluyor. BM, silahlı grupların desteklenmesini yasaklıyor. ABD 1986’da Nikaragua’yı hedef aldığı için mahkum edilmişti.
Ancak gerek Avrupa ve gerekse Arap şeyhleri ve emirler , Cihad güçlerinden ürktükleri için Cihad yanlısı olmayan grupları silahlandırıyor. Ama her iki grubu ayırt etmek çok güç çünkü bir arada çalışıyorlar. 2014 seçimleri, siyasi ve dini bir kaosa neden olmadan bir çözüm getirebilir diye umut ediyorum.
Suriye’de muhalif yok cihadcı var
-Deneyimlerin ve gözlemlerin ışığında Suriyeli muhaliflerin portresini çizer misin?
Suriye’de bulunduğum dönemde “muhalif” diye anılan kimseyle karşılaşmadım. Suriye’de ortalıkta görünenler daha çok cihad yanlıları. Allahu ekber diye haykırarak adam öldürmelerini, kamikaze eylemlerini korkunç buluyorum. Barış isteyen bir dini, acımasızca kullanıyorlar.
Oysa İtalya’da silahlı Suriyeli muhaliflere destek veren bazıları konusunda bilgi verebilirim. Bu kişiler İtalyan ya da Suriyeli olsun, hemen hepsi agresif bir kişilik yapısına sahip. Biz onlarla hiç yazışmasak ve hakaret etmesek de, onlar biz savaş karşıtları ve barış yanlılarına sürekli hakaret yağdırıyor. Suriye’de her bir ölüden hükümeti sorumlu tutuyorlar. Çok güçlü bir propaganda var. Biz buna karşı gelmeye çalışıyoruz. Çünkü yalnız bir tek tarafı suçlamanın başka savaşlara neden olacağını düşünüyoruz. Bu kişiler bizi bir tek (medyanın etkisiyle) bir canavar diye anılan Esad’ı desteklemekle suçlamıyor, Esad tarafından finanse edildiğimizi de iddia ediyor. İşte bunu kabul etmiyorum. Bir de İtalya’daki bazı Suriyeli dostlarımız, muhalifler tarafından tehdit edildikleri için polisten koruma talebinde bulunmak zorunda kaldı.
-Suriyeli muhaliflere sağlanan silahların Suudi Arabistan’a bazı Balkan ülkelerinden gönderildiği öne sürülüyor. Bu konuda bir bilgin var mı?
Bilmiyorum ama silahların Suudi Arabistan’a çeşitli ülkeler üzerinden gönderildiği yönünde söylentiler var. 28 şubatta Roma’daki zirvede henüz protestomu gerçekleştirmeden önce, salondakiler bir tek gazeteci olduğumu düşnürken yanımda oturan bir gazeteci, Hırvatistan üzerinden Suudi Arabistan’a gönderildiği iddia edilen silahlar konusunda bir soru soracağını söyledi.
-Suriye’de barış sürecinin dinamikleri nasıl geçirilebilir hayata?
Patrik Gregorius Laham’ın vurguladığı gibi, öncelikle savaşı yürütenlere silah aktarımı kesilmeli. Teröristler dışında Suriye’deki her kesimle görüşmeler yapılması gerekir. Bütün Suriyeliler ülkelerini temsil edebilmeli. Rusya bu yönde bir görüşmenin gerçekleşmesini öneriyor. Libya ve Afrika Birliği’nde olduğu gibi Hugo Chavez benzer bir barış çözümü önermiş ama kimse dinlememişti. Bu rolü şimdi kısmen Rusya üstlendi.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.