Barışseverler NATO’yla mücadelede kararlı

Dünya liderleri dün Portekiz'in başkenti Lizbon'da başlayan NATO toplantısında yeni saldırıların önünü açacak stratejik konsepti masaya yatırırken, çeşitli ülkelerden barışseverler düzenledikleri uluslararası toplantıyla NATO'ya karşı mücadeleyi güçlendireceklerini vurguladılar.
Cumartesi, 20 Kasım 2010 09:30

Portekiz Barış ve İşbirliği Konseyi'nin (CPPC) Dünya Barış Konseyi’yle (WPC) beraber Lizbon’da düzenlediği toplantı, CCPC ve WPC başkanlarının konuşmalarıyla başladı. Toplantıya katılan çeşitli ülkelerdeki barış derneği temsilcileri, Portekiz’de aylardır süren “Barışa Evet, NATO’ya Hayır” kampanyasına verdikleri desteği yinelediler.

“NATO: Barışın ve Halkların Düşmanı” sloganıyla düzenlenen toplantıda söz alan Uluslararası Detant ve Barış için Yunan Komitesi (EEDYE) üyesi Nikos Zokas, Yunanistan ve Türkiye ilişkilerinin NATO ve Avrupa Birliği’nin müdahalelerinin gölgesinde sürdüğünü belirtti. Yunanistan’daki sosyal demokrat PASOK hükümetinin iş adamlarının çıkarları için Türkiye burjuvazisiyle ilişkileri geliştirmek için elinden geleni yaptığını anlatan Zokas, buna karşı iki ülke ve Kıbrıs halkları arasında emperyalizme karşı dostça ilişkiler kurmak için mücadele verdiklerini ifade etti. Zokas, İsrail’le bir süre önce askeri anlaşmalarla PASOK’un ülkeyi emperyalist saldırganlığın içine daha da sürüklediğini vurguladı.

‘Füze kalkanı yeni saldırılara hazırlık'
ABD Barış Konseyi üyesi Henry Lowendorf, önce Yugoslavya'daki müdahalenin, ardından Afganistan'daki işgalin baş aktörü olan NATO'nun dağıtılmasının, emperyalizme karşı mücadelenin en önemli adımlarından biri olduğunu kaydetti. Lizbon zirvesinde ele alınan yeni füze kalkanı planının yeni saldırılara hazırlık olduğunu kaydeden Lowendorf, ABD Başkanı Barack Obama'nın nükleer silahları azaltacağı yönündeki vaadine rağmen kısa bir süre önce nükleer harcamalarla ilgili bütçeyi arttırdığına dikkat çekti. Lowendorf, son yılların en büyük ekonomik krizini yaşayan ABD'de yoksulluğun giderek büyümesine karşın silahlanma harcamalarının daha da arttığını ve yeni silahlanma planlarının dünya barışını tehdit ettiğini vurguladı.

Fransa Haklar ve Dayanışma Konseyi’nden Roland Weyl, konuşmasında Nicolas Sarkozy yönetiminin ülkeyi yeniden NATO üyesi yapmak için yürüttüğü kampanyaya karşı verdikleri mücadeleden bahsetti. NATO'yu Lizbon Zirvesi'nde zorlu ve çözülmesi zor başlıkların beklediğini kaydeden Wely, üye ülkeler arasındaki çelişkilerin, Rusya’yla yaşanan gerilimin NATO’yu askeri ve stratejik açıdan bir çıkmaza sürüklediğini, ekonomik krizin de ülkelerin askeri bütçelerini arttırmasını engellediğini ifade etti.

‘Emperyalistler Kıbrıs’ta çözüm istemiyor’
Kıbrıs Barış Konseyi üyesi Giannakis Skordis, Türkiye ve Yunan halklarının aralarındaki sorunları çözmek istemesine karşın emperyalistlerin bölücü politikalarla buna izin vermediğine vurgu yaparak, Kıbrıs’ın birliği için mücadele verdiklerini kaydetti. Türkiye’nin NATO’nun en önemli üyelerinden biri olduğunu kaydeden Skordis, Türkiye hükümetinin de NATO’nun Kıbrıs’taki emperyalist politikalarını uygulamak için elinden geleni yaptığını anlattı.

Toplantıya Sırbistan’dan katılan Belgrat Dünya’da Eşitlik Forumu’ndan Zivadin Jovanoviç, NATO’nun saldırganlığının ne anlama geldiğini çok iyi bildiklerini, 1999’da Yugoslavya’ya düzenlenen saldırıdan beri NATO’nun, Balkanları istikrarsızlaşmasında ve bölgede kukla devletler kurulmasında en önemli aktörlerinden biri olduğunun altını çizdi. ABD ve Avrupa'nın Afganistan'daki savaşla çok meşgul olduklarını, bu nedenle Türkiye'nin emperyalist çıkarlar doğrultusunda Balkanlar'daki varlığını desteklediklerini vurgulayan Jovanoviç, doğu Avrupa’ya kurulmak istenen füze kalkanının bölge açısından büyük bir tehdit olduğunu söyledi.

PKP: Devrimin değerlerini koruyacağız

NATO karşıtı kampanyanın öncülerinden Portekiz Komünist Partisi (PKP) üyesi Paula Santos, ülkesinin faşizm döneminde NATO’nun kurucuları arasında yer aldığını hatırlatarak, NATO’nun yıllarca Portekiz’deki diktatörlüğün en önemli destekçilerinden biri olduğunu kaydetti. Halkın 25 Nisan 1974’teki devrimle faşizm yenmesinin ardından, ülkenin uluslararası ilişkilerde bağımsızlığı ve eşitliği esas aldığını kaydeden Santos, şu an iktidardaki Sosyalist Parti’nin NATO’yla ilişkileri geliştirerek bu kazanımlara zarar verdiğinin altını çizdi. Zirveye karşı topladıkları 13 bini aşkın imzayı Parlamento’ya sunduklarını kaydeden Santos, bugün Lizbon’a düzenlenecek NATO karşıtı gösterinin Portekiz devriminin değerlerini korunması ve uluslararası barış mücadelesi açısından çok önemli olduğunu ifade etti.

Ülkenin en büyük işçi sendikası CGTP üyesi Carlos Carvalho, Portekiz’in NATO’nun saldırılarında yer almasının ülkenin anayasasına aykırı olduğuna dikkat çekerek, örgütün ülkelerin bağımsızlığını hiçe saydığını vurguladı. Portekiz'deki ana akım medyada NATO için askeri harcamaların arttırılacağından neredeyse hiç bahsedilmediğini anlatan Carvalho, işçilerin ve çalışanların bu ikiyüzlülüğe ve sömürüye karşı 24 Kasım’da tüm ülkede genel grev düzenleyeceğini belirtti.

İran Savunma ve Barış Komitesi Cemşit Ahmedi, Ortadoğu’ya karşı saldırganlığın daha da yükseldiği bir dönemde böyle bir toplantı düzenlenmesinin anlamlı olduğunu belirterek, bölge kaynaklarını kontrol etmek için Afganistan ve Irak’ı işgal eden ABD’nin, Pakistan’a karşı saldırıları yoğunlaştırdığına ve İran’a karşı tehditleri arttırdığına vurgu yaptı. Sovyetler Birliği döneminde NATO'nun diğer ülkeleri işgal etmeye cesaret edemediğini kaydeden Ahmedi, Varşova Paktı’nın sona ermesinin ardından NATO’nun önce Yugoslavya’ya, sonra Afganistan’a saldırdığını hatırlattı. ABD ve İran'daki İslamcı iktidar arasında gerilimin barışı için büyük tehlike olduğunu söyleyen Ahmedi, ABD’ye karşı olduğu gibi solu ve sendikal hareketi bastırmaya çalışan İslamcı yönetimle de mücadele ettiklerini belirtti.

Yunanistan Komünist Partisi üyesi ve Avrupa Parlamentosu milletvekili Babis Angoyrakis, Portekiz televizyonlarının sürekli Obama’nın Lizbon’u Avrupa’nın kapısı olarak tanımladığı konuşmayı yayımladıklarını, ancak aynı kapının barışseverlere ve komünistlere kapalı olduğunu, bazı YKP üyelerinin havaalanında ülkeye alınmadığını anlattı. Lizbon Zirvesi’nde NATO’nun yeni bir stratejik konsept benimsemek istediğini, çünkü eskisinin başarısız olduğunu kaydeden Angoyrakis, NATO’nun Afganistan’da, Avrupa’da, Somalî’de başarılı olamadığını ifade etti.

Nalçacı: Füze kalkanı bağımsızlığa engel
Türkiye’den Barış Derneği üyesi Erhan Nalçacı, emperyalizmin Soğuk Savaş sonrasında dünyayı şekillendirmek istemesine rağmen, Çin, Rusya, Küba, Venezuela, İran, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti gibi ülkelerin bu emperyalist hegemonyanın dışında kaldığına vurgu yaptı. ABD’nin çeşitli ülkelerle beraber Türkiye’ye de füze kalkanı yerleştirmeyi amaçladığını söyleyen Nalçacı, ülkedeki ilerici güçlerin buna karşı mücadele edeceklerini belirtti. Füze kalkanı yerleştirilen ülkelerin bağımsız karar alamayacaklarını ve Pentagon’a bağımlı hale geleceklerini kaydeden Nalçacı, ABD'nin işçilere ve ilericilere karşı İslamcı AKP’yi desteklediğini, Türkiye’nin de emperyalist çıkarlar için Müslüman ülkelerle ve Balkanlarla ilişkileri geliştirdiğini vurguladı.

WPC Sekreteri Iraklis Tsavdaridis, CPPC'ye teşekkür ettiği konuşmasında, son yıllarda uluslararası barış hareketini temsil ettiğini ilan eden, Portekiz'de de PAGAN adıyla faaliyet yürüten “Uluslararası Koordinasyon Komitesi - NATO'ya ve Savaşa Hayır" grubunun barış hareketini bölmeye ve CPPC ile WPC'yi engellemeye çalıştığını kaydetti. NATO liderlerinin Lizbon’da alınan geniş güvenlik önemleriyle kamuoyunun dikkatini kapalı kapılar ardında alacakları kararlardan uzaklaştırmak istediklerini söyleyen Tsavdaridis, emperyalistlerin Portekiz’de derin köklere sahip anti-emperyalist ruhu yok etmek için son yıllarda sık sık bu ülkede toplandıklarını, bugün düzenlenecek mitingle Portekiz halkının buna cevap vereceğini belirtti.

Barışseverleri ülkeye almadılar
NATO karşıtı gruplar, zirve nedeniyle hafta başından beri 100!ü aşkın yabancının ülkeye kabul edilmemesini ve havaalanında alınan güvenlik önlemlerini kınadı. Ülkeye kabul edilmeyenlerin çoğunun çeşitli ülkelerden barış hareketi üyeleri olması dikkat çekti.

(soL-Dış Haberler)