Trump'ın 'akıl sağlığı' tartışılırken: 5 maddede Trump'ın 'bilinci'

ABD Başkanı Donald Trump, görevde ilk yılını doldurmak üzere. Göreve geldiği ilk yılı epey hareketli geçen Trump'ın, yaptıkları değil 'akıl sağlığı' tartışılıyor.
Tulga Buğra Işık
Cuma, 12 Ocak 2018 15:21

ABD Başkanı Donald Trump, başkanlığa adaylığını koyduğundan beri tartışmaların odağı oldu. Ancak Trump'ın politikalarından çok, garip kişiliği ve açıklamaları konuşuluyor.

Trump'ın, bilim düşmanı, ırkçı, cinsiyetçi, gerici ve "tuhaf" olduğu gerçeği su götürmez olsa da, ABD Başkanının "akıl sağlığına" ilişkin tartışmalar, onun sınıf bilincine dair gerçekleri geri plana itiyor.

Başkanlıkta ilk yılını doldurmak üzereyken, Donald Trump'ın şaşmayan tek yönü olan sermaye yanlısı aklını gösteren 5 adımını sizler için derledik.

1) SERMAYEYE ÇEVREYİ SINIRSIZ SÖMÜRME HAKKI

Trump göreve gelir gelmez ilk yaptığı hamlelerden biri, enerji yatırımlarına konan sınırlamaları kaldırmak oldu. Çevreye vereceği zarar sebebiyle büyük tepki toplayan ve ABD'de kapsamlı protestolarla durdurulmaya çalışılan Keystone XL ve Dakota Access boru hatlarının inşası Trump'ın emriyle hızlandırıldı.

Donald Trump, emri verirken yaptığı açıklamada enerji projelerinin izin süreçlerinin "zahmet verici, uzun ve korkunç" olduğunu söyleyerek çevreyi koruyan denetimlerin azaltılması gerektiğini söyledi.

Petrol ve kömür şirketleriyle yakın teması olan Trump yönetimi, ABD'deki bilim düşmanlığından da yararlanarak, küresel ısınmanın gerçek olmadığı söylemleriyle fosil yakıtların kısıtlanması için geçmiş ABD yönetimlerince verilen taahhütlerden geri adım attı.

"Kömüre karşı savaşı bitirdiğini" ilan eden Trump, kömür çıkarırken su kaynaklarının kirletilmemesi yönündeki yasaları kaldırdı.

Şubat 2017'de enerji şirketlerinin yabancı hükümetlere verdikleri parayı açıklamalarını zorunlu tutan yasayı kaldıran Trump, Haziran ayında da Paris İklim Anlaşmasından çekildi.

2) MALİ DENETİMLERE GEVŞEME, FİNANS KURULUŞLARIYLA YAKIN TEMAS

Donald Trump, adaylığı boyunca "küreselcilerle mücadeleden" bahsederek, Wall Street ile kavgalı olduğunu öne sürdü. Ancak göreve gelir gelmez bunun doğru olmadığı kısa sürede görüldü.

Yakın çevresine finans kuruluşlarından pek çok ismi alan Trump, lobilerin uzun süredir istediği pek çok dönüşüme imza attı. Trump'ın göreve geldiği ilk aylarda 2008 krizi sonrası konan mali denetimler gevşetildi.

Bu gevşeme New York Times'ın 3 Şubat 2017 tarihli haberine göre Wall Street'e verilen bir "hediye" olarak görüldü.

Trump'ın finans kuruluşlarına hediyelerinin devamı da geldi. Ekim 2017'de ABD Senatosu, bankalar karşısında "tüketicileri" koruyan bir yasanın kaldırılmasını oyladı, oylama senatodan 50 "evet" oyuna karşı 50 "hayır" oyu aldı. Eşitliği bozmak için oy kullanan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, yasanın kaldırılmasını sağladı. Böylece bankalara karşı dava açılması zorlaşmış oldu, bu düzenleme banka lobileri tarafından uzun süredir isteniyordu.

Geçtiğimiz günlerdeyse 5 "mega banka"ya verilen cezalar Trump tarafından kaldırıldı. İptal edilen cezalar 2008 LIBOR skandalı ve kara para aklamanın da aralarında bulunduğu diğer suçlarla ilgiliydi.

Cezası iptal edilen bankalar arasında, Trump'ın 130 milyon dolar borçlu olduğu Deutsche Bank da bulunuyordu. Deutsche Bank 10 milyar doların üzerinde cezaya çarptırılmış, bunun yalnızca 3,5 milyar dolarını ödemişti.

3) EMPERYALİST SALDIRGANLIK, SİLAH ŞİRKETLERİNE KAYNAK

Trump'ın uluslararası politika konusundaki saldırgan görüşü başından beri dikkat çekiyordu. ABD'nin askeri bütçesini ABD Çevre Koruma Ajansı ve ABD Dışişleri Bakanlığı bütçelerini kısarak 54 milyar dolar artıran Trump, buna ek olarak yaptığı anlaşmalarla silah şirketleri için yüksek miktarda kaynak yaratmış oldu.

Nisan 2017'de Suriye'nin Şayrat Hava Üssü'nü vuran Trump, Kore ve Venezuela konularında da "askeri seçeneği" sürekli olarak dile getirdi.

Donald Trump, Mayıs ayında Suudi Arabistan ile 110 milyar dolarlık silah anlaşmasına imza attı. Bu anlaşma için Trump'ın damadı Jared Kushner doğrudan devreye girerek ABD ordusunun en fazla iş yaptığı şirketlerden Lockheed Martin ile görüşmeler gerçekleştirdi.

Yüz milyar doları aşan anlaşmanın ardından şirketten yapılan açıklamada silah satışının "bölgede barışı güçlendireceği" öne sürüldü. 

Trump'ın başkanlığının ilk yılı silahlanma yarışının hızlanmasına ve dünyanın savaşa daha da yaklaşmasına sebep oldu.

4) ZENGİNLERE VE ŞİRKETLERE DAHA AZ VERGİ

Trump'ın seçilmeden önce verdiği en büyük sözlerden biri de "vergi reformu"ydu. Sözü edilen reform, beklendiği gibi ülkenin en zenginleri ve şirket üzerindeki vergiyi büyük oranda azalttı.

Kurumlar vergisi yüzde 35'ten yüzde 21'e indirilirken, en zengin yüzde yüzde 1'lik kesimde olan yıllık geliri 730 bin doların üzerindeki kişilerin ödediği vergide yüzde 20 indirime gidildi. Bu durum zenginler için ortalamada yılda 37 bin dolar vergi indirimi anlamına geliyor. "Orta sınıf" için uygulanan indirimin ise aylık 100 doların altına denk geldiği belirtiliyor.

Washington Post'un 21 Kasım tarihli haberinde Tax Policy Center araştırmasına dayanılarak vergi reformunun etkilerinin "düşünüldüğünden de daha kötü" olacağı söylenirken, vergi planının yalnızca en zenginlere fayda sağlayacağı vurgulanıyor.

27 Kasım 2017 tarihinde Bussiness Insider'da yer alan Bob Bryan imzalı bir yazıdaysa Trump'ın vergi reformunun ekonomik büyüme getireceği iddiasının iktisatçılar tarafından genel kabul görmediği söyleniyor.

Yazıya göre Şikago'daki Booth School of Business'ta iktisatçılara yapılan ankette 42 ekonomistin yüzde yüzde 52'si ekonomik büyüme gerçekleşeceğine karşı çıkıyor. Yüzde 36'sı "emin olmadığını" söylerken, yalnızca bir ekonomist büyüme yaşanacağına inandığını söylüyor. Açık olan gerçekse Trump politikalarının yoksullara zarar vermekte olduğu.

5) SAĞLIK VE EĞİTİM SADECE ZENGİNLER İÇİN

Trump döneminde ABD'de zaten kısıtlı olan eğitim ve sağlık konusundaki haklar daha da geriledi. Donald Trump, eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde uygulamaya konan ve niteliği tartışmalı sağlık reformu Erişilebilir Sağlık Hizmetleri Yasası'nın (Obamacare) sona ermesi için adımlar attı.

Huffington Post'un 31 Ağustos 2017 tarihli haberine göre sağlık sistemini sabote etmek için elinden geleni yapan Trump, devletin sağlık ödemelerinde büyük bütçe kesintilerine gitti. Ekim ayındaysa işverenlerin kadınlara ücretsiz doğum kontrol yöntemi sağlaması yönündeki zorunluluk "dini ve ahlaki gerekçelerle" sona erdirildi.

Trump'ın sermaye adına gerçekleştirdiği bir diğer saldırıysa eğitim alanında oldu. ABD'de yüksek eğitimin çok maliyetli olduğu ve pek çok insanın kredi çekerek eğitim gördüğü bilinirken, Trump Mart 2017'de çıkardığı yasayla öğrenci kredilerinin ödenememesi durumunda sağlanan güvenceleri ortadan kaldırdı.

Donald Trump'ın başkanlığının bir yılı geride kalırken, tablo bir "akılsızlığa" değil, sermayenin sistemli ve planlı saldırılarına işaret ediyor.