'Taktik oy kullanmanın kapitalizme yararı var'

28 Nisan'da bir krizin ardından yaşanan seçimlerden henüz çıkmış olan İspanya'da da siyaset "aşırı sağın tehlikeli yükselişine" karşı düzen partilerinin eteklerinde toplanma çağrıları üzerinde yükseliyor. Meclis dışı partiler için seçimlere katılmanın iki kat zor olduğu İspanya’da, İspanya İşçileri Komünist Partisi (PCTE) 28 Nisan'da özerk bölgelerin büyük çoğunluğunda aday göstererek kısa sürede radikal bir çıkışı örgütlemişti. AP seçimleri için aday listesinde yer alan Martina Gomez ile görüştük.
soL - Dış Haberler
Perşembe, 23 Mayıs 2019 09:43

Avrupa seçimlere hazırlanıyor. AB üyesi ülkelerde Avrupa Parlamentosu üyelikleri için seçim sandıkları kurulacak. soL olarak, AP seçimleri öncesinde, Avrupa siyasetini, farklı ülkelerdeki siyasal tabloyu anlama çabasında olacağız.

Değerlendirme ve haber yazılarının yanısıra farklı ülkelerden siyasetçilerle yapılmış söyleşilerin yer aldığı dizinin bugün yayımladığımız sekizinci bölümünde İspanya İşçileri Komünist Partisi'nden Martina Gomez'in Avrupa'daki seçimlerle ilgili sorularımıza verdiği yanıtlar yer alıyor.

Hazırlayanlar: Burçak Özoğlu, Ali Somel,  Nükhet A. Bordignon, Aynur Gümüş, Erdal Akmaz, Tevfik Taş

 

Bugün, bir ay önce Katalan ayrılıkçıların bütçe planını reddetmesiyle ve yapılan güvenoylamasının düşmesiyle birlikte yönetim krizine giren Halk Partisi hükümetinin erken seçime gittiği İspanya’ya uzanıyoruz. 28 Nisan’da yapılan seçimde diğer büyük parti PSOE galip gelmiş, faşist parti Vox’un ise 24 vekille parlamentoya ilk kez girmiş olması çok konuşulmuştu. Meclis dışı partiler için seçimlere katılmanın iki kat zor olduğu İspanya’da, İspanya İşçileri Komünist Partisi (PCTE) ise özerk bölgelerin büyük çoğunluğunda aday göstererek kısa sürede radikal bir çıkışı örgütlemişti.

PCTE Avrupa Parlamentosu aday listesinde ikinci sırada bulunan, partinin gençlik örgütü sekreterliğini de yapmış olan Martina Gómez İspanya siyaseti ve özel olarak komünist partinin durumu hakkında konuştu.

Geçen ay yapılan parlamento seçimlerinden sonra yaptığını açıklamada, işçi sınıfının oylarını “korkuyla” verdiğini, gerçekte onları temsil edecek siyasileri seçmediklerini söylemiştiriniz. Bunun nedeni neydi ve sizce AP seçimlerinde de benzer bir etki olacak mi?

Geçtiğimiz 28 Nisan’da İspanya’da genel seçimler yeni bir siyasi durumda yapıldı. İki büyük parti, PP (Halk Partisi) ve PSOE (İspanya Sosyalist İşçi Partisi), arasında seçimden seçime gidip gelen iktidar değişikliğine olanak veren iki partili sistem, bu büyük partileri sağdan ve soldan tamamlayan, Ciudadanos (Vatandaşlar) ve Podemos gibi başka siyasi güçlerin ortaya çıkmasıyla değişti. Aşırı sağ parti “Vox”un görünürlüğü son aylarda arttı, özellikle de Endülüs bölgesinden vekil çıkarmaları bunu sağladı. Etkinin bu şekilde artması PSOE ve Podemos etrafındaki “faşizme karşı cephe” tarafından dile getirilen “taktik oy” çağrılarına yol açtı. Sosyal demokrasinin seçim konuşmalarının büyük bölümünü bu oluşturdu.

Böylece işçi sınıfı kendisini gerçekliği olmayan, yanlış konumlandırılmış bir ikilemin karşısında buldu. Bu sayede oyların büyük bölümü sosyal demokrasiye sürüklendi. Geçici iş sözleşmelerini yasallaştıran, iki emek karşıtı reformu geçiren, İspanya’yı NATO üyesi yapan, başka ülkelerdeki darbeleri destekleyen sosyal demokrasiye…

Bu yeni seçim kampanyasında, bu şekilde taktik oy kullanmanın “yararlı” olduğunu, ancak sadece kapitalizme yararı olduğunu anlatmak için çok çaba gösteriyoruz. Ve diğer yandan, işçiler için tek yararlı oyun kendi sınıf çıkarlarıyla tutarlı bir oy olacağını da...

Partiniz Avro’nun İspanya halkları için büyük bir kandırmaca olduğunu söylüyor. Geçtiğimiz yıllarda İspanya’da halkın yaşama ve çalışma koşulları nasıl etkilendi? İşyerlerinde nasıl bir ortam vardı, işçilerin örgütlenme kültürleri nasıldı?

 

Ocak 2002’den beri, yani İspanya’ya Avro geldiğinden beri, fiyatlardaki artış süreklileşti. Avro ekonomik emegenliğin ciddi anlamda kaybına ve emekçilerin alım gücünün batmasına hizmet etti. 2002’den beri fiyatlar ortalama %40 yükseldi, ücretler ise %28.

Bunun özellikle işler üzerine belirgin etkisi oldu, gıda, giyecek ve barınma ihtiyaçlarımızı (ki bu sonuncusunda fiyatlarin yükselişi durmuyor) maaşlarımızla karşılamak giderek zorlaştı. Ayrıca kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi, emekli ücretlerinin kısılması da tüm bu sonuçları ağırlaştırdı.

AB’den bir “kopuş”u, bir kırılmayı öneriyorsunuz. Bu hangi koşullarda gerçekleşebilir?

AB’nin reformlarla iyileştirilemeyeceğini anlıyoruz, çünkü AB ona üye olan ülkelerin işçi sınıflarının yararına çalışan demokratik bir organ değil. Tam tersi, büyük tekeller tarafından ve onlar için yaratıldı, ürettiklerini ihraç edebilmeleri için, çalışma koşullarına müdahale etmek, sendikal hakları kısıtlayabilmek için.

Bu nedenle AB’yi kabul eden ve bu kapitalist emperyalist yapıdan kopuşu güçlü bir şekilde savunmayan hiçbir tutumun devrimci bir duruş olamayacağını söylüyoruz. Bu kopuş her ülkede güçlerin birikmesiyle ve bu duruşa sahip komünist partilerin ortak mücadelesiyle gerçekleşebilir.

İspanya İşçileri Komünist Partisi, PCTE adıyla parlamento seçimlerine girdi. Çok kısa bir sürede partinin binlerce imza toplamayı ve seçime katılma hakkını elde etmeyi başardı. Şimdi bundan hemen sonra, Avrupa Parlamentosu ve belediye seçimleriyle devam ediyorsunuz. Bu süreçten bahsedebilir misiniz? İnsanlar PCTE’ye nasıl tepki gösteriyor?

İspanya’daki seçim sistemi oldukça özgün. Birkaç yıl önce, halihazırda mecliste bulunmayan partilerin seçime katılabilmeleri için belli oranda imza toplamaları şartı getirildi, ki bu PCTE gibi partiler için fazladan çaba anlamına geliyor. Yine de tüm militan güçlerimizle sokağa çıkaya karar verdik ve otuz binden fazla imza topladık. Bu destek 29 seçim bölgesinde aday olmamızı sağladı ve bizi ülkedeki ilk komünist aday da yaptı.

O haftalarda kararlılıkla çalışan Parti ve Gençlik üyelerine teşekkür etmeliyiz, ama onlarla birlikte tüm çalışma arkadaşlarımıza, sendika arkadaşlarımıza, komşularımıza, Komünist Parti’yi, yani onlarla her gün mücadele eden, sokakları, grevleri, eylemleri, sendika seçimlerini, toplantıları paylaştıkları, bedeli ne olursa olsun işçi sınıfının çıkarını savunmaya kendini adamış partiyi destekleyen herkese de teşekkür etmeliyiz. Bu bağlılığın bir örneği için Madrid Özerk Bölgesi’nde PCTE’nin aday listesine bakabiliriz, son yıllarda müdahalede bulunduğumuz tüm şirketlerden işyeri meclisi üyeleri ve sendikacılar listede muazzam bir temsiliyete sahiptiler.