Suriye savaşıyla ilgili dikkat çekici belge: AKP Şam'da namaz hayalleri kurarken ABD 'Esad düşmeyecek' kararını vermiş bile...

ABD askeri belgelerine göre ABD, Suriye'de savaşın başından itibaren 'rejim değişikliğini' olası görmemiş. Ancak ABD, Suriye yönetimini ve 'İran etkisini' azaltmak için, 'Ankara'nın şemsiyesi altında' İslamcı güç kurulmasını sağlamış.
Dış Haberler
Pazartesi, 24 Eylül 2018 15:06

2011 ile 2016 arasındaki ABD askeri belgeleri, ABD'li yetkililerin "teoride Suriye'de rejim değişikliği istediklerini", ancak bunun gerçekleşmesini olası görmediklerini gösteriyor. 

Le Monde Diplomatique'de yayımlanan yazıya göre, "demokratik güçleri araç olarak kullanan" ABD'nin beklediği muhtemel sonuç, "İslamcı güçlerin konsolidasyonu ve rejimin korunması" idi. Belgelere göre ABD, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad'a karşı "Baascı darbe" yapılmasının mümkün olduğunu düşünüyor.

Nafeez Mosaddeq Ahmed imzalı yazıda, İdlib harekatı yaklaşırken batılı hükümetlerin "Esad'ın kanlı zaferini kabul etme işareti verdiklerini" ancak Rusya ve Türkiye'nin son anda anlaşarak harekatı durdurdukları öne sürülüyor.

'AMAÇ İRAN ETKİSİNİ AZALTMAK'

Yazıda aktarılan iki yeni ABD askeri belgesinde, ABD'li askeri yetkililerin birincil önceliğinin artan İran etkisini azaltmak olduğu dile getiriliyor.

Suriye yönetimini yıkmanın düşük olasılık olduğunu düşünen ABD'li yetkililer, "Esad olsa da olmasa da otoriter Baas hükümeti yapısının ayakta kalmasının kaçınılmaz olduğuna" inanıyor.

Wikileaks arşivinde bulunan askeri belgelere göre Suriye'de olaylar başladıktan altı ay sonrasında, Ağustos 2011'de, ABD'li askeri yetkililer Suriye'de "rejim değişikliği" yaşanmasını beklemediklerini ve "muhalif güçlerin asla zafer kazanamayacağını" düşünüyor.

Suriye'ye askeri müdahaleyi gündeme almayan yetkililer, Esad'a karşı hükümetin diğer unsurlarının darbe yapmasını sağlamak için "muhaliflere" destek veriyor.

'REJİM ÖNÜMÜZDEKİ ÜÇ YILDA ÇOK ZAYIFLAYACAK'

Belgede "Suriye'de Cumhurbaşkanı Beşar Esad tarafından yönetilen Alevi-Baascı rejim gelecek üç yılda kayda değer ölçüde zayıflayacak, ancak kırılma noktasının yakında olması olası değil. Parçalanmış muhalif güçler onları engelleyen lojistik sınırları aşamaz, bu zaman diliminde rejime karşı anlamlı bir tehdit yaratamazlar" deniliyor.

ABD tarafından halka açıklanmayan belgede, Suriye'de "şiddetli, uzun süreli bir iç savaşın" en baştan beklendiği ve desteklendiği, "mezhepçi karışıklar" yaşanmasının planlandığı, "rejim değişikliği yolunun uzun ve kanlı olacağının" belirtildiği görülüyor.

Geçmişte yayımlanan Aralık 2011 tarihli Stratfor yazışmaları da aynı yöne işaret ediyordu. ABD'li askeri yetkililer bu yazışmalarda kapsamlı hava saldırıları yapmayacaklarını, karada özel kuvvetleri kullanarak "muhalif güçleri eğiteceklerini" dile getiriyorlardı.

'Şİİ İRAN'I ZAYIFLATMAK İÇİN SÜNNİ İSLAMCILARA DESTEK'

Sızan ABD'li askeri yetkililerin en büyük meselesinin "İran'ın jeopolitik etkisini artırması" olduğunu gösteriyor.

Belgelerde ABD'den bölgesel müttefikleriyle çalışarak İran etkisini azaltmaları isteniyor. Burada izlenecek yöntemse "Şii İran'ı zayıflatmak için Sünni İslamcılara destek vermek".

'TÜRKİYE'NİN SÜNNİ YÖNETİME GEÇİLMESİNDE ÇIKARI VAR'

Belgede "İran'ın Levan'taki varlığını zayıfltmakta ortak çıkarı olan Türkiye, ABD, Suudi Arabistan, Mısır ve diğer ülkelerin" İslamcılara destek olabileceği söyleniyor.

ABD'li askeri yetkililer, "Özellikle Türkiye Suriye'de uzun dönemde en çok baskı gücüne sahip ülke ve bu bölgenin Sünni yönetimine verilmesinde çıkarı var" ifadelerini kullanıyor. 

'ANKARA'NIN ŞEMSİYESİ ALTINDA İSLAMCI GÜÇ OLUŞTURULACAK'

"Türkiye'nin Suriye'de değişim yaratmak için iyi seçenekleri veya kabiliyeti yakın zaman için yok" diyen ABD'li yetkililer, "Ancak Türkiye zamanla Suriye içerisindeki gruplarla bağlantılarını inşa edecek, özellikle de Müslüman Kardeşler'in İslamcı kalıntılarıyla bağ kuracak, Suriye'de Ankara'nın şemsiyesi altında İslamcı siyasi güç oluşturulacak" diye yazıyor.

Yazıda bunun zaman alacağı, ancak Suriye hükümetinin konumunu uzun vadede zayıflatacağı söyleniyor.

Le Monde Diplomatique, ABD'nin İslamcıların güçlenmesini öngören bu tasarısının "anti-demokratik" olduğunu kabul ederek, ABD'nin Suriye'deki savaşı ve İslamcıları, İran'ı zayıflatmak için araç olarak gördüğünü ifade ediyor. 

Yazıda İdlib'in kaderinin Türkiye'ye bırakılmasının ve ABD'nin belirleyici tavır almamasının da bu bağlamda düşünülmesi gerektiği savunuluyor.