'Notre-Dame yangını evrensel kültüre karşı işlenmiş bir suçtur'

Fransa Devrimci Komünist Partisi (PCRF) Genel Sekreteri ve aynı zamanda bir sanat tarihçisi olan Maurice Cukierman, Notre-Dame yangınına ilişkin bir açıklama yayımladı. Yangından seçkinci kültür politikaları sorumlu tutuluyor. Cukierman kilise okullarına kaynak aktarımı planlanırken Notre-Dame'ın onarımı için neden bağışa ihtiyaç olduğu sorusunu da yöneltti.
soL - Dış Haberler
Cuma, 19 Nisan 2019 16:03

Paris'te Notre-Dame Katedrali'nde yaşanan yangın üzerine yapılan tartışmalar sürüyor. Fransa Devrimci Komünist Partisi (PCRF) Genel Sekreteri Maurice Cukierman tarafından yangından bir gün sonra yayımlanan açıklamada, katedralin halka ve tüm insanlığa ait olduğu vurgulandı ve yangının evrensel kültüre karşı işlenmiş bir suç olduğu belirtildi. Katedralin sekiz yüz yıllık tarihinin, bu devasa yapıyı karşılayan vergileri ödeyen köylülerin, yangında küle dönmüş olan çatıyı inşa eden işçilerin tarihi olduğunun altı çizildi.

'SİYASETÇİLERİN KÜLTÜRSÜZLÜĞÜ ORTAYA ÇIKTI'

Yapıt estetik ve mimari değerinin ötesinde Aydınlanma tarihinde de önemli bir yer işgal ediyor. Eğitimde kilisenin nüfuzunun artmasını öngören Falloux yasasına karşı mücadele eden Victor Hugo’nun başyapıtı bunun en bilindik simgesi olma özelliğini taşıyor.

Aynı zamanda sanat tarihçisi olan Cukierman, bu olayın gazetecilerin ve siyasetçilerin kültürsüzlüğünü ortaya çıkardığını belirtirken, katedralin savaşlardan ve devrimlerden mucize eseri kurtulduğu iddialarını reddetti. Cukierman, Birinci Dünya Savaşı’nda Paris'in işgal edilmediğini, İkinci Dünya Savaşı’ndaysa Hitler yanlılarının yıkmaya karar verdiği katedrali, işgale karşı direnen komünistlerin 1944'te örgütlediği ayaklanmanın kurtardığını hatırlattı.

PCRF Genel Sekreteri, yangın olayının dramatize edilmek istenmesini burjuvazinin yeni bir "Kutsal İttifak" söylemiyle Fransa siyasetini birleştirme ve yıkıcı kültür politikalarını unutturma çabasıyla ilişkilendirdi.
 
Maurice Cukierman, Emmanuel Macron’un devletle kilise arasındaki bağı koparan 1905 yasasını tartışmaya açmasını da sert bir dille eleştirdi. Cukierman zorunlu eğitimin üç yaşına indirilmesini öngören yasa tasarısıyla kilise okullarına kaynak aktarımı planlanırken Notre-Dame'ın onarımı için neden bağışa ihtiyaç olduğu sorusu yöneltti. Devletin onarım için 120 milyon avrodan fazla harcama yapmak istemediği söyleniyor. Oysa aynı devletin 2017 yılında Afganistan, Irak, Mali ve Çad’daki savaşları ve Suriye’deki terörist grupları desteklemek için 1 milyar 450 milyon avro harcadığı biliniyor.

PCRF açıklamasında bu durum şu sözlerle eleştirildi:

“Ancak kültüre ayıracak para yok. Maaşlara, emeklilik ücretlerine saldıran, işçi sınıfının kanını emen devlet bağışçıların eline bakıyor. Dayanışma çağrısına karşı değiliz, ancak devlet aslında kendi üstlenmesi gereken görevi sponsorlara yıkıyor.”

 

KÜLTÜREL MİRASI SOSYALİZM KORUYABİLİR

Macron’un ekonomik sıkıntı kartını masadan çekmediğini ancak tekelci burjuvazinin vergi indirimlerinden yararlanmaya devam ettiğini ifade eden Cukierman, kültüre yüzde 5 bütçe ayrılmasını, 500 avro üzeri bağışlardaki vergi indiriminin kaldırılmasını, ruhban sınıfının mülklerinin kamuya ait olduğunu kabul eden yasaya uyulmasını talep etti.

Kapitalizmin eğiliminin hep sosyal harcamaları kısmaktan, her şeyi özelleştirmekten, seçkinci kültür politikalarından yana olduğunu, oysa bu yedi başlı köpeğin yedi başının da koparılması gerektiğini öne süren açıklamada insanlığın kültürel mirasının ancak sosyalist bir yönetimde korunup zenginleştirileceği dile getirildi.