Komünist Parti: Yunanistan'da sınıf mücadelesi keskinleşerek sürecek

Komünist Parti, Yunanistan seçimlerine ilişkin ayrıntılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, Yunanistan'daki "iki kutuplu sistem"in dağıldığına işaret edilirken, SYRİZA'nin "restorasyoncu" rolüne dikkat çekildi.
Haber Merkezi
Salı, 27 Ocak 2015 15:19

Komünist Parti Merkez Komitesi, Yunanistan seçimlerine ilişkin olarak "Seçimlerden sonra Yunanistan: Sınıf mücadelesi keskinleşerek sürecek" başlıklı bir açıklama yaptı.

Açıklamanın tamamı şöyle:

Komünist Parti, Yunanistan’da 25 Ocak 2015 tarihinde gerçekleşen ve ülkemizde de yakından takip edilen, sonuçları itibariyle uzun süre tartışılacak olan genel seçimleri şu şekilde değerlendirmektedir: 

1. Seçimlerin en önemli çıktısı 1970’lerden bu yana ülkede egemen olan “iki kutuplu sistem”in dağılmasıdır. Bu partilerden birisi Panhelenik Sosyalist Hareket’ti (PASOK). PASOK, 1974 yılında kurulmuş ve 1981 yılında şimdi gördüğümüz rüzgara benzer bir “sol rüzgarla” hükümet kurmuş; 2009 yılında %44 oy almıştır. 2015 seçimlerinde ise seçmen desteği %5’e gerilemiştir. Diğer kutup olan Yeni Demokrasi (ND) de büyük oy kaybına uğramıştır. 

2. 2012’de şekillenmeye başlayan ve 2015 seçimleri ile tescillenen bir diğer gelişme, Yunan siyasetinin yeni bir iki kutuplu yapı içine sıkıştırılmaya çalışılmasıdır. Dolayısıyla mevcut durum, “hiçbir şeyin değişmemesi için her şeyin değiştirilmesi” olarak değerlendirilebilir. İki kutuplu sistem, bu kez sol popülist bir söylem ve sosyal demokrat bir programa sahip olan Radikal Sol Koalisyon (SYRİZA) ile henüz Yunan sermayesi için ömrünü tüketmemiş olan ND arasında kurulmaya çalışılmaktadır. Bu yapı henüz tam oturmamıştır ve 2015 seçimlerinin sonuçlarına bakıldığında sistemin merkezindeki dağılmaya çare olabilmiş değildir.

3. SYRİZA, seçimler sürecinde ve ondan öncesinde de AB’den ve NATO’dan ayrılmayacağını, Avro kullanımını tartışmaya açmayacağını, borçların tamamının tek taraflı iptalini değil, müzakere yoluyla bir bölümünü silmek niyetlisi olduğunu ifade etmiştir. Bu anlamıyla, SYRİZA’nın retoriğine bakarak yapılan “sol yükseliş” değerlendirmeleri gerçeklikten uzaktır.

4. SYRİZA, Yunanistan’da sermaye sisteminin yeniden yapılandırılması ve restorasyonunda rol almak üzere mevcut devlet yapılanmasının bir bölümünün, sermaye sınıfının krizden zarar görmüş kesimlerinin ve keskinleşen uluslararası rekabette ABD, Fransa ve İtalya’nın desteğini almıştır. SYRİZA’nın aynı zamanda Doğu Akdeniz’de İsrail ile Yunan devletinin girmiş olduğu ilişkide de herhangi değişikliğe gitme yanlısı olmadığı bilinmelidir.

5. SYRİZA’nın oy oranlarındaki yükseliş, genel olarak PASOK’un ve Demokratik Sol (DİMAR) gibi daha küçük “sosyalist” partilerin seçmen desteğinin dağılması ile ilgilidir. Bu partilerin 2012 seçimlerinden sonra kurulan ve halk düşmanı politikaların uygulayıcısı koalisyon hükümetlerinin parçası olmaları bu dağılmada etkilidir. Bu nedenledir ki, yeni iki kutuplu sistem bu partileri dışarıda bırakmış ve büyük oranda eritmiştir.

6. SYRİZA’nın seçim galibiyeti toplumun genelinde kriz süresince uygulanan halk düşmanı politikalara dair hoşnutsuzluğun ve derin öfkenin bir göstergesi olarak okunabilir ancak bu saptama tek başına mevcut durumu açıklamak için yeterli değildir. SYRİZA’nın yükselişi, aynı zamanda bu tepkiyi düzen içine sevk etmesi, emekçi sınıfların tepkisini orta sınıfların tutuculuğuyla buluşturmasıyla ilgilidir. SYRİZA, halkın kendi iradesini ortaya koyması sonucu değil, bir kurtarıcı arayışı neticesinde ortaya çıkmıştır. Bu noktadan sonra SYRİZA’nın başarısı kapitalist sistem içinde halkın acil sorunlarına çözümler üretilebileceği yanılsamasını kuvvetli bir biçimde oluşturabilmesine dayanmaktadır. 

7. Bu eksende yaşanan bir “sol” yükselişle mücadele, işçi sınıfının tarihsel ve güncel çıkarları doğrultusunda sınıf mücadelelerinin konusu ve bir gereğidir. 

8. Yunanistan’da seçimlere on beş gün kala ortaya çıkan “tek başına iktidar” tartışmaları ve SYRİZA’nın bu eşiğe kadar getirilmesinde etkili olduğu anlaşılan Avrupa ve Yunan medyasındaki “bombardıman” Yunanistan’da egemenlerin istikrar arayışı ile ilgilidir. Sermaye sınıfının istikrar isteği önümüzdeki dönemin temel belirleyenlerinden olacaktır.

9. NAZİ partisi Altın Şafak’ın (XA) seçimlerden üçüncü parti olarak çıkabilmesinin bir nedeni de bu istikrar arayışı ve bu doğrultuda sistem tarafından doğrudan kollanmasıdır. Sağ popülist bir söyleme sahip olan XA’nin ve sol popülist SYRİZA’nın yükselişi birbirini çelmemekte aksine tamamlamaktadır. XA, emekçi halka karşı kanlı saldırıları ile bilinen, işçi hareketini sindirmeyi hedefleyen eylemlerde bulunan ırkçı bir yapılanmadır. Sistemin mekanizmaları içinde doğmuş ve semirmiştir. XA’ye 2012 sonrasında düzenlenen göstermelik operasyonlar bu yapının toplumsal etkisinin azaltılması yahut siyasi yapının dışına atılması amacıyla değil, sistemin XA’nin “günahlarından” bağımsız olduğu izlenimini yaratmak ve XA’de beliren özerk hareket etme eğilimini ıslah etmek içindir.

10. SYRİZA’nın koalisyon yaptığı Bağımsız Yunanlar (AnEl), ND’den kopan milliyetçi ve muhafazakar bir oluşumdur ve Yunan sermayesinin “rezerv” partilerinden biridir. AnEl’in 2012 yılından bu yana memorandum karşıtı bir koalisyonda SYRİZA’nın potansiyel ortağı olacağı bilinmektedir. Bu hem SYRİZA’nın ittifaklar politikası hem de mevcut yönelim açısından şaşırtıcı bir durum değildir.

11. Yoldaşımız Yunanistan Komünist Partisi (KKE), bu seçimlerden oylarını artırarak çıkmıştır. 2012 ile karşılaştırıldığında oy oranlarında gözlemlenen 1 puanlık ve oy miktarındaki 61 bin civarında artış anlamlıdır. Bu sonuçlarla birlikte KKE, parlamentodaki 12 olan temsilci sayısını 15’e çıkarmıştır. 11 seçim bölgesinde KKE, SYRİZA ve ND’nin ardından üçüncü parti olmuştur. Bu KKE’nin dağılan seçmen desteğini toparlamakta olduğunun bir göstergesidir ve 2012 genel seçimlerinden sonra yapılan yerel seçimler ve Avrupa Parlamentosu seçimlerinde ortaya çıkan eğilimle uyumludur.

12. KKE, kapitalizmin devrimci bir tarzla aşılacağını, buna işçi sınıfının ve onun öncü partisinin öncülük edeceğini bilen, stratejisini bunun üzerine kuran bir partidir. Bu nedenle KKE, SYRİZA’nın seçim döneminde ve öncesinde sunduğu verileri dikkate alarak bu parti ile herhangi bir hükümet pazarlığına girmeyeceğini açıklamış, hükümete güven oyu vermeyeceğini de ilan etmiştir. KKE’nin önümüzdeki dönem, işçi sınıfının meclisi içindeki ve dışındaki sesi ve gücü olacağına güvenimiz tamdır.

13. Yeni atmosfer Yunanistan’da işçi sınıfı ve komünist hareket için zorluklardan çok daha büyük olanaklar barındırmaktadır. KKE’nin işçi sınıfı hareketi içindeki örgütlülüğü bu noktada büyük anlam kazanmaktadır.

14. Önümüzdeki dönem, Doğu Akdeniz ve Ege’de emperyalistler arası gerilimlerin, karşı karşıya gelişlerin yaşanacağı bir dönem olma potansiyeli taşımaktadır. Bu nedenle Yunanistan’da NATO’ya ve AB’ye bağlılığını sorgulamayan, ABD ve İsrail ile oldukça yakın ilişkiler kurmuş olan bir hükümetin olacağı bilinerek hareket edilmeli, bölgesel değerlendirmelerde bu hesaba katılmalıdır. 

15. Yunanistan seçimleri Türkiye’de ve dünyada soldaki liberal tahribatı bir kez daha gözler önüne sermiştir. Halk arasında SYRİZA’nın pazarlanan yüzüne dair ortaya çıkan heyecanla örgütlü solun SYRİZA’ya gösterdiği ilgi ve sempati arasında bir ayrıma gitmek gerekmektedir. Halkın heyecanı bir değişim umudu olarak görülebilecekken, soldaki reaksiyonlar ancak yenilmişlik psikolojisi ve kapitalizmin devrimci bir içerikte aşılacağına dair inancın yitimi ile açıklanabilir. SYRİZA’dan “model” devşirme yahut SYRİZA ile ilişkilenme çabaları murat edilenin aksine çaresizlik görüntüsü vermektedir. 

16. Bölgemizde sınıf mücadelelerinin keskinleşeceği bir döneme girdik. Üzerine düşen tarihsel sorumluluk ve görevleri yerine getirdiği taktirde komünist hareketin önünde büyük olanaklar bulunmaktadır. Bu durum, sınıfsal bakışın ve proletarya enternasyonalizminin önemini giderek artırmaktadır.

17. Bu vesile ile bir kez daha Yunanistan’daki yoldaşlarımızı kutluyor, önlerindeki zorlu ve büyük olanaklar barındıran dönemde kendilerine başarılar diliyoruz: Sosyalizm kazanacak!