KKE Genel Sekreteri Dimitris Kuçubas: Sınıfı yabancı bayrak altına sokmayacağız

KKE Genel Sekreteri Dimitris Kuçubas tüm dünyanın gündemine oturan Yunanistan seçimlerini soL’a değerlendirdi.
Haber Merkezi
Cuma, 06 Şubat 2015 13:12

'Halklar için tek yol kapitalizmin devrilmesi; işçi sınıfının, halkın iktidarda olduğu yeni bir toplumun inşasıdır.’

KKE Genel Sekreteri Dimitris Kuçubas tüm dünyanın gündemine oturan Yunanistan seçimlerini soL’a değerlendirdi. Kuçubas Yunanistan’daki hükümet değişiminin, uluslararası düzeyde üretimdeki durgunluğu aşmak üzere bir araç olarak kullanılacağını belirtere, bu süreçte “sözde solcular” konusunda uyanık olunması gerektiğinin altını çizdi.

İlk önce şunu sormak istiyoruz: Hem Yunanistan’da hem de Avrupa’nın geri kalanında Yunanistan seçimleri çok konuşuldu, tartışıldı. Bu seçimlerin Yunanistan, Avrupa ve Yunanistan Komünist Partisi (KKE) için ne anlam ifade ettiğini söyleyebilir misiniz? Partiniz seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyor?
Seçim sonuçları işsizlik ve yoksulluk içinde yaşayan Yunan halkının, koalisyon hükümeti partileri Yeni Demokrasi (ND) ve Panhelenik Sosyalist Hareket’ine (PASOK), ayrıca onlarla işbirliği yapmış olan Demokratik Sol’a (DİMAR) karşı olan hoşnutsuzluk ve öfkesini göstermektedir. Bu koşullar altında alternatif bir hükümet oluşturulması yönünde güçlü bir akım oluşturuldu. Bunun arkasındaki mantık da, Avrupa Birliği (AB) tarafından sunulan halk düşmanı çerçevenin içinde kalmak koşuluyla kamu borçlarının müzakere edilmesi üzerine kurulmuştu. ND-PASOK hükümetinin politikalarının reddi ve yeni Radikal Sol Koalisyon (SYRİZA) – Bağımsız Yunanlar (ANEL) koalisyonunun oluşması; oldukça düşük beklentiler, AB’nin doğasına dair sahte illüzyonlar ve yeni hükümetin popülist bir politika izleyebileceği yönündeki boş umutlar temelinde gerçekleşti. Şantaj içerikli ikilemlerin bulunduğu, iki parti arasındaki büyük kutuplaşmanın yaşandığı ve parti güçlerinin marjinalleştirilmeye çalışıldığı bir ortamda, KKE, aldığı oy oranını, miktarını ve milletvekili sayısını yükseltmiştir. Kuşkusuz, güç dengeleri ve KKE’nin siyasi etkisi açısından en kritik olumsuz faktör, gerilemekte bulunan işçi-halk hareketinin durumudur. Tıpkı tüm Avrupa ve uluslararası hareket için de geçerli olduğu gibi. KKE etrafındaki toparlanma eğilimi güçler dengesinin olumsuzluğunu azaltmıyor, işçi ve halk kuvvetlerinin AB’den, sermayenin yolundan ve tekellerin çıkarlarından kurtulmasını ifade etmiyor. Değerlendirmemiz şudur: Yunanistan’daki hükümet değişimi ülkenin ve Avro bölgesinin burjuva sınıfları tarafından, uluslararası düzeyde üretimdeki durgunluğu aşmak üzere bir araç olarak kullanılacak. Burjuva yönetimin mevcut formülü daha gevşek para ve finans politikaları ile değiştirilecektir. Yunanistan’da SYRİZA tam olarak bu tezi öne sürüyor ki bu tezden karlı çıkacak olan yine tekel gruplarıdır, halk katmanları değil. ABD, Fransa ve İtalya, Almanya’yı krizin yükünü daha fazla sırtlanması için bu doğrultuda zorluyor. Yunanistan’da İşletmeler ve Sanayiler Derneği (SEV – Yunan TÜSİAD’ı) bu doğrultuda hareket ediyor. ND’den kopan ve %4.7 oy oranı ile altıncı olmuş olan malum bir milliyetçi parti ile seçimlerden önce anlaşılmış olması ve şu anda SYRİZA ile kurulan hükümete altı bakan ile katılmış olmaları nasıl bir yol izleneceğini gösteriyor.

'TEMEL KRİTER AB VE NATO'DAN ÇIKILMASI'

Seçimlerden hemen sonra yaptığınız açıklamada dediğiniz gibi KKE iktidarı devirme perspektifi ile meclisin içinde ve dışında işçi- halk muhalefeti pozisyonunda mücadele edecek. Daha somut hale getirirsek, KKE’nin önümüzdeki dönem takip edeceği stratejisini tarif edebilir misiniz? Yani 2015 Yunanistanı’nda “ne yapmalı”?
KKE seçimlerden önce ve sonra SYRİZA-ANEL hükümetine destek ya da güvenoyu vermeyeceğini net bir şekilde açıkladı. Ancak gerçekten halk yararına olacak olan bir yasa parlamento gündemine gelirse, KKE olumlu oy kullanacak. Ancak bu genel bir destek ya da hükümete dönük güvenoyu anlamına gelmiyor. KKE, aldığı oyları halk arasında ve meclis içinde mücadeleci bir işçi-halk muhalefetini güçlendirmek, halkçı bir ittifakı geliştirmek, AB’ye, süreklilik kazanmış memorandumlara, tekellere ve onun iktidarına karşı mücadeleyi yükseltmek için kullanacak. Yunan halkının bize verdiği gücü işçi hareketinin yeniden inşası, toplumsal ittifakın gelişmesi doğrultusunda değerlendireceğiz. Halk katmanlarının mümkün olan tüm kazanımları, acil yardım önlemleri için, halkla dayanışmak amacıyla baskı kurmak, bunları talep edip elde etmek için... Çalışanlar kriz süresince kaybettiklerinin tamamını geri alabilsin ve kendilerine ancak kırıntılar verilen ücretliler ve kendi işine sahip olan küçük esnaf değil krizin faturasını tekel grupları, sermaye ödesin diye... KKE’nin krizden çıkış için sunduğu öneri hala halkın çıkarları üzerine kurulu olduğu için, halkın yararına olan tek çözüm olmayı sürdürüyor. KKE halk arasında yaygın şekilde şunları ileri sürmeye devam edecektir: Borçların tamamını tek taraflı şekilde iptal edecek bir hükümeti olan halk iktidarı, üretim araçlarının kamulaştırılması, AB’den ve NATO’dan çıkılması, dünyadaki tüm ülkelerle hem bizim hem onların karşılıklı faydalanacağı işbirliği.

'İKİ PARTİLİ SİSTEMİN ÇÖKTÜĞÜNÜ DAHA İYİ ANLATMALIYDIK'

KKE’nin üzerindeki basıncın yeni oluşan iki partili sistem ve “sol hükümet” nedeniyle artacağını öngörebiliriz. Şeytanın avukatı olarak şu soruyu sormak istiyoruz. Retrospektif olarak KKE’nin 2012 öncesinde ya da sonrasında bugünkü tabloyu önlemek için yapması gereken ancak yapmadığı bir takım hamleler vardı diyebilir miyiz?
ND ve SYRİZA arasında yeni iki partili sistemin oluştuğu, “sol hükümet”e dönük acil beklentinin yaratıldığı, partimize dönük olarak basıncın arttığı koşullarda, KKE yalnızca seçimler düzleminde bu basınca direnmiş olmadı; aynı zamanda güçlerini de artırdı. Ve bunu şu argümanı ileri sürerek başardı: Hiçbir burjuva hükümeti nasıl adlandırılırsa adlandırılsın NATO ve AB sınırları dahilinde kalarak, borçları tanıyarak ve kapitalist kalkınma yolunu tutarak halk yararına bir politika takip edemez. Aynı zamanda partimiz kendi yönetim önerisini de açıkladı: ülkeyi AB’den ve NATO’dan çıkaracak, borçları tek taraflı silecek, işçi denetiminde hayata geçirecek; tüm ülke çapında bilimsel bir iktisadi planlamaya bağlı olarak üretim araçlarını kamulaştıracak ve halkın tüm gereksinimlerini karşılayacak bir halk iktidarı yönetimi. Elbette partimiz bir komünist partinin burjuva bir hükümete katılmasının halk için, işçi sınıfı hareketi için ve partinin kendisi için ne derece yıkıcı olacağını kestirmişti. Bu nedenle, 2012 seçimlerinden çok daha önce stratejimizin görünür kılınması ve yaygınlaştırılmasıyla; kendi mevzilerimizin, takipçilerimizin ve dostlarımızın, daha geniş ölçekte emekçi halkın ve gençliğin ideolojik olarak silahlanması için, partinin ve KNE’nin ideolojik, siyasi ve örgütsel işlerine daha büyük öncelik verdik. 

SYRİZA’nın PASOK’un yerini alması suretiyle sosyal demokrasinin yenilenmesi çok hızlı gerçekleşti. PASOK’un bilinen hükümet mensupları ve yöneticileri burjuvazinin güçlü kesimlerinin onayını alarak toplu şekilde SYRİZA’ya katıldılar. Tüm bu mevzular üstüne böyle kuvvetli bir ideolojik tahkimatı partimiz 2012 sonrasında örgütlerinde, KNE içinde, halk arasında yaptı. Ki bu da yine merkez komitemizin açıklamasında belirttiğimiz gibi bu da yakın zamanda gerçekleşen seçim sonuçlarına olumlu yansıdı. Kesinlikle bu, SYRİZA’nın PASOK’un tüm kötü özelliklerini alarak kendi ifşa etmesinde ve sağ yöneliminde rol oynadı.

Şayet zamanında kriz, sefalet, işsizlik koşullarında liberal parti (ND) ve geleneksel sosyal demokrat parti (PASOK) arasındaki gerilime dayanan eski iki partili sistemin artık halk güçlerini kendisine bağlayamadığını, bu nedenle siyasal sistemin yeniden yapılandırılacağını öngörmüş ve halkı bu konuda uyarabilmiş olsaydık, bugünkü sonuçlar çok farklı olabilirdi.  

'EMPERYALİST ÖRGÜTLER İNSANCILLAŞAMAZ'

Başka neler eklemek istersiniz seçimler ya da Yunanistan ve Avrupa’daki sınıf mücadelelerinin geleceği hakkında?
Yunanistan’da ve Avrupa’da sınıf mücadelesinin geleceği için Komünist Parti’nin stratejisi büyük öneme sahip. Hakeza komünist ve işçi partilerinin önümüzdeki dönemde başka pek çok faktörün yanı sıra sözde “solcu”lar, yani halk katmanlarını “yabancı bayraklar altında”, sermayenin çıkar bayrağı altında toplayan oportünist sosyal demokrat güçler -tıpkı Yunanistan’da SYRİZA’nın, Avrupa çapında Avrupa Sol Partisi’nin (ASP) olduğu gibi- tarafından kurulan “tuzakları” aşmak konusunda takınacakları kararlı tavır kritik öneme sahip. Şimdi uluslararası komünist hareket içinde burjuva hükümetlere katılımın yarattığı olumsuz etkiye dair bir deneyim var ve bu derinlemesine değerlendirilmeli. Bu deneyim, tekil olumlu idari tedbirlerle emperyalist AB’nin düzeltilebileceği, kapitalizmin barbarlıktan uzaklaştırılabileceği yönündeki illüzyonlara son verebilir. Sözde “solcu” bir idare şekliyle ne kapitalizm, uluslararası emperyalist sistem ne de devletlerüstü kapitalist ittifaklar, AB tipindeki emperyalist örgütlenmeler “insancıllaştırılabilir”. Yalnızca diğer halk tabakaları ile ittifak kurmuş güçlü ve kararlı bir işçi sınıfı hareketi tarafından, ayağa kalkmış halk tarafından devrimci koşullar olgunlaştığında her bir ülke ve daha genel olarak sistem kökten değiştirilebilir, alaşağı edilebilir. Halklar için tek yol kapitalizmin devrilmesi; işçi sınıfın, halkın iktidarda olduğu yeni bir toplumun inşasıdır. 


* soL Dergisi'nin 1-7 Şubat 2015 tarihli 26. sayısında yayımlanmıştır.