Fidel Castro, 11 Eylül saldırılarının ardından ne demişti?

Ancak, terörizm karşısındaki bu uluslararası mücadele bir teröristi burada, diğerini başka bir yerde öldürmekle yani onların yöntemlerini kullanmakla değil, bu meyanda devlet terörüne ve diğer tiksinç katliamlara kesin bir son vererek çözülebilir.
Çeviri: Selçuk Işık
Cuma, 09 Ocak 2015 13:21

soL'un notu: Fransa'daki katliamın ardından, tüm dünyada "terör"e karşı nasıl konum alınacağı tartışılıyor. Küba lideri Fidel Castro, İkiz Kuleler'e yapılan 11 Eylül saldırılarının hemen ardından, sıcağı sıcağına bir konuşma yapmıştı. Aşağıda, Fidel'in bu konuşmasının bir özetini bulacaksınız. Emperyalist saldırganlık ve "terörle mücadele"nin nasıl değerlendirilmesi gerektiğine dair bu tarihsel değerlendirme, Küba halkının ABD'den çektikleri de göz önüne alınırsa, bugüne de bir nebze ışık tutuyor.


Bugün, Birleşik Devletler için bir trajedi günüdür.

Amerikan halkına karşı nefrete burada asla yer yoktur. Belki de, açık bir şekilde kültüründen, ırkçı önyargılarının bulunmamasından, özgürlük yanlısı olmasından—‘’bir efendiye ihtiyaç duyulmadan yaşanan bir yurt olmasından’’— olsa gerek Küba, Amerikalıların azami saygıyla karşılandığı bir ülkedir. Hiçbir zaman ulusal nefret veya fanatizm benzeri şeyleri vazetmedik ve gücümüzün kaynağı buradan gelmektedir çünkü ilerleyişimiz ilkelerimiz ve ideallerimiz üzerine temellendirilmiştir.

Birleşik Devletlerde meydana gelen olaylarla ilgili Küba Devleti’nin resmi açıklamasını sizlere okumak istiyorum:

“Küba Cumhuriyeti Hükümeti bu sabah, New York ve Washington’da sivillere yönelik vahşi bir şekilde gerçekleştirilen, sayısız insanın hayatını kaybettiği saldırıları üzülerek öğrenmiş bulunmaktadır.’’

‘’Küba’nın her türlü terörist saldırı konusundaki tutumu iyi bilinir.’’ Tarihimiz bunu kanıtlamıştır ve devrim tarihimizi bilenler bunu daha iyi kanıksamıştır. ‘’Yaklaşık kırk yıldır bizzat Birleşik Devletler içerisinden beslenen benzeri hareketlerin hedefi olduğumuzu unutmak mümkün değil.’’

“Hem tarihsel nedenler hem de etik ilkeler gereği, hükümetimiz bahsi geçen kulelerdeki saldırıları şiddetle kınamakta ve Amerikan halkının zamansız kayıplarının acısını en içten duygularla paylaşmaktadır’’

“Amerikalıların bu acılı anlarında, halkımız imkanlarımız el verdiği ölçüde sağlık kurumları, her türlü medikal ve insani yardım kuruluşları ile sabahki olaylarda yaralananların tedavisi, rehabilitasyonu konusunda Amerikan halkıyla dayanışmaya ve mücadele etmeye hazırdır.‘’

Çok sayıda uçağa, güvenli teknik altyapıya, elektrik şebekesine, boru hatlarına vs. sahip ülke olması bakımından Birleşik Devletler terörizm karşısında en kolay zarar görebilecek ülkedir. Bu terörist grupların çoğu üyesi faşistlerden oluşur ve öldürmeyi önemsemezler. Haliyle, ortalama zekalılıktan ziyade deliliğe çok daha fazla yakınlar.

ABD otoritelerine bu argümanları kullanarak ülke için tehlike arz eden ‘’yöntemlerini’’ yaygınlaştırmaktan kaçınmalarını iletmiştik.

Bombaları kimin patlattığına dair tam yargıya varacak bir bulgu henüz yok; zira planlanmış bir eylem olarak  Oklahoma vakasındaki gibi bu gruplardan herhangi biri tarafından yürütülmüş olabilir veya dışardaki bazı gruplar eliyle gerçekleştirilmiş olabilir. Ne var ki, etkin bir şekilde organize edildiği, kelimenin diğer anlamıyla yeterli organizasyon ve senkronizasyonla, konusunda yetkin, ‘’eğitimli’’ ve bu devasa Boeing’leri kullanabilen ve ne zaman harekete geçecekleri konusunda zamanlama koordinasyonunu iyi yapan insanlar tarafından gerçekleştirildiği su götürmez bir gerçeklik. İnsanların en kalabalık olduğu saat, yer seçimi dahi üzerinde ince düşünülmüş bir eylem olduğunu gösteriyor.

Aslında bunlar eylemin karakteristik bazı özellikleri, şimdi bize verdiği ipuçlarına bakmak gerekiyor. Amerikan liderlerinin en önemli görevi terörizmle savaşmaktır ve bu trajediler Küba ve diğer ülkeler karşısında da yıllardır uygulanan terörist metotların kısmen bir sonucudur. Terörizm fikri yayılmaktadır ve dünyada büyüklüğü ne olursa olsun bu olaylardan kaçınabilecek bir güç yoktur çünkü ölüme tamamen farklı bakan yobazlar tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu yüzden, böylesi yöntemler karşısında mücadele de bir hayli zordur.

Hiçbir küresel, teknolojik veya askeri güç böylesi olaylar karşısında tam korunmuşluk temin edemez çünkü küçük gruplar halinde organize olabiliyorlar, tespit edilmeleri zor ve intihara meyilli olmaları ise işi daha karışık hale getiriyor.

Muhtemelen önümüzdeki günler dünya için daha tehlikeli olacak. Küba’yı kastetmiyorum çünkü Küba birçok sebepten dolayı dünyanın en barışçıl ükesi: siyasetimiz, mücadele biçimimiz, doktrinimiz ve içinde korku zerresi barındırmayan yoldaşlarımız.

Bunun yolu güç kullanmaktan veya savaştan geçmiyor. Yıllardır Küba’da yaşıyor olmanın ve mücadelenin içinde bulunmuşluğun vermiş olduğu tecrübeye dayanarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu ancak, ortak akıl ve ortak kararın gücü üzerine temellendirilmiş akıllıca bir siyasetin rehberliğinde ve uluslararası kamuoyunun desteğiyle tamamen çözüme kavuşabilir.

Ancak, terörizm karşısındaki bu uluslararası mücadele bir teröristi burada, diğerini başka bir yerde öldürmekle yani onların yöntemlerini kullanmakla değil, bu meyanda devlet terörüne ve diğer tiksinç katliamlara kesin bir son vererek çözülebilir.