'Bu karşı-devrimci baskın başarılı olursa, uluslararası işçi sınıfı hareketi için de korkunç sonuçlar doğacak'

Tüm dünyada komünist partilerin emperyalizme karşı Venezuela halkı ile dayanışması çeşitli şekillerde sürüyor. Venezuela'da yaşananlarla ilgili kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi öncelikli görevler arasında. Bu bağlamda soL olarak sorularımızı, Washington elçilik binasında bizzat direnen eylemcilerden, savaş karşıtı ANSWER Koalisyonu ulusal direktörü, Sosyalizm ve Kurtuluş Partisi Merkez Komite üyesi Brian Becker'a yönelttik. Becker'la baskının içyüzüne dair ayrıntıları ve batı medyasının tavrını konuştuk.
soL - Dış Haberler | Çeviri: M. Tokmakçıoğlu
Salı, 21 Mayıs 2019 09:00

16 Mayıs 2019 günü Washington’daki Venezuela Büyükelçiliği’ne ani bir polis baskını yapıldı. Daha önce de Ocak ayında kendini başkan ilan eden Guaido’nun binaya zorla girmeleri için gönderdiği Venezuela muhalefetinin faşist gruplarının girişimlerine karşı elçiliği korumuş olan ve Venezuela ile dayanışmak üzere haftalardır orada bulunan eylemcileri dışarı çıkmaya zorlamak için binanın elektrikleri ve suyu kesilmiş, bu tutum büyük tepki toplamıştı. Son olarak yapılan polis baskınıyla ise, direnişçilerden dördü gözaltına alındı. Guaido’nun kendine büyükelçi olarak atadığı Carlos Vecchio ise baskından ötürü Trump yönetimine teşekkür etti.

Elçiliğe yapılan saldırı Venezuela halkı ve dostları tarafından büyük tepki topladı. Venezuela Komünist Partisi (PCV) de konuyla ilgili açıklamasında saldırıyı yasa dışı olarak niteledi ve ABD tarafından uluslararası hukukun ve insan haklarının sistematik ihlalleri çerçevesinde yapılmış olduğunu ifade etti. PCV, Amerika Birleşik Devletleri'nin emperyalist ve faşist politikasına tepki gösterirken, Avrupa Birliği’nin uluslararası hukuk ve insan haklarına karşı bir saldırı olan, ABD’yle suç ortaklığı haline gelen ilgisizliğini de kınamıştı.

Diğer yandan tüm dünyada komünist partilerin emperyalizme karşı Venezuela halkı ile dayanışması çeşitli şekillerde sürüyor. Venezuela'da yaşananlar ile ilgili kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ise öncelikli görevler arasında. Bu bağlamda soL Haber olarak sorularımızı, Washington elçilik binasında bizzat direnen eylemcilerden, savaş karşıtı ANSWER Koalisyonu ulusal direktörü, Sosyalizm ve Kurtuluş Partisi Merkez Komite üyesi Brian Becker'a yönelttik. Becker'la baskının iç yüzüne dair ayrıntıları ve batı medyasının tavrını konuştuk...

Geçtiğimiz perşembe, federal ajanlar ve Washington polisi ani bir baskınla ve zorla elçilik binasına girerek dört direnişçiyi gözaltına aldılar. Amerika Birleşik Devletleri kolluk güçleri hangi yasal hakla, atanma şekli ve meşruiyeti halen sorgulanan bir siyasinin işini kolaylaştırmak için, yabancı bir devletin elçilik binasına girme ve içeridekileri kuvvet kullanarak dışarı çıkarma müdahalesinde bulundu?

Amerikan polisinin direnişçileri tutuklamaları ve gözaltına almaları kesinlikle yasal değil. Elçilik binasında bulunan bu insanlar hakkında hiçbir yasa dışı işgal ya da giriş suçlaması yapılmadı, bu nedenle kamu davası açılması için bir neden teşkil etmiyor. Direnişçiler, binanın yasal sahibinin davetli misafirleri olarak ve o binanın işlevselliğinde Venezuela hükümetinin diplomatik elçiliği olarak hazır bulunuyorlardı. Amerikan hükümeti bu durumu tamamen görmezden gelerek, direnişçileri “bazı koruyucu unsurlara müdahale” gibi muğlak bir federal suçtan tutukladı. Bu kişilerin tutuklanması, Birleşmiş Milletler’de egemen güç olarak kabul edilen yabancı bir hükümetin diplomatik elçiliğine Amerika Birleşik Devletleri tarafından “el konulması” anlamına geliyordu. Bu, Viyana Sözleşmesinin 22. maddesinin açıkça ve küstahça yapılmış bir ihlalidir. ABD tarihinde dahi böyle bir olay görülmedi. Küba’nın 1961'de ABD destekli Domuzlar Körfezi işgali sırasında bile, Birleşik Devletler Küba Büyükelçiliğini ele geçirip muhalefete teslim etmedi.

'ABD 50'DEN FAZLA ÜLKEYİ AMERİKAN KUKLASI GUAIDO'YU TANIMALARI İÇİN ZORLADI'

İlk soruyla alakalı olarak şunu soralım: Müdahale sonrasında Carlos Vecchio Trump yönetimine teşekkür etti. Trump yönetimi, Venezuela’nın iç işlerine nasıl ve ne yollarla müdahale ediyor? Venezuela siyaseti konusunda Trump yönetiminin gündeminde neler var?

Trump yönetimi, demokratik olarak seçilmiş Venezuela hükümetini devirmek için ABD gücünün belli başlı unsurlarını sistematik olarak uyguluyor. Bu, ekonomik abluka teşkil eden kapsamlı yaptırımlar, askeri tehditler ve savaş hazırlıkları ile on milyarlarca dolarlık Venezuela mal varlığının ele geçirilmesini ve bu varlıkların Maduro hükümetine karşı oluşturulan siyasi muhalefet için bir rüşvet fonu olarak kullanılmasını destekleyen ekonomik gücü içeriyor. ABD, 50’den fazla ülkeyi zorlayarak veya bazılarına rüşvet vererek Amerikan kuklası Juan Guaido’yu Venezuela devlet başkanı olarak tanımaları için ve aynı zamanda Venezuela’nın ulusal elektrik şebekesini dahil olmak üzere tüm altyapısını sabote etmek gibi gizli operasyonları düzenlemek için bu fona ihtiyaç duyuyor.  

'SERMAYE MEDYASI SESSİZ KALDI'

Direnişçiler, elçilik binasında kaldıkları süre boyunca, hem Guaido’nun sağcı destekçilerinden hem de yerel yönetim ve kolluk güçlerinden şiddet ve aşağılanma ile karşılaştılar. Medya bu saldırıları göstermekte ve kamuoyunu neler olup bittiğine dair  bilgilendirmekte etkili ve sorumlu bir tavır sergiledi mi?

Sermaye medyası, Washington DC'nin merkezinde, beş haftadan fazla süren bu olağan dışı durum konusunda neredeyse sessizdi. Bu tavır, medya ve çeşitli polis teşkilatları arasında yapılmış oldukça tuhaf bir anlaşmanın sonucuydu. Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ile birlikte Gizli Servis, Amerikan bölge polis memurları ve polis teşkilatı elçilik çevresinde bir kordon çekerek, hem bize hem de binaya karşı fiziksel şiddet uygulayan Guaido'nun eşkıyalarını sistemli biçimde korurken, bir iki istisnai durum haricinde, sermaye medyası olayın dışında kaldı. Medya, nihayetinde zorla yerimizden çıkarıldığımızda ve elçilik içindeki son kişiler de askeri tarzda bir operasyonla tutuklandığında, direnişçileri Venezuelalıların kendi elçiliğini kontrol etme haklarını ihlal eden insanlar olarak suçlamaya başladı.

Guaido başkanlığındaki seçilmemiş ve ABD destekli darbe yönetimi, ABD'nin müdahalesi olmadan bir şey yapabilir mi? Konumunu nasıl meşru kılar?

Darbe, 23 Ocak'ta Guaido devlet başkanı olduğunu açıkladığında başarısız oldu. 23 Şubat'ta “barışçıl bir güç aktarımı” bahanesini kullandığında tekrar başarısız oldu. Guaido'nun silahlı bir ayaklanma ilan ettiği 30 Nisan'da bir kez daha başarısız oldu. Bugün, sahte devlet başkanının sahte elçisi Carlos Vecchio, Venezuela’ya yönelik bir işgali ve diğer askeri eylemleri talep etmek üzere Pentagon’un Güney Komutanlığı başkanı ile resmen görüşüyor.

'EMPERYALİZMİN SONRAKİ HEDEFLERİ NİKARAGUA VE KÜBA'

Venezuela halkının seçilmiş yönetimini savunması konusunda dünyadaki diğer komünist partilere dayanışma açısından nasıl bir sorumluluk düşüyor? Ne yapılması gerekiyor? Gelecek günlerde ANSWER Koalisyonunun gündemi ne olacak?

Kişi gerçek bir komünist olup da nasıl bir enternasyonalist olamaz? Soru aslında bir bakıma kendi cevabını da veriyor. Venezuela hükümetinin hedef alınması, emperyalizmin Latin Amerika halkları için herhangi bir bağımsızlık unsurunu tamamen yok etme planının da merkezindedir. Bolton, ABD emperyalizminin gerçek planlarını “Üç Diktatör Hükümet” konuşmasıyla açıkladı. Sonraki hedefler ise Nikaragua ve Küba. Trump, 60 yıllık ABD emperyalizm propagandasının hedefinde olan Küba hükümetini devirmeyi başardığı takdirde, Amerikan sermaye sınıfının tüm sektörlerinin övgüsünü kazanacaktır. Adeta bayram edecekler. Kübalılar ve Latin Amerikalılar ise acı çekecek. Kaybedilecek o kadar şey var ki. Bu karşı-devrimci baskın başarılı olursa, uluslararası işçi sınıfı hareketi için de korkunç sonuçlar doğacaktır. Her yerdeki komünist partiler şimdi emperyalizmin bu arsız karşı-devrimci saldırısına karşı birlikte hareket etmeli.