Arap NATO’su gündemi neye işaret ediyor?

ABD’nin Suriye’den çekileceğini ilan etmesinin yaratacağı etkiler Arap dünyasında tartışılıyor. Ortadoğu’da Arap devletlerinin İran karşısında taraflaştırılmasında ABD farklı bir açılım peşinde mi? Yoksa ABD hegemonyasındaki bozulmaya ‘bildiğimiz’ Ortadoğu dışında başka merkezlerden mi çözüm arıyor? Trump yönetiminin geçtiğimiz yıldan beri sıkça gündeme getirdiği Arap NATO’su girişimlerine, İsrail ve Türkiye’nin rollerine dair çeşitli görüşler sözkonusu.
soL - Dış Haberler
Pazartesi, 04 Şubat 2019 15:50

ABD’nin Suriye’den çekileceğini ilan etmesinin yaratacağı etkiler Arap dünyasında tartışılıyor. Ortadoğu’da Arap devletlerinin İran karşısında taraflaştırılmasında ABD farklı bir açılım peşinde mi? Yoksa ABD hegemonyasındaki bozulmaya "bildiğimiz" Ortadoğu dışında başka merkezlerden mi çözüm arıyor? Lübnan merkezli haber sitesi El Mayadin’in yazarları bu konuda farklı yorumlar yapıyorlar. Fakat tüm görüşler ABD’nin askeri çekilişinin, bölgedeki iddialarının güncellenmesi anlamına gelse de emperyalizmin yönetme krizini derinleştireceği ve bölgesel rekabeti kızıştıracağına işaret ediyor.

2011 kuruluşlu El Mayadin, Arap dünyasına ve Batı’ya Beyrut’tan yayın yapan bir haber ağı. İlkelerini Arap birliği, İslami dayanışma, aşırılık karşıtlığı ve çoğulcu kültürel diyalog gibi liberal bir çizgide tanımlarken kendi kaderini tayin hakkı, toplumsal adalet ve dış müdahaleye karşı direnme hakkı gibi mücadele ilkelerini de benimsiyor. Moskova, Vaşington, Tahran gibi karar verici saydığı merkezlerde muhabirleri var. El Mayadin’in ABD’nin çözülen hegemonyası karşısında ortaya çıkan yeni düğümlere gerçekçi bir ayna tuttuğu söylenebilir.

Arap NATO’su konusunu ele alan El Mayadin yazarları Arap alemi dışından kah Arapları bölmeye kah birleştirmeye dönük müdahalelerin sonuçlarını tartışıyorlar. ABD’nin Suriye’den çekilmesinin bölgedeki direniş ekseninin bir zaferi olduğu bir yazar tarafından dile getirilirken, bir diğer yazar bunu Arap NATO’sunu Avrupa içinden inşa etmeye dönük daha büyük bir hamle için bir geri adım olarak görüyor ve İsrail’in elinin serbestleşeceğini savunuyor. El Mayadin’in baktığı pencereden bölgedeki "Arap olmayan" taraflaşmaların, Türkiye’nin Kürtlerle, İsrail’in İran’la geriliminin Arapları da kendi içinde böldüğü, bundan faydalanan ABD’nin Avrupa ayağında zayıflayan NATO projesini İsrail güdümündeki bir Arap birliğiyle konsolide etmeye çalıştığı tezi öne sürülüyor.

BÖLGEDE ÜÇ EKSEN

Fransa’da yaşayan Lübnanlı yazar Faisal Jaloul, bölgede üç eksen olduğunu, ilkinin Suriye, Lübnan, Filistin ve Yemen’deki direnişlerin oluşturduğu ABD ve İsrail karşıtı eksen olduğunu söylüyor. İkincisinin Türkiye, Katar, Müslüman Kardeşler ve “Soğuk Savaş’ta rol oynayan Arap solunun bazı unsurlarından” meydana geldiğini, “Ürdün gericiliği” ve Arap Baharı’nın etki alanına dayandığını anlatıyor. Üçüncü eksen ise Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Bahreyn’den müteşekkil.

Jaloul’a göre ikinci eksenin Çin ve Rusya ile ilişkileri iyi olmakla birlikte esas üçüncü eksen Çin’le ekonomik ilişkilerinden, Rusya’nın medya ve askeri gücünden faydalanıyor. Türkiye’nin dahil olduğu ikinci eksenin zayıf karnının “Arapların dört yüzyıl boyunca siyasi temsilden yoksun bırakan Osmanlı tiranlığının geri döneceği” endişesi olduğunu, Suudi Arabistan’ın öncülük ettiği üçüncü eksenin ise Arap Ligi’ni temsil avantajı taşıdığını söylüyor. Lübnanlı yazar, üçüncü eksenin Arap NATO’sunu gündeme getirdiğini ancak ABD’nin boşluğunu dolduracak İsrail’le gerilim yaşayacağını ileri sürüyor.

ORTADOĞU'YA GENİŞLETİLMİŞ BİR ATLANTİK İTTİFAKI

El Mayadin’in diğer bir yazarı olan Antoine Charpentier, ABD’nin İran’a karşı İsrail ile Varşova’da organize ettiği toplantıyı değerlendirerek Polonya’nın hem AB hem NATO üyesi olarak seçilmiş olmasının anlamına işaret ediyor. Charpentier’e göre ABD kendi ordusunu kurmak isteyen AB karşısında İsrail-Arap ittifakına dayalı Ortadoğu’ya genişletilmiş bir Atlantik ittifakı kurma arayışı içinde. Ancak Charpentier ABD’nin Varşova toplantısına Rusya ve İran cephesinden tepkiler üzerine manevra yapmak zorunda kalarak Avrupalılarla bir uzlaşma söylemi tutturmaya çalıştığını, sonuç olarak toplantının ölü doğduğunu ifade ediyor.

İSRAİL'İN GÜDÜMÜNDE ARAP BİRLİĞİ

Ahmet Fal Sibai isimli site yazarı ise, Kudüs Strateji ve Güvenlik Enstitüsü yazarı bir İsrail uzmanının analizine atıfta bulunarak ABD’nin çekilmesiyle Arap NATO’su projesinin İsrail’in liderliğine verildiğini öne sürüyor. Yazar, bölgede aktörlerin sayısındaki sadeleşmenin İsrail’in elini rahatlattığını, devletin kuruluşundaki “kendisini koruma” ilkesinden vazgeçeceğini söylüyor. Sibai’ye göre, Jaloul’un üçüncü eksen olarak bahsettiği ülkelerin Suriye ve Yemen’deki başarısızlığı ve İran’a karşı saldırganlık konusunda çekinikliği bir Arap NATO’su kuruluşunu zorlaştırmıştır.

Sibai Türkiye’ye dair şunları söylüyor: Kaşıkçı cinayeti ve ABD’nin Suriye’den çekilmesinden sonra medya propagandası “normalleşme” kampını Türkiye’ye doğru ittirmeye başladı. Nitekim İsrail Türkiye’nin “Sünni normalleşme kampına” liderlik etme gücünü fark ederek onu gerçek bir hasım olarak görmeye başlamıştı. Türkiye, ABD ve İsrail’in dayattığı Suudi-İran kutuplaşmasından kaçınıyor ve bu tür ittifaklara girmesinin bölgede Araplar arası mezhepsel ayrılıkları derinleştireceğini görüyor. Sonuç olarak, Türkiye’nin fay hatlarından uzaklaşıp bölgede normalleşmeye oynaması ve ABD’nin Suriye’den çekilmesi Sibai’ye göre Siyonizmin güdümünde Arap birliğine dayalı bir yeni NATO’yu gündeme getirebilir.

MISIR'IN KONUMU

El Mayadin’nin köşelerinde işlenen bu görüşlere eklenebilecek olan Mısır’ın dikkat çeken konumu. Jaloul’un üçüncü eksen içine yerleştirdiği, dolayısıyla Arap NATO’suna önderlik iddiasını taşıyabilecek El Sisi liderliğindeki Mısır son zamanlarda çeşitli hamlelere konu oldu. Müslüman Kardeşler'in devrilmesi sonrası ABD ve Rusya ile ilişkilerini konsolide eden Mısır’ın kendisine bir hareket alanı yaratma çabasında olduğu gözleniyor. Ocak başında Al Monitor haber sitesinde Suriyeli Kürtlerle Suriye rejimi arasında Mısır’ın arabuluculuk yapabileceği işlenmişti. Geçtiğimiz hafta El Sisi, ülkesinde yükselen protestolarla ciddi bir yönetme krizi yaşayan Sudan lideri El Beşir’i (Macron’la hemen hemen eş zamanlı olarak) ağırladı. Filistin konusunda Siyonist projeden yana gözükmeden İsrail’i kolladığı bilinen Mısır’ın bir Arap NATO’su projesinden kendisine pay çıkarmaya çalışacağı tahmin edilebilir. Nitekim Pompeo’nun son Ortadoğu turunda Suriye’den çekilme kararıyla ilgili “IŞİD’le mücadelemize Asya ve Afrika’da devam edeceğiz” açıklamasını Mısır’da yapmasının bir anlamı vardı. ABD Dışişleri Bakanı, "ABD terörle mücadele konusunda Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan ve hatta Mısır'ı aynı seviyede görüyor. Hedefimiz sadece Ortadoğu'da değil bütün bölgede terör tehdidini azaltmak" ifadelerini kullanmıştı.