Almanya'nın sosyal demokrat Dışişleri Bakanı Heiko Maas ve Karakas'ta Alman hamlesi

Afganistan, Irak, Suriye ve Libya işgallerinde görece daha geri rollerde kalmayı tercih eden Alman emperyalizmi, Venezuela'nın ilerici hükümetini boğma taarruzunda oldukça etkin bir rol almak için adım attı. Kukla "lider" Guaido'yu havalimanında karşılayıp, göstere göstere destek veren Almanya büyükelçisi Kriener bu yetkiyi nereden alıyor? Hiç kuşkusuz bağlı bulunduğu bakanlık bürokrasisinin başından, yani Heiko Maas'dan.
(Frankfurter Allgemeine Zeitung / HAFTA, VENEZUELA ÜZERİNE SAVAŞ; İktidar, Petrol, Silah –büyük güçlerin elinde bir ülke–) https://fazwoche.de/
Tevfik Taş
Cuma, 08 Mart 2019 09:25

ABD kuklası Venezuela muhalefet ''lider''i Juan Guaido'ya destek verenler arasında Almanya'da bulunuyor. Almanya öyle ki, bu karşıdevrimciye desteğini hiç de alışık olunmayan diplomatik teammüllerin dışına taşarak veriyor. Venezuela, içişlerine buyurganca karışan küstah Alman büyükelçisi Daniel Kriener'i istenmeyen kişi ilan etmek zorunda kaldı.

Kukla ''lider'' Guaido'yu havalimanında karşılayıp, göstere göstere destek veren Almanya büyükelçisi Kriener bu yetkiyi nereden alıyor?

Hiç kuşkusuz bağlı bulunduğu bakanlık bürokrasisinin başından, yani Heiko Maas'dan.

Hem suçlu hem de güçlü emperyalist Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, büyükelçisinin kendisini müstemleke valisi sayarak, tarafgirliğini elçabukluğu ile gözden kaçırıp sınır dışı kararına tepkisini, "gerginliği düşürmek yerine tırmandıracak, anlaşılmaz bir karar" sözleriyle değerlendirdi.

Afganistan, Irak, Suriye ve Libya işgallerinde görece daha geri rollerde kalmayı tercih eden Alman emperyalizmi, Venezuela'nın ilerici hükümetini boğma taarruzunda oldukça etkin bir rol almak için adım attı.

Maduro önderliğindeki ilerici/halkçı hükümeti devirmek için olmadık yöntemleri deneyen Amerikan emperyalizmine genelde Avrupa Birliği'nden, özelde de Almanya'dan hatırı sayılır bir ''destek'' geldi, geliyor.

İkili taraflı çalışan Rus asıllı ajan Sergey Skripal olayında, bakan olarak ilk skandalına imza atan Heiko Maas, Rusya'nın sözü geçen ölümde parmağı olup olmadığı konusunda orta yerde hiçbir kanıt olmamasına rağmen, NATO kararına cansiperane uyarak, Rus diplomatları sınır dışı etmeye onay vermişti.

Aynı zamanda hukuk eğitimi de alan Maas, en temel hukuk kurallarından biri olan ''masumiyet karinesi''ne dahi uymayarak, ''Rusya suçsuz olduğunu kanıtlasın'' demek suretiyle bir hukukçu olarak da güvenilmez olduğunu sergilemişti.

DİETHER DEHM: 'SON SAVAŞ YALANLARLA BAŞLAMIŞTI'

Geçen hafta sonu Berlin'de geleneksel ''Paskalya Barış Yürüyüşü''nde konuşan Sol Parti grup başkanvekillerinden ve Aşağı Saksonya milletvekili Diether Dehm, Heiko Maas'ı ''bakımlı NATO erkek yosması'' olarak nitelendirince kıyamet koptu.

Sol Parti Eş Genel Başkanı Bernd Riexinger, Diether Dehm'in Dışişleri Bakanı'na yönelik ettiği sözleri kınadı. Riexinger Dehm'in ifadesi için, ''bel altı'' ve ''ciddiye alınır değil'' dedi.

Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesinin hafta sonu eki ''FAZ-Woche''nin editörü Philip Eppelsheim'in sorularını yanıtlayan Diether Dehm, Avusturyalı yazar Herman Broch'un 1930'lu yılları anlatan Uyurgezer roman üçlemesinden örnek vererek, ''en son savaş yalanlarla başlamıştı'' dedi ve ekledi: ''Söz seçimim bir durumu sarsmak içindi.''

(Sol Parti Milletvekili Diether Dehm)

Aynı zamanda sanatçı da olan Dehm, sözlerinin bağlamı ve içeriği göz ardı edilerek, yalnızca üslûbundan dolayı adeta entelektüel lince tabi tutuldu.

Heiko Maas'ın NATO'nun sözünden çıkmayan, kişiliksiz bir siyasetçi olduğu konusundaki tutumunu savunan Dehm, sözü geçen FAZ röportajında, ''Aslında bakımlı NATO yosma adamcığı demeliydim'' diyerek, sözlerinin arkasında olduğunu yineledi. (A.g.y., 4 Mart 2019)

HEİKO MAAS: ABD VE İSRAİL MUHİBİ BİR BAKAN

Alman siyasetinde en keskin ABD muhipleri içerisinde sayılan Heiko Maas, Karakas'daki Katolik misyoneri babasının çizgisinde giden, Beyrut doğumlu diplomatı Daniel Kriener'i de kışkışlayan ismidir.

Heiko Maas, Adalet Bakanlığı döneminde de İsrail'e ilişkin en küçük bir eleştiriye dahi hoşgörüyle bakmaması ile tanınırdı. Maas'a göre, ''İsrail'' ile ''İkinci Dünya Savaşında toplama kamplarında katledilen mazlum Yahudiler'' eşdeğerdir ve asla Almanya'da eleştiri konusu haline getirilemez.

İsrail eleştirisi Almanya'da tabudur mottosunda özetlenecek bu tutum, Maas'ın kariyer basamaklarını tırmanmasında da etkili olmuştur.

Amerikalı hahambaşı Stephan Lewis Fuchs'un genel başkanı olduğu İlerlemeci Yahudiler Dünya Birliği (WUPJ) örgütünün Almanya şubesinin verdiği ''İsrael Jacobsen Ödülü''ne 2014'te layık görülen Maas, İsrail devletinin de Almanya'da en değer verdiği siyasetçilerden biri olarak tanınıyor. Bu kimliği ile yer yer Neo-Nazilerin hedefi olan Maas, sosyal demokrat SPD'nin genel başkanlığına adı geçenler listesinde adı en üst sıralarda yer alıyor.

SPD: İKİNCİ DÜNYA SAVAŞINDAN SONRA EN ÇOK GENEL BAŞKAN DEĞİŞTİREN PARTİ

İstikrar abidesi olduğu iddia edilen Alman siyasetinde 2015'ten beri başlayan altüst oluştan en çok etkilenen parti SPD oldu.

Sosyal demokrat SPD, tarihinde iki ''ilk''e imza atmasına karşın, dengelerin oturduğu bir parti görüntüsü vermekten hayli uzak.

İkinci Dünya Savaşı'ndan beri SPD tarihinde ilk ilk gerçekleşti. Bir genel başkan oy çokluğu ile değil, oy birliği ile seçildi. Savaş sonrasının onaltıncı SPD genel başkanı seçilen Martin Schulz, 2017 başında toplanan Olağanüstü Kongre'de tüm delegelerin oyunu almış ve ''Yüzde yüz Martin'' lakabını edinmişti. ''Yüzde yüz Martin'', süper star gibi karşılandığı kongreden yalnızca 10 ay sonra 24 Eylül seçimlerinde Merkel karşısında nal topladığı için bir yıl bile genel başkan kalmadan istifa etmek zorunda kalmıştı.

Parti tarihindeki ikinci ilkini gerçekleştiren SPD, bu kez de bir kadını, 2018'de Andera Nahles'i genel başkan seçmiştir.

Almanya siyasetindeki burjuva partilerini anlamak açısından, küçük bir kıyaslamayı yinelemekte yarar var.

Alman "merkez siyaseti"nin dört partisi içerisinde sayılan Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD), Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU), Hıristiyan Sosyal Birlik (CSU) ve Hür Demokrat Parti (FDP) aynı dönem kıyaslaması açısından en çok genel başkan değiştiren partidir.

Kurt Schumacher'in 1946-1952 yılları arasındaki genel başkanlığından 2019'da Anderas Nahles'in genel başkanlığına kadar olan dönemde SPD, 18 genel başkan değiştirmiştir.

Bu tarihsel kesit için CDU'nun genel başkan sayısı 8'dir. CSU, 8 genel başkan değiştirirken, aynı makam için FDP 14 farklı kişi seçmiştir.

Bu dört düzen partisinin 24 Eylül 2017 seçimlerinden önce toplam oy oranı, toplam oran içinde yüzde 85'ti. 24 Eylül seçimleri ile düzen siyasetinin "merkez"i yine düzen muhalefetinin yeni dünya koşulları etkisiyle radikal bir değişime uğrayarak sözü geçen oran, yüzde 55'e gerilemiştir. Yani Alman siyasetinin geleneksel düzen partilerinin denetlediği oran büyük bir erime sürecinden geçerek, "merkez" olma ehliyetini yitirmiştir.

DÜZEN SİYASETİNİN YENİ 'MERKEZ' ADAYI: AfD

"Halk partisi" kavramının mucitleri, Alman büyük sermayesinin adı yeni, misyonu eski partisi AfD karşısında titremektedirler.

2013'te kurulup, altı yılda içerisinden üç ayrı parti çıkartmasına rağmen bölünerek büyüyen bir parti var: Almanya İçin Seçenek (AfD).

AfD'nin varlığı, kriz koşullarında geleneksel Alman siyasetinin rutinlerinin de değişmesine yol açtı. Liberalizmin kriz koşullarında sermaye tarafından "tercih" edilmemesi, düzen muhalefeti üzerinden düzen lehine kabuk değiştirmesine alan açmıştır. AfD, bu kabuk değişimde faşist kitle partisi olarak sahne almaktadır.

Ne ilginçtir ki, ABD ve NATO karşıtlığının (çıkar kaygısı ve taktiksel de olsa), düzen siyaseti içerisindeki adresi AfD'dir. "Önce Amerika"ya şiddetle karşı çıkan AfD, "Önce Almanya" diyerek, emperyalist pazardan pay talep etmektedir. Bundan dolayıdır ki AfD önderliği, koalisyon hükümetinin Venezuela politikası konusunda parlamentoda grubu bulunan partiler arasında Sol Parti'nin büyük bölümünün karşı çıkması haricinde, yüksek sesle dillendirmese de, tereddütle karşılamaktadır.

KARAKAS'TAKİ ALMAN HAMLESİNİN OLASI BİRKAÇ NEDENİ

Karakas'taki Alman diplomatı Daniel Kriener'in sömürge valisi gibi hareket etmesinin birkaç nedeni şunlar olabilir:

  • Her ne kadar Rusya ile Kuzey Akım II anlaşmasını imzalasa da, Almanya'nın Rusya'nın jeopolitik güç ve etkisinin artmasını istememesi  
  • Maas'ın sınanmış ABD ve İsrail muhipliği
  • Venezuela'nın Almanya ve AB'ye coğrafi olarak Ortadoğu kadar yakın olmaması, dolayısıyla olası bir iç savaşın sığınmacı "yükü"nün kendilerine uzak olduğu fikri
  • Almanya Dışişleri Heiko Maas'ın iç siyasete dönük olarak, SPD'nin yeni genel başkanı olma hesapları
  • Latin Amerika'da ilerici/halkçı iktidarların varlığını sermaye düzeninin bekası açısından sakıncalı görmeleri