ABD'de seçimlere sosyalistler de katılıyor: Sosyalizm, insanlığın devasa potansiyelini ortaya çıkartacak

ABD'de bugün sonuçlanacak başkanlık seçimlerine sosyalistlerin adayı da katılıyor. Gloria La Riva, kapitalizmin tamamen yıkılıp sosyalizmin iktidara gelmesinin, insanlığın devasa potansiyelini ortaya çıkartacağını söylüyor.
Tulga Buğra Işık
Salı, 08 Kasım 2016 15:05

ABD'de başkanlık seçimleri, iki parti ve iki adayın gölgesinde bugün sonuçlanacak. "Demokrasinin kalesi" olarak nitelendirilen bu ülkede, iki parti ve iki aday dışındaki partilerin sesinin çıkmaması, tamamen tekelci düzenin tercihleri, emperyalist-askeri devlet yapılanması ve anti-komünizm nedeniyle mümkün oluyor.

Oysa ABD'de, bugünkü seçimlere Yeşiller adayı Jill Stein ve Liberteryanların adayı Gary Johnson'ın yanı sıra, sosyalizm mücadelesini taviz vermeden sürdüren Sosyalizm ve Kurtuluş Partisi'nin (PSL) adayı Gloria La Riva da katılıyor.

ABD'li başkan adayıyla seçim sistemini, başkan adaylarının politikalarını, Amerikan ekonomisini ve Ortadoğu'yu konuştuk.

ABD'de 2 partili bir seçim sistemi varken, Sosyalizm ve Kurtuluş Partisi seçimlere neden katılıyor? PSL iki partili sistem ve ABD demokrasisi hakkında ne düşünüyor?

ABD seçim sistemi ve siyasi sistemi, yöneten emperyalist sınıfın sistemidir. Böyle olduğu için, emperyalist sınıfın yönetimini sürdürmesinde en önemli mekanizmalardan biridir. ABD’deki seçimler, kapitalist dünyadaki en anti-demokratik seçimlerden biri. Örneğin, başkanlık seçimi ulusal olsa da, bir aday ya da partinin seçimlere katılabilmesi için eyaletlerde başvuru yapması gerekiyor ve eyaletlerin koşulları büyük değişiklikler gösteriyor. Burjuvazinin iki adayından birinin seçim kampanyasını yürütmesi için gerçekten bir milyar dolar kadar para gerekiyor, böyle olduğu için bu partilerin sorumlulukları tamamen bağış yapan şirketlere oluyor. Sonrasında büyük-ölçekli medyaya erişim sorunu var, medya diğer adaylara karşı sert bir sansür uyguluyor.

Ve yine de, bu zorlu senaryoda bizim Partimiz, kuruluşundan kısa bir süre sonrasından itibaren bütün başkanlık seçimlerine katıldı. Bunu yapıyoruz çünkü Leninistler olarak kitlenin olduğu yerde olmak, işçi sınıfı ve toplumun krizlerini aşmanın ve çözmenin tek yolu olan sosyalizm ve mücadele adına konuşmak gerektiğine inanıyoruz. Seçim arenasına müdahale etmeden yalnızca dışarıdan eleştiriyor olsaydık, hala seçimleri siyasi katılım aracı olarak gören halka anlamlı bir erişimimiz olmazdı.

Bu yıl inanılmaz bir deneyim yaşadık, üyelerimiz ve destekçilerimizle kentten kente giderek, pek çok topluluğa ulaştık, mücadelelerine katıldık ve pek çok kişiden olumlu karşılık alan, ilgi çeken siyasi programımızla bunların bir kısmını yönetmeye yardımcı olduk. Aynı zamanda yalnızca alternatif bir aday ve partiye oy vermekten fazlasıyla ilgilenenleri Partimize katılmaya teşvik ettik, pek çoğu da katıldı.

PSL VE MÜCADELESİ

Bu yıl anahtar mücadelelerin görünürlüğünün sağlanmasına ve halk desteği kazanmasına yardımcı olduk, örneğin ben ve başka üyelerimiz Kuzey Dakota’ya giderek Dakota Access Boru Hattı’na karşı mücadele eden büyük Yerli direnişine destek verdik. Çeşitli eyaletlerdeki başkan yardımcısı adayımız Dennis Banks, tanınmış bir Yerli lideri, American Indian Movement’ın (Amerikalı Yerli Hareketi) ortak kurucusu. Banks, orada sürekli varlığını sürdürüyor. Bu mücadele ABD’de yıllardır gerçekleştirilen en önemli çevre mücadelesi ve bunların en büyüğü, Yerlilerin 100 yılı aşkın süredir en birleşik hareketi, 450’nin üzerinde Yerli kabilesi ve ulusu bir araya geldi.

Siyah ve Latin halkına karşı gerçekleştirilen acımasız polis cinayetlerine karşı düzenlenen onlarca protesto ve eylemin parçası olduk, insanları tahliyelere karşı savunduk, ABD-Suudi ittifakının Yemen’i bombalamasına karşı yürüdük, ABD’nin Suriye’deki vekalet savaşına karşı eylemler düzenledik.

'CLINTON İLE TRUMP ARASINDA ÇOK AZ FARK VAR'

Donald Trump ve Hillary Clinton arasındaki farklara dair ne düşünüyorsunuz? Arada önemli farklılıklar var mı?

Siz bunu yayımlayabildiğiniz sırada, belki de yeni başkan seçilmiş olacak. Yeni başkan Hillary Clinton olabilirmiş gibi duruyor, çünkü yakın olan anketlerde son saatlerde öne geçiyor gibi görünüyor, bunun sebebiyse medyanın onun için yaptığı yoğun yayınlar ve Cumhuriyetçi ve Demokrat liderlerin birlikte onun arkasında olması. Ancak Trump ile aralarında çok az fark olduğunu görüyoruz, bunlar belki de küçük taktiksel farklılıklar ve kesinlikle görünümleriyle ilgili. Halkın algısıysa bundan farklı, iki aday da hiç sevilmese de, sokaklarda kamusal faaliyetlerde konuştuğum binlerce kişi sayesinde halkın çoğunun hissettiği bıkkınlığı görebiliyorum.

Trump’ın iğrenç bir ırkçı, kadın düşmanı, yobaz ve büyük miktarda vergi kaçıran bir milyarder olduğuna dair haklı bir görüş var, bu sebeple Trump’a karşı güvensizlik ve öfke hissediliyor. Clinton da pek çok kişi tarafından büyük bankaların cebinde olan, kendisini kanıtlamış bir savaş kışkırtıcısı ve güvenilmez biri olarak görülüyor, ancak yine de Trump korkusu kesinlikle daha fazla. Bu da Clinton’ın zaferinin olası sebebi olacak. Yalnızca saf Trump korkusu ve pek çokları için de Clinton’ın bir kadın olması.

Bir başkandan bir sonrakine geçiş, neoliberal politikalar bakımından gerçekten de çok pürüzsüz oluyor. Konu isterse Başkan Clinton’ın Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA), isterse Başkan Obama’nın Trans Pasifik Ortaklık Anlaşması (TPP) olsun, ya da artan militarizm, George H. W. Bush’un Körfez Savaşı’ndan Clinton’ın Irak’a karşı katliamcı yaptırımları, Yugoslavya’nın bombalanması, Obama’nın Honduras darbesine destek vermesi ve Hillary Clinton Dışişleri Bakanı’yken Libya devletinin yok edilmesi olsun... Pek çok Cumhuriyetçi liderin Clinton’a destek vermelerinin sebebi, Trump başkanlığının olası istikrarsızlığından ve gayrımeşruluğundan çekiniyor olmaları.

ABD başkanı basitçe ABD emperyalizminin CEO’sudur ve kim seçilirse seçilsin, aynı amaçların peşinde olacaktır. Tabii ki, tarih göstermiştir ki, gerçekten kitlesel bir hareket olduğunda, örneğin özellikle de Güneyde, Afrikalı Amerikalı nüfusun sivil haklar hareketi mücadelesinde olduğu gibi, gerici politikacılar bile konumlarını değiştirmeye ve taviz vermeye zorlanabilir. Önümüzdeki dönemde kitlesel hareketlerin yükselmesi olasılığını görüyoruz, kimileriyse çoktan yürüyüşüne başladı.

'ABD, ÖZELLİKLE LAİK HÜKÜMETLERİ HEDEF ALDI'

ABD'nin Ortadoğu politikası hakkında ne düşünüyorsunuz?

ABD Körfez Savaşı’ndan beri, Ortadoğu’da ve yakın bölgelerinde 25 seneyi aşkın süredir çok yıkıcı, katliamcı bir saldırıya girişti. Ancak tabii ki, ABD emperyalizmi, 1945’ten sonra İkinci Dünya Savaşı’ndan genel olarak yaralanmadan çıkarak, hakim dünya gücü haline geldiğinden beri, bütün kıtalarda bir saldırıdan sonra diğerini gerçekleştirdi. Bunlar burada sayamayacağımız kadar fazla.

Ortadoğu’ya gelirsek, ABD savaşlarına ve işgallerine karşı kararlı muhalifler olduk, tabii ki bu savaşlara İsrail’in Filistin halkına karşı katliamlarını fonlamak ve destek vermek de dahil. Pek çoğumuz –Parti’nin kurulmasından önce bile– ABD’nin Irak ablukasına karşı çıkmıştı, Irak’a büyük miktarda ilaç götürmüştük. ANSWER Koalisyonu (“Savaşı ve Irkçılığı Durdurmak için Şimdi Harekete Geç”) içerisinde çok aktifiz. Bütün bağımsız devletler, özellikle de laik hükümetler, ABD’nin hedefinde oldu, çünkü ABD’nin bölgede tam hakimiyetinin önünde engel olarak görülüyorlar.

ABD’nin İsrail, Mısır, Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve diğer gerici hükümetlere milyarlarca dolarlık askeri yardım ve başka yardımlar yapmasına tamamen karşıyız. Suriye’yle yakından ilgileniyoruz ve Suriye hükümeti ve halkını destekleyen yazılar yazıyoruz, aynı zamanda Suriye’nin Rusya’nın desteğini alma hakkını da savunuyoruz. Suriye’ye dair siyasi açıklık ve anti-emperyalist perspektifi yalnızca ilerici harekete değil, tüm halka taşımak kesinlikle bir zorunluluk. Başkanlık çalışmamız sırasında bunu yaptık, bizim için başka bir avantaj da bu sayede normalde erişemeyeceğimiz büyük bir kitleye erişmek oldu.

Hillary Clinton’ın açıkça belirttiği niyetlerine karşı uyarı yapmaktan vazgeçmiyoruz. Clinton, ABD’nin Suriye’de savaşa yol açabilecek bir uçuşa yasak bölge dayatmasını istiyor. Clinton’ın kayıtsızlığı ve Rusya’ya olan düşmanlığı sersemletici. Onun dış politika danışmanlarının ve kazanması durumundaki ekibinin Rogert Kagan ve Victoria Nuland gibi en katı neo-conlar olduğuna sıklıkla dikkat çektik. Clinton’ın doktrin taslağının mimarlarından biri Michelle Flourney (seçimlerden sonraki Savunma Bakanı olabilir), bu taslağın adı “Yeni Amerikan Stratejisi için Kampanya”, taslak Ortadoğu, Afrika ve Avrupa’da (Rusya’ya karşı) genişletilmiş Amerikan hakimiyeti amacını taşıyor, aynı zamanda “ordu bütçe tavanını” kaldırmayı amaçlıyor, sanki Pentagon’un sınırsız bütçesine bir sınır uygulanıyormuş gibi!

'DEVRİMCİLER KRİZE HAZIRLANMALI'

ABD'nin mevcut ekonomik durumu nasıl? PSL'in ABD'nin ekonomik sorunlarına çözümü nedir?

ABD hükümetinin istatistiklerine göre nüfusun yarısının yoksul ya da yoksulluk sınırında olmasına ek olarak, ekonomik açıdan güvencesiz milyonlarca insan daha var, bu kişiler tıbbi hizmetten yoksun, ya da yoksulluktan bir maaş uzaklıktalar. Aynı zamandaysa en zengin “%1”in serveti astronomik oranda arttı. Tabii ki, tepedeki zenginliğin sebebi son 30 yılda kapitalist sömürü artarken, ücretlerin yıllardır durgun olması. 2007-2008 finansal krizi işçi sınıfını ve yoksulları çok sert vurdu, emeklileri çöküşün eşiğine getirdi ve 3 milyon aile bankalardaki ipotekler sebebiyle evinden oldu, öğrencilerin borçları 1.3 trilyon dolara yükseldi! Yine de kurtarılan 700 milyar doların üzerinde para verilen bankalar oldu, bu parayı nihai olarak vergi ödeyenler vermek zorunda kaldı. Bankacıların karlarını maksimize etmek için yaptıkları spekülatif eylemleri, buna ek olarak kapitalizmin döngüsel krizleri, küresel petrol, mineral ve diğer anahtar kaynakların fiyatlarındaki düşüş, pek çok endüstrideki aşırı üretim, bunların tümü yeni bir ekonomik çöküşe işaret ediyor.

Bütün krizler kapitalizmi ve işçi sınıfını küresel olarak daha istikrarsız bir konuma getiriyor, çevreyse yoğunlaşan bir bozulmayla karşı karşıya. Devrimcilerin hazırlanması, kendi örgütlerini inşa etmesi, işçi sınıfındaki köklerini derinleştirmesi ve gericilerin, yöneten sınıfın çözümüyle, ki bu çözüm işçi sınıfına karşı savaş ve baskıdır, mücadele etmesi kritik önemde. İnanıyoruz ki, büyüyen ekonomik krize rağmen, iyimser olmak için sebep var, çünkü giderek daha fazla insan bilinçlenerek anti-kapitalist oluyor ve sosyalizm fikrine daha açık hale geliyor.

Yalnızca toplumun radikal bir dönüşümünün, kapitalizmin tamamen yıkılmasının sosyalist, sürdürülebilir bir temelde insanlığın devasa potansiyelini ortaya çıkartabileceğine inanıyoruz.

ABD seçimlerine yaptığımız sosyalist müdahalenin amacı buydu, devrimci bir temelde eğitmek, sürüklemek ve hareketimizi büyütmek; gerçek, kalıcı değişim için çalışan ve mücadele eden tüm halk hareketleriyle ve insanlarla birlik sağlamak.

Davetiniz ve görüşlerimizi sunma fırsatı verdiğiniz için siz yoldaşlarımıza bir kez daha teşekkür ediyoruz. Türkiye’deki mücadelenizle tam dayanışma içerisindeyiz.