ABD ve Çin'den sera gazı taahhüdü

Doğamız giderek geri dönüşü olmayan bir felakete doğru sürüklenirken, sera gazı salınımı konusunda başı çeken iki ülke olan ABD ve Çin yeni taahhütlerde bulundu.
Damir Sagolj/Reuters
Dış Haberler
Çarşamba, 12 Kasım 2014 22:26

ABD Başkanı Barack Obama’nın Çin’e yaptığı resmi ziyaret sırasında taraflar, sera gazı emisyonlarını azaltmak için yeni taahhütlerde bulundu. Obama "Dünyanın en çok enerji tüketen ülkeleri olarak, iklim değişikliğiyle mücadeledeki küresel çabalara liderlik etmekle sorumluyuz" dedi.

Toplam karbondioksit emisyonların yüzde 40’ını oluşturan endüstri devleri ABD ve Çin’in, uzun yıllardır bu konuda herhangi bir adım atmaması tepki çekiyor. İki ülke arasında aylar süren pazarlıklar sonucunda varılan anlaşmada ABD’de sera gazı salınımının 2025 yılına kadar, 2005 yılındaki seviyenin yüzde 26-28 altına indirilmesi, çevre kirliliği konusunda ilk defa kesin bir tarih belirleyen Çin'in ise karbondioksit salınımında 2030 yılından itibaren çevre kirliliğini azaltması amaçlanıyor.

Çin ve ABD arasında yapılan anlaşma kapsamında tarafların iklim hedeflerine ulaşması için uluslararası bir kamu-özel konsorsiyumu aracılığıyla Çin’de büyük bir karbon depolama projesi kuracakları bildirildi. Ayrıca iki ülkenin endüstriyel karbondioksit kullanarak karbon depolama üzerine çalışacağı ve gözlem yapacağı açıklandı.

Dünyanın en büyük çevre felaketinin sorumlusu

Geçtiğimiz yıllarda Meksika Körfezi'nde petrol platformunun çökmesi sonucu dünyanın en büyük çevre felaketlerinden biri yaşanmış ve ardından ortaya çıkan bilgiler, BP ile beraber Obama yönetimi ve Halliburton gibi ABD şirketlerinin felaketin baş sorumluları olduğunu göstermişti. 2010 yılında Meksika Körfezi’nde BP’nin “Deepwater Horizon” adlı petrol platformu infilak ederek batmış, patlamada 11 işçi hayatını kaybederken, okyanus yüzeyine yayılan petrol hızlı hareket edilmediği ve yeterli önlemler alınmadığı için tüm canlı yaşamını tehdit eder hale gelmişti. Daha sonra ise sızıntıyı önlemek için okyanus dibine batırılan çelik ve betondan inşa edilen dev tıpanın işe yaramadığı açıklanmıştı. Daha da vahimi; petrol kuyusundan günde 757 bin litre petrol suya karışıyor, BP’nin okyanus yüzeyine yayılan petrolü çözmek için kullandığı kimyasallar ise içerdikleri maddeler nedeniyle canlıların yaşamını tehlikeye attığı ve bu yöntemle başka bir çevre felaketine yol açıldığı için eleştirilerin hedefi oluyordu. 

Felaketin sorumlusu BP'yi koruyan ABD ve şirketler

Yaşanan büyük felaketten dolayı BP’yi eleştirmekle yetinen Obama yönetiminin de bizzat felaketin hazırlayıcısı olduğu ortaya çıkmıştı. Washington Post’un yayınladığı habere göre, Obama yönetimi yaşanan felaketten hemen önce BP’yi “Deepwater Horizon” sondaj operasyonunun çevre üzerindeki olası sonuçlarıyla ilgili bir rapor yazmaktan özel olarak muaf tutmuş. Resmi belgeler, bu bölgede sondaj çalışmaları başlamadan önce mineral yönetiminden sorumlu ABD Mineral İşletme Servisi’nin, BP’yi, 6 Nisan 2009 tarihinde Ulusal Çevre Politikası Akdi (NEPA) olarak bilinen kanunla zorunlu hale getirilen ve herhangi bir sızıntı durumunda bunun olası ekolojik sonuçlarını içermesi gereken rapordan muaf tuttuğunu gösteriyordu.

Fidel: Emperyalizm insan varlığını tehdit ediyor

Yaşanan felaketle ilgili bir açıklama yapan Küba’nın efsanevi lideri Fidel Castro “Kamunun kaderini belirleyenler ortada” diyerek dünyanın en büyük petrol şirketlerinden BP’nin insan ve canlı yaşamını tehdit eden gücüne işaret etmişti. Fidel, Meksika Körfezi’nde yaşananlarla birlikte, “Tabiatı kirletenlere karşı hükümetlerin çaresiz kaldığını, küresel ekonomi nedeniyle şirketlerin dünyanın (kötü) gidişatını belirlediğini, emperyalizmin insan türünün dünya üzerindeki varlığını tehdit etmekte olduğunu vurgulamıştı.