ABD ile İran'ın Suriye üzerine gizli görüşmeleri

ABD ile İran'ın, gayrıresmi temsilciler aracılığıyla Suriye hakkında yaptıkları görüşme sızdırıldı. İran tarafı, ABD'yi kendi cephesine katılmaya davet ederken, ABD ise İran'ın "Esad merkezli" tavrından vazgeçmesini istedi.
Dış Haberler
Çarşamba, 18 Şubat 2015 14:14

5. yılına girmeye yaklaşan Suriye savaşına "siyasi çözüm" arayışları devam ediyor.

Eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'a "Suriye Özel Temsilcisi" olarak hizmet eden Frederic Hof, Atlantic Council isimli önemli düşünce kuruluşu için yazdığı bir makalede ABD ile İran arasında yapılan gizli görüşmeyi aktardı.

Suriye hakkındaki bu görüşmelerin beşinci kez yapıldığını belirten Hof, müzakerelere resmi görevli olmayan, ancak üst düzey yetkili olan İranlıların katıldığına dikkat çekti. Hof'un iddiasına göre, bu isimler arasında Devrim Muhafızları ve Kudüs Gücü'ne bağlı kişiler de yer alıyor.

Hof, görüşmenin, Esad'ın Foreign Affairs'e verdiği röportajdan önce yapıldığını belirtti.

GÖRÜŞMELERİN İÇERİĞİ
Hof'un aktardığına göre, görüşme sırasında ABD'li yetkililer, Esad yönetiminin "terör taktiklerini" gündeme getirerek, İran'ın Suriye'nin güvenliği için bu tip taktiklerin gerekli olduğuna inanıp inmadığını sordu.

Eski Suriye danışmanı ve büyükelçi Hof, İran tarafının cevaplarının çeşitli ve çelişkili olduğunu ileri sürdü. İddiaya göre bu cevaplar arasında, "Esad, İran'ın politikasını izliyor, tersi değil", "Suriye'deki durum 'Esad mı, IŞİD mi' noktasına geldi", "ABD; İran, Rusya ve Suriye'ye katılmalı", "ABD'nin 'insani' bir askeri müdahalesi İran'ın misillemesini tahrik eder" yer alıyor.

Hof, bir İranlı katılımcının, İran'ın eskiden El Kaide'yi operasyonel olarak kullandığını söylediğini iddia etti. Aynı katılımcının, ABD'nin etik olmayan dış siyaseti nedeniyle savaş suçları hakkında yorum yapamayacağını da belirttiği söyleniyor.

Hof'a göre, çelişkili İran yorumları arasında, "Suriye, İran'ın vekili değil", "Esad, İran ve Rusya'ya tamamen bağımlı", "Esad, çok zor koşullar altında kurumsal reformlar yapmaya çalışıyor", "İran, 'insani olmayan silahlar' konusunda yardımcı olabilir - ancak bu 'bölgesel silah kontrol forumu' ile yapılmalı, çünkü İran kendi başına Suriye rejimini etkileyemez" de yer alıyor.

'OBJEKTİF KAYNAKLAR'
Hof, İranlıların çeşitli konular hakkında farklı fikirlere sahip olduğunu, ancak bir noktada ortaklaştığını öne sürüyor: İddia edilen Esad'ın savaş suçları hakkında objektif bilgi edinmek. 

Bu, İran'ın, "savaş suçu" konusunda ABD dışındaki kaynalara ihtiyaç duyduğu anlamına geliyor.

Hof, İranlıların ortaklaştığı bir diğer noktanın ise, İran-ABD ve İran-ABD-Türkiye-Suudi Arabistan arasında, insani konulara odaklanan resmi görüşmelerin yapılmaya başlanması.

Görüşmedeki moderatörün ABD'li olmadığını belirten Hof, İranlıların "Esad'ın savaş suçları"nı bilmemesinin ise inandırıcı olmadığını belirtti. Hof toplantıda, İranlı yetkililere International Independent Commission of Inquiry isimli kuruluşun Suriye yönetiminin işlediği suçlara ilişkinin raporunun verildiğini söyledi.

'ESAD GİTSİN, DEVLET KALSIN'
Toplantının bittiği sırada, bir İranlı yetkili, Tahran'ın, Esad yönetiminin düşmesi halinde Suriye'nin içine yuvarlanacağı anarşik sonuçlardan çekindiğini söyledi.

Bazı ABD'li yetkililerin de böyle düşündüğünü söyleyen Hof'un aktardığına göre, görüşmeye katılan bir ABD'li yetkili, Washington'un rejim ile yönetim arasında ayrım yaptığını, rejimin gitmesini ancak idarenin ve hükümetin işleyen yapılarının korunmasını istediğini kaydetti.

Hof'un iddiasına göre, İranlı yetkililer ABD'nin bu "ayrımı" ile ilgilenmiş göründüler.

İRAN, SURİYE'NİN BÖLÜNMESİNE 'TAMAM' MI DİYOR?
Hof'a göre, İran için ideal olan çözüm, belirsiz bir süre boyunca Beşar Esad tarafından yönetilen ve hükümetin tam otoritesinin bütün ülkede yeniden tesis edildiği bir Suriye.

Birincisinin zaten Batı tarafından da kabul edildiğini, ancak ikincisinin mümkün olmadığını söyleyen Hof, ilginç bir iddia ortaya attı. 

Hof'a göre İran, Hizbullah'ın kontrol ettiği Lübnan'la Esad yönetiminin kontrol ettiği Suriye parçasının yan yana yaşaması. Hof, böyle bir modelin ABD öncülüğündeki Batı tarafından da tamamen uyumla karşılanacağını iddia etti.