Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Yeni parti DTP'den farklı mı?

Yayın Tarihi: 15.12.2009 , 09:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

DTP'nin kapatılmasının ardından dillendirilmeye başlanan BDP, programı ile DTP'nin gerisinde. Programda ekonomi başlığında liberal bir ton tutturulurken, dış politika başlığında bağımlılıktan bahsedilmeyişi ve ABD karşıtı bir konumlanış içermeyişi dikkat çekiyor.

DTP'nin kapatılmasının ardından belirledikleri yol haritasını Diyarbakır'da yapılan bir toplantının ardından dün akşam saatlerinde açıklayan Ahmet Türk, istifa dilekçelerini en kısa sürede TBMM'ye vereceklerini söyledi. "Demokratik mücadelemiz sekteye uğrarsa parlamentoda kalmayız demiştik" hatırlatmasında bulunan Türk, milletvekilliğinden istifa kararının çok tartışılacağını bildiklerini belirterek, "demokratik siyaset için gerçekten ısrarlıyız. Mevcut yapı bizi hazmetme becerisini gösteremedi. Bugün bazı formüller ortaya koyuluyor. 19+1 diye. 21 milletvekilini hazmetmeyenler 19+1'i nasıl kaldıracaklar" dedi.

Milletvekilliğinden istifaların ardından hangi düzlemde siyaset yapacakları sorusu da yine dün, kapatılan DEP'in eski milletvekillerinden, Demokratik Toplum Kongresi sözcüsü Hatip Dicle'nin, DTP'li milletvekillerinin istifa etmelerinin arkasında durduklarını ifade ettiği dünkü açıklamasıyla açıklık kazandı. Kapatılan DTP'nin milletvekilleriyle görüşen Dicle, "Meclis'ten çekilmenin demokratik siyaseti bırakma anlamına gelmeyeceği"ni vurgulayarak, "milletvekili arkadaşlarımızla, Barış ve Demokrasi Partisi'nin (BDP) güçlendirilmesinde ve Demokratik Toplum Kongresi çatısı altında demokratik siyasete devam edeceğiz" dedi.

BDP'yi programıyla tartmak...
DTP'nin kapatılması davasının görüldüğü Anayasa Mahkemesi'nden oy birliği ile kapatma kararının çıkması ve en son da milletvekillerinin istifa edeceğinin Ahmet Türk tarafından açıklanmasından önce gündeme "yedek parti" nitelendirmesiyle daha sık gelmeye başlayan BDP, Mayıs 2008'de kurulmuş, Eylül 2008'de de ilk kongresini gerçekleştirmişti.

DTP'nin yedeği olarak kurulan ve kapatılmasının ardından DTP'nin örgütsel ve siyasi varlığının yeni adresi haline gelecek olan BDP, kamuoyunda pek tanınmasa ve DTP ile farklılaşan yönleri bilinmese de, iki partinin programları arasında bir karşılaştırma belli başlı yaklaşımlara ilişkin veri sunuyor. Son siyasi gelişmelerin yakıcılığından uzakta hazırlanmış olan ve DTP programının kötü bir özeti izlenimi sunan BDP programının, özellikle ekonomi başlığında liberal bir ton tuttururken, dış politika başlığında bağımlılıktan bahsedilmeyişi ve ABD karşıtı bir konumlanış içermeyişi nedeniyle, siyasi olarak DTP programının daha gerisinde olduğu görülüyor.

Dünya ve Türkiye analizinde DTP'den BDP'ye: Düşman yok, dostlar var
Her iki programın "Siyasi İlkeler" başlığında yer alan, Anayasa, Kürt sorununun çözümü, temel hak ve özgürlükler konularında aşağı yukarı aynı yaklaşımlar sergilenirken, dış politika konusunda ise, AKP hükümetinin "Demokratik Açılım" adlı Kürtlere yönelik politikasında tartışmaların odağında yer alan ABD'nin, BDP'nin programında DTP'ninkine oranla "görmezden gelinen" bir faktör haline dönüşmüş olduğu görülüyor.

DTP programının giriş bölümünde, "Günümüz Dünyasında Yaşanan Temel Sorunlar ve çelişkiler" başlığı altında, "ABD ve İngiltere’nin başını çektiği koalisyon devletlerinin, 11 Eylül olayları sonrası Ortadoğu’ya yapmış oldukları müdahale bölgesel sorunları daha da ağırlaştırmıştır. Dünyaya yeni bir biçim vermek iddiasıyla yapılan müdahale, yeni çelişki ve çatışmaları yaratmış,bu da sistemin krizini derinleştirmiştir", "Tarihi ve Temel Toplumsal Özellikleriyle Ortadoğu Gerçeği" başlığı altında, "Bölgenin statükocu ulus devletleri bu sorunlara çözüm olamadıkları gibi sorunun çelişki kaynağıdırlar. En son ABD müdahalesi ile birlikte de dinsel doğmatizmden gücünü alan gerici-statükocu kesimlerin etkinlik kazanmasınına yol açmıştır" denirken sıra "Dış Politikada temel yaklaşımlar ve politikalar"a geldiğinde, hemen pek çok başlıkta AB üyeliği sürecini destekleyen pasajlara rastlanırken, ABD ile ne tür bir ilişki içerisinde olunacağı ilkesel düzeyde belirtilmiyor.

BDP programının ise, DTP programından farklı olarak anlamlı bir dünya, bölge ve Türkiye çözümlemesi içermeyen ve sadece birkaç paragraftan ibaret olan giriş bölümünün yanı sıra dış politika başlığı altında da ABD'nin izine rastlamak mümkün olmuyor. DTP programında sergilenen AB'ci yaklaşımın yine özet bir versiyonunu içeren dış politika başlığının, düşman değil dost tarif eden bir kurguya sahip olduğu gözleniyor. "Ortadogu'nun bölgesel düzeyde demokratik bütünleşmesi, dünyadaki gelişmelere baglı olarak temel bir ihtiyaç haline gelmistir. Bir yandan Ortadogu’nun demokratik bütünlesmesi için çaba içinde olunurken diger yandan, Ortadogu halklarının bölgesel çıkarlarını koruyup geliştirecek bölgesel bütünleşmeyi sağlayacak bir dış politika esas alınacaktır" ifadesiyle de mücadele edilecek veya ittifak yapılacak aktörlerin net bir tarifine ulaşmak mümkün olamıyor.

Ekonomi politikalarında piyasacılık daha cesur dillendiriliyor
"Giriş" dışında üç ana bölümden oluşan DTP Programı'nın "Ekonomi" başlığında, "Türkiye'de ekonomik ve siyasi analizlerde altı çizilmesi gereken en önemli nokta, ekonomi yönetiminin, sivil-askeri bürokrasi, sermaye sınıfı ve dar siyasi çıkar anlayışlarının hakimiyetinde, toplumun denetimine kapalı olması ve tüm bu işleyişten çok küçük bir azınlığın çıkar elde etmesi ve geniş halk kesimlerinin işsizlik ve yoksulluk içinde yaşamaya mahkum olma gerçeğidir" denirken, bu tespitle hiç de uyumlu olmayan bir ekonomi politikası yönelimini anlatan şu ifadeye de yer veriliyor: "Yerli ve yabancı özel sektörün spekülatif olmayan, üretimi, istihdamı artıracak, bölgeler arası eşitsizliği azaltmaya hizmet edecek yatırımları teşvik edilecektir."

Yine DTP Programı'nda özelleştirme politikası veri alınırken, "özelleştirmede etkinlik, verimlilik ve sosyal yarar ölçülerinin dikkate alınacağı", "piyasada tekelleşmeye yol açmayacak, sermayeyi tabana yayacak şekilde olmasına özen gösterilerek, çok ortaklı ve her aşamasında açıklık ilkesine titizlikle uyulacağı" ve "özelleştirmeden elde edilecek kaynakların borçlara değil, eğitime, sağlık ve diğer sosyal hizmet alanları için kullanılacağı" yönünde "düzeltmeler" öngörülüyor.

BDP Programı ise, özelleştirme politikasını belli "düzeltmeler"i dahi öngörmeyen bir biçimde veri alırken, partinin, "şeffaf" bir özelleştirme sürecinin öznesi olacağı ilan ediliyor. "Ekonomide devletin küçültülmesi" yanlısı olduğu gözlenen BDP'nin piyasacılığı ise programda yer alan şu ifadelerde ortaya çıkıyor: "Özelleştirme çalışmalarının yapılması etkin ve verimli bir politikada savunulabilir. Ancak unutulmamalıdır ki, rekabetçi bir piyasa anlayışı olmadan yapılan bilinçsiz özelleştirmeler ekonomik dengeleri sarsacak ve denetimi kaldıracak bir yapının ortaya çıkmasını saglayacaktır. Ekonomide uygun koşullar oluştuğunda ekonomide “Devletin Küçültülmesi' sağlanacaktır."

Özelleştirme uygulamalarını belli "düzeltme"lerle kabullenen DTP'nin, özelleştirmelerin sonucunda elde edilecek kaynakların sadece eğitim, sağlık ve toplumun geniş kesimlerini ilgilendiren diğer sosyal haklara vakfetme perspektifi, BDP programında yerini, "özelleştirmede, çalışanların taleplerine öncelik hakkı tanınacaktır" türü oldukça muğlak ve geniş toplumsal kesimlerin yararını gözetmekten uzak bir ifadeye bırakıyor.

(soL-Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.