Yeni müfredat eskisinden beter!

İptal edilen müfredatın yerine Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı yeni müfredat, ilkiyle aynı özellikleri taşıyor.
Salı, 02 Haziran 2009 15:04

soL (Ankara) Yurtsever Cepheli Eğitim Emekçilerinin desteğiyle bir veli tarafından dava edilen ve bir bölümü iptal edilen müfredattaki değişiklikler öncekinden farklı özellikler taşımıyor. Konuyla ilgili Yurtsever Cepheli Eğitim Emekçileri bir açıklama yaparken, açıklamada, Türkiye'nin ticarileşme ve dinselleşeme doğrultusunda yaşadığı dönüşümün müfredata bakılarak anlaşılabileceğine işaret edildi.

2005-2006 Eğitim-Öğretim Yılı'nda uygulamaya konulan ve eğitimde reform adı altında reklamı yapılan "Yapılandırmacı Müfredat Programı", eğitimi piyasalaştırdığı ve bilimsellikten uzaklaştırdığı gerekçesiyle Yurtsever Cepheli Eğitim Emekçileri tarafından iptal talebiyle dava edilmişti. Danıştay 8. Dairesi'nin verdiği kısmî iptal kararının ardından, Milli Eğitim Bakanlığı geçtiğimiz hafta yeni müfredatı açıkladı. Yurtsever Cepheli Eğitim Emekçileri konuyla ilgili bir açıklama yaparak, iptal kararının kapsamı ve gerekçesindeki zaafa işaret ederken, müfredatın içeriğindeki piyasalaşma ve bilimsellikten uzaklaşmayı dikkate almayan Danıştay kararı üzerine yeni müfredatın bu niteliği daha da fazla yansıttığı kaydedildi. Yapılan açıklamada, "Bunun altında yatan gerçek, 4 Mart'taki duruşma dilekçemizde açıklanmış olup, eski bakan Çelik'in 'MEB'i otomatik pilota bağladık' sözüne paraleldir. Daha önce de demiştik programlar piyasanın gereksinimleri ve kâr etmesi amacıyla sürekli olarak değişecektir. Bunun kârlılık dışında, bir diğer amacı da öğrenciler arasındaki eğitim birliğini yok etmektir" sözlerine yer verildi.

"Adı üstünde zaten piyasacı ve gerici eğitim"

Müfredatın sadece içeriğiyle değil, eğitim alanında uygulamasıyla da ticarileşmeyi artırdığına da dikkat çekilirken, yayınevi şirketlerinin çıkarları gözetilerek yapılan değişiklikte, yapılandırmacı eğitim dozunun artırıldığı ifade edildi. Açıklamada şu sözlere yer verildi: "Bu işin bir de devasa bir yayınevi ayağı var. Bu kesimi de üzmemek adına ufak tefek değişiklikler yaparak yasalara uymuş oldular. Adı üstünde zaten piyasacı ve gerici eğitim. Piyasa dengelerini alt üst ederek yapılacak değil ya. Kârlı bir sektöre dönüşen eğitimin Howard Gardner gibi bir de piyasacı akıl hocası var. Türkiye'ye geldiğinde yaptığı açıklamalara bakacak olursak Harward'daki görevinden emekli olursa AKP'ye danışman bile olabilir." Yapılandırmacı müfredatın tanıtılmasında önemli bir rol üstlenen Gardner'ın "dinsel zekâ" kavramını ortaya attığı ve dinsel-tarikat okullarına gidilmesini önerdiğinin hatırlatıldığı açıklamada, Gardner'in "varoluşsal zekâ" olarak da adlandırdığı bu yaklaşımın "her yaptığından kendini sorumlu tutan ve yaşantısındaki tüm olumsuzluk ve kötü gidişten sadece kendini suçlayan bireyler" vurgulandı.

Değişiklik sonrası gazetelere yansıyan haberlerde, öğrenciler arası sınıfsal farkları ortaya çıkaracak özellikleriyle müfredatın reklamının yapıldığı, "Minikler, elektrik ve su faturalarını sınıfa getirip, karşılaştırma yapacak. Aile bütçesini inceleyip, doğru kaynak kullanımını tartışacak" örneğiyle verildi. Yurtsever Cepheli Eğitim Emekçileri yaptığı açıklamada bunlara ilişkin olarak ise "Öğrenciler, ünite kapsamında 'yeterince' para biriktirdiklerini düşünüp, bu tutarla neler alabileceklerini ya da nasıl harcayacaklarını hayal edecekler. Ve ardından 3'üncü aşamaya geçilecek. Minikler bu kez de okula getirdikleri materyallerle satın almayı düşündükleri eşyaların maketini yapacaklar" dedi. Bunu yapanların eğitimci olamayacağını vurgulanan açıklamada, "İşsizliğin ve emek sömürüsünün had safhada olduğu ülkemizde sınıfsal baskıyı ve sosyal eşitsizliği sınıfa taşımaktan başka bir işe yaramayacak olan bu uygulama farklılıkları çocuklar arasındaki eşitsizliği ortaya dökmesine döker de ekonomiyi düzenler mi orası meçhul" sözlerine yer verildi.

"Müfredat Davası onur mücadelesidir"

Yurtsever Cepheli Eğitim Emekçileri eğitimin Anayasal bir hak olduğunu hatırlatırken, eğitimcileri, "Bilim-dışı ve piyasacı müfredata, gerici kadrolaşmaya, tarikat okullarının yaygınlaşmasına, eğitim hakkının ülke çocuklarının elinden koparılıp alınmasına" izin vermemeye çağırdı. Yapılan açıklama, "Bu müfredatı ve türevlerini uygulamaya sokarak ülkemizin kaynaklarını uluslar arası kuruluşlar aracılığıyla çarçur edenlerden ve üstelik bunu kimsenin karşı koymayacağı bir alan olan eğitim adına yaptıklarını iddia edenlerden hesap sorulmalıdır" sözleriyle son buldu.