'Üstad', genç Tayyipleri böyle yetiştirdi!

“Öğrencileri hocalar gazlıyor” cümlesi son bir hafta içerisinde AKP’lilerden sık işittiklerimizden. 'Onlar', ilericiliğin üniversitelerde mevzi sahibi olmasına hiç katlanamadılar. Genç Tayyipler ve genç Abdullahlar böyle yetiştirildi!
Çarşamba, 15 Aralık 2010 12:59

Pazartesi günü, son 60 yıllık Türkiye tarihinde sağcı iktidarların sağcı gençleri nasıl kullandıklarına soL’da yer vermiştik. 1945 yılındaki Tan Matbaası baskınından, 1977-1980 arasındaki büyük katliamlara kadar, birçok “provokasyon”da sağcı gençlerin nasıl kullanıldığını anlatmaya çalışmıştık. Bugün AKP’lilerin kendilerini protesto eden üniversitelilere karşı dillerinden düşmeyen “Darbeye ortam hazırlamak”, “provokasyon”, “gençlerin kullanılması” gibi karalamaların çok açık bir biçimde aslında Türk sağının geleneği olduğunu göstermeye çalışmıştık. (İşte 'onlar'ın gençlik hikayeleri...)

Bu “kullanma” ve “kullanılma” tarihi içerisinde sağcı gençlerin ‘Üstad’ belledikleri Necip Fazıl Kısakürek’in de yeri olduğunu kısaca belirtmiştik.
AKP’lilerin son bir hafta içerisinde özellikle Mülkiye’ye karşı giriştiği saldırganlığın içeriği, ‘Üstad’ın sağcı gençleri “kullanmak” dışında “iyi yetiştirmiş” olduğunu da gösteriyor.

Üniversite düşmanlığını ‘Üstad’dan öğrendiler!
1934 yılında Nakşibendi tarikatına girmesi ve 36 yılında Celal Bayar’ın desteği ile çıkardığı Ağaç isimli dergi ile beraber Türk sağı içindeki kariyeri de başlayan ‘şair ve fikir adamı’ Necip Fazıl Kısakürek, 1945 yılındaki Tan Matbaası baskınından, 1952 yılında Hüseyin Üzmez’in (evet, küçük bir çocuğa tecavüz ettiği için şu an hapishanede olan Vakit yazarı Hüseyin Üzmez) gazeteci Ahmet Emin Yalman’ı vurmasına, Kanlı Pazar’dan, 70’li yıllarda Türk sağının giriştiği kanlı katliamlara kadar birçok olayda sağcı gençlerin fikir babası Necip Fazıl Kısakürek olmuştu.

1943 yılında çıkarmaya başladığı Büyük Doğu isimli dergi ve 1949 yılında kurduğu Büyük Doğu Cemiyeti ile sağcı gençleri “kullanmaya” ve “yetiştirmeye” başlayan Necip Fazıl Kısakürek, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a kadar birçok AKP’li bakan ve milletvekilinin de ‘Üstad’ı oldu.

Bugün kendisinden bahsedildiğinde, AKP'lilerin gözlerinden yaşlar getirtecek kadar sevilen Kısakürek’ın, Büyük Doğu dergisinde dile getirdiği fikirler, AKP’lilerin amansız ilericilik düşmanlığının da nereden kaynaklandığını gösteriyor.

“Üniversite muhtariyetinin kaldırılması…”
Bugün AKP’lilerin Mülkiye’ye saldırışlarında Necip Fazıl Kısakürek’in üniversitelerle (üniversite ismi yerine külliye kelimesinin kullanılmasını istiyor) ilgili yazdıkları şu satırlardan ilham aldıkları belli oluyor:

“Büyük Doğu âleminin Üniversitesine ait ana prensiplerin başında, Üniversite muhtariyetinin kaldırılması vardır. Bizim Üniversitelerimiz, hürriyet için hürriyeti anlamaz gerçek hürriyeti hak ve hakikate tâbîlik olarak tanır ve devletin bağlı olduğu hak ve hakikat kutbu adına, bu kutbun tedrisî riyasetini temsil eden Maarif cihazına teslimiyeti ve onun emirleri çerçevesinde hareketi esas bilir. Böylece muhtariyeti, bir kere muhtar olduktan sonra, sekamet ve delâlette de muhtariyet felâketinden kurtarmakta, Büyük Doğu âleminin Üniversiteleri örnektir.

… Bağlı bulunduğumuz mutlak hakikat kutbunun mutlak bir ölçüsüne uygun olarak tedrisat usulümüzde kız ve erkek karışık öğretime imkân olmadığı için, Üniversitelerimiz de, kız ve erkek Külliyeleri halinde ayrı olacaktır. Vatanın her köşesinde Üniversiteleri üretmek gayesine doğru gidilirken, kızların daha fazla ev kadını olarak yetişmelerini ve sadece ilim ve muallimliği tercih edenlerden bir zümrenin yetişmesini temin için, bellibaşlı bir merkezde bir-iki kız Üniversiteleri kurmak kâfidir.

… Büyük Doğu Külliyesi, bir zamanlar kılıçla genişleyen ve fikir kılıcı kullanmaktan kendisini müstağni sayan İslâmın, tam günü gelmiş ve çığırı açılmış olarak, ruh ve ilim kılıcının bilendiği bir tezgâh olacak, bu tezgâhta ilim ve fen her çeşidiyle ve en cazibeli (ambalaj)lar içinde vitrinlerde ve raflarda istiflenecek ve oraya sırf dış ilimleri kapmak için gelen İslâm dışı bir talebe, müslüman olmaksızın diplomasını kabul etmekten utanacaktır.” (İdeolocya Örgüsü, Necip Fazıl Kısakürek, Büyük Doğu Yayınları)

Alıntılar çoğaltılabilir ancak sadece bu üç paragraf AKP’lilerin üniversitelerdeki ileri birikime, ilerici üniversitelilere ve ilerici akademisyenlere karşı nasıl “yetiştirildiklerini” özetliyor.

'Üstad'ın da ‘Gençliğe Hitabe’si var: Halka değil Hakka inanan bir gençlik…
1975 yılında MTTB’nin düzenlediği ‘Milli Gençlik Gecesi’nde Necip Fazıl Kısakürek, ‘Gençliğe Hitabe’sini okur. Gecede, ‘üstad’ı dinleyenler arasında genç Abdullahlar ve genç Tayyipler vardır (bazı kaynaklarda, bu gece 'üstad'ı kürsüye Tayyip Erdoğan'ın çağırdığı iddia ediliyor):

“… Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik…

Halka değil, Hakka inanan meclisinin duvarında «Hakimiyet Hakkındır» düsturuna hasret çeken, gerçek adaleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bulan bir gençlik…

Emekçiye “Benim sana acıdığım ve yardımcı olduğum kadar sen kendine acıyamaz ve yardımcı olamazsın! Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başı boş bırakılamazsın!” Kapitaliste ise “Allah buyruğunu ve Resul emrini kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın!” ihtarını edecek… Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrâkine sahip bir gençlik…" (Hitabeler, Necip Fazıl Kısakürek, Büyük Doğu Yayınları)

Abdullah Gül’ün ‘üstad’a telgrafından…
1969 yılında Abdullah Gül, MTTB İcra Kurulu Başkanı iken, Büyük Doğu dergisi ve Büyük Doğu Cemiyeti ile kendilerini “yetiştiren” Necip Fazıl Kısakürek’e aşağıdaki telgrafı çeker:

“İslam davasının zerre tavizsiz müdafii Üstadımıza İslam davasının agora meydanlarında sağırların kulağını patlatacak gür seslilikte aksiyoneri Büyük Doğu Gençliğinin ruh gıdası mecmuanızı tekrar çıkarışınızdan dolayı size minnettarlıklarımızı arzeder, hangi şartlar altında olursa olsun hal neyi icap ettirirse ettirsin yüzde yüz emrinizde olduğumuzu bildirir hürmetlerimizi sunarız. Yarın elbet bizim elbet bizimdir. Gün doğmuş gün batmış ebet bizimdir.”

vahiduddin.jpgNecip Fazıl'dan gençlere armağan: Vahidüddin
Son olarak, 'üstad'ın bir kitabını hatırlatalım. Bu kitap, Kısakürek'in, öğrencilerine sadece güncel meseleleri anlatmadığını, onlara 'tarih bilinci' de aşıladığını gösteriyor.

Kitabın ismi: Vahidüddin. Alt başlığı: Vatan Haini Değil, Büyük Vatan Dostu. Basım Tarihi: 1968. Yani, 6. Filo'nun Dolmabahçe'ye demirlediği, buna karşı gençliğin büyük anti-emperyalist yürüyüşler düzenlediği tarih.

Bu protestolar olurken, Necip Fazıl Kısakürek, Anadolu toprağını işgalcilere sunan Padişah Vahdettin'in hain olmadığını anlatıyor. Sadece bu kitap bile 'üstad'ın genç Tayyipleri nasıl "yetiştirdiğini" özetliyor.

Emre Deveci (soL)