Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Üniversiteye giriş 'açık uçlu'!

Üniversite seçme ve yerleştirme sınavlarında önümüzdeki kısa vadede gerçekleştirilmesi planlanan değişiklikler, yükseköğretime girişte bilimsel ve adil bir eksenden giderek uzaklaşıldığı kuşkusunu artırıyor.

Yayın Tarihi: 30.01.2010 , 10:20 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Ünal Yarımağan, Türkiye Özel Okullar Birliği tarafından Antalya'da düzenlenen "Okulda Yenilenme" konulu sempozyumda yaptığı "ÖSS'de Yeni Yapılanma" başlıklı bir sunumda, sistemde gerçekleştirilen ve ilerideki yıllarda gerçekleştirilmesi planlanan değişikliklerden bahsetti.

Üniversiteye giriş sistemini iyileştirmeye çalıştıklarını söyleyen ve yeni sistem hakkında bilgi veren Yarımağan, yapılan en son düzenlemeyle içeriğin değil uygulamanın değiştirildiğini belirtirken, "bunun bir de 3-5 yıl sonra gerçekleştirilebileceğini sandığım üçüncü aşaması var, o da çoktan seçmeli soruların yanında açık uçlu soruların sorulması biçiminde" açıklamasında bulundu.

Yeni sistemde testlerin sürelerini ayırarak adayların ders düzeyindeki bilgilerinin sağlıklı bir biçimde ölçülebileceğini öne süren Yarımağan, "puan türlerini artırarak ve her yükseköğretim programı için daha uygun puan türünü belirleyerek, yerleştirme işlemlerinin geçerliliğini artırmayı, açık uçlu soruların da sorulabileceği bir alt yapıyı oluşturmayı amaçladık" dedi.

Gerekçe kuşku uyandırıyor
ÖSYM Başkanı Yarımağan, "açık uçlu sorular, kısa sorular ve adaydan bir yorum yapmasını, sonuç bulmasını istiyorsunuz. Değerlendirmeyi yapacak öğretmenlere hazırladığınız talimatları verdiğinizde bu değerlendirme objektif biçimde yapılıyor. Bu söylediklerimizi birinci sınavda gerçekleştiremeyeceğiz. Birinci sınavda (YGS) aday sayısı çok olduğu için eski usulde yapılacak, açık uçlu soru sormayacağız. İkinci sınavda (LYS), ilk aşamada ders düzeyinde ölçme yapacağız, ikinci aşamada da 3-5 yıl sonra da açık uçlu sorulardan sormaya başlayacağız" diye konuştu.

Açık uçlu soru sistemini, "her şeyi çoktan seçmeli sorularla ölçerseniz öğrencilerin belirli yetenekleri gelişmiyor. Öğrenciler, yeteneklerinin gelişmesi için gayret sarf etmiyor" sözleriyle gerekçelendiren Ünal Yarımağan, Türkiye dışındaki ülkelerde çoktan seçmeli sistemin tek seçenek olmaktan çıktığını, tüm ölçme-değerlendirme işlemlerini çoktan seçmeyle yapan tek ülkenin Türkiye olduğunu belirtti.

Öğrencilerin, fırsat eşitliği sağlamaktan uzak ve niteliği artırma amacıyla yerine kâr güdüsüyle yeniden yapılandırılan ortaöğretimle geliştirilemeyen yeteneklerinin, açık uçlu soruların da dahil edildiği bir sınav sistemiyle nasıl geliştirileceği sorusu ise cevapsız kaldı.

Açık uçlu sorulara "açık uçlu değerlendirme" olur mu?
ÖSYM Başkanı'nın pek çok soru işareti ve yeni tartışmaları gündeme getirecek olan, "üç-beş" yıl içinde hayata geçirileceğini bildirdiği açık uçlu soru sistemi, ÖSYM'nin gündeminde aslında 2006 yılından bu yana var...

Sınava girecek öğrencilerin, çoktan seçmeli sorular dışında kendi yorumlarını ifade edecekleri türde açık uçlu soruları da içerecek olan bu sınav sistemi, gündeme geldiği ilk dönemden bu yana, sınava giren aday sayısının çokluğu nedeniyle cevapların kısa sürede nasıl okunacağı, değerlendirme ve puanlama aşamasında adil ve objektif davranılıp davranılmayacağı üzerinden tartışıldı. Sınavın ne kadar adil, bilimsel, objektif olacağı ve nasıl değerlendirileceği, "torpil" işleyip işlemeyeceği konuları herkeste kuşku yarattı.

Sınava girenlerin sayısının azaltılması hedefleniyor
Aday sayısının çokluğu ile ilgili "sorun"la ilgili olarak ÖSYM Başkanı'nın dünkü sunumunda getirdiği açıklama şöyle oldu: "Altyapıyı oluşturmak için de aday sayısının azaltılması lazım. 2 milyon kişiye açık uçlu soru sormak çok zor ama biz kabaca 500 bin rakamını amaç aldık. 500 binin altına inince yapabiliriz dedik."

Yarımağan, daha önce yaptığı bir açıklamada, "tahminlerimize göre kontenjanlar her yıl böyle arttıkça sınava giren öğrenci sayısı azalacak" dese de, yeni açılanların pek çoğunun "tabela"dan ibaret olduğu üniversitelerin sayılarının ve kontenjanların giderek artması dışında, üniversiteye giriş sınavlarına girecek aday sayısının azalmasında etkili olabilecek başka faktörlerin de devrede olacağı şüphesi uyandı.

Zira, ÖSYM Başkanı birkaç yıl önce yaptığı bir açıklamada sarfettiği şu sözleriyle planlamanın uzun vadeli hedeflerine ilişkin bir fikir vermişti:

"Bizde kontenjanı sınırsız olan Açıköğretim'e bile sınavla giriliyor. Bunun başlıca nedeni de lise diplomasının belirli bir seviyeyi garantileyememesi... 'Türkiye'de okuma-yazma, toplama-çarpma bilmeyen lise mezunları var' deniyor. Bu, biraz abartılmış da olsa, bir gerçeği dile getiriyor: Kimse lise diplomasına güvenmiyor... Öyle olduğu için de her yere sınavla alınıyor. Bunu yıkmak, ya liselerde diplomanın daha ciddi bir biçimde verilmesi ya da bir bitirme sınavı, olgunluk sınavı gibi bir sınav yapılmasıyla mümkün olur. Bitirme sınavı objektif ve ciddi bir şekilde uygulanırsa ve bu sınavda başarı gösteremeyenlere yükseköğretim yolu kapanırsa o zaman bazı yükseköğretim programlarına doğrudan sınavsız olarak girilebilecektir. Kontenjanları artırırsanız, bazı yerleri de sınavsız yaparsanız, sadece Açıköğretim'e değil meslek sahibi yapmayan bazı lisans programlarına da sınavsız girilebilir, üniversiteye giren sayısını büyük ölçüde azaltmış olursunuz. O noktaya geldiğimizde farklı sınav teknikleri yapılabilir."

(soL-Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.