Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Üniversitelerde AKP tipi "özgürleşme"

Cumhurbaşkanı ve TBMM Başkanı, dün katıldıkları toplantılarda "üniversitelere özgürlük" düdüğünü çaldı, yarış başladı ama onların çizdikleri çerçeveye göre, üniversiteler zaten "özgür"!

Yayın Tarihi: 06.10.2009 , 14:13 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Cumhurbaşkanı ve TBMM Başkanı, üniversitelerin 2009-2010 eğitim-öğretim yılı açılışı kapsamında dün katıldıkları törenlerde, "üniversitelere özgürlük" mesajı verdiler. İkilinin kastettiği "özgürlüğün", AKP iktidarının bahşettiği kadar, onun çizdiği sınırlarla tanımlanan yönleri göz önüne getirildiğinde, üniversitelerin dönüştürülmesi sürecinden zarar gören üniversite bileşenlerinin, konu hakkında ne tür tepkiler vereceği, "özgürlük"lerini kullanıp kullanamayacağı merak uyandırdı.

Siyasetle uğraşsınlar, özgür olsunlar, ama nasıl?
Ankara Üniversitesi'nde düzenlenen törende konuşan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, üniversitelerin siyaset ve ülke meselelerine ilişkin konularda özgür olması gerektiğinin altını çizdi. "Siyaset, günlük meseleler, ülke meseleleri üniversitelerin konularıdır ama üniversitelerimiz bunlarla hiç uğraşmasın dediğimizde, totaliter ülkelerdeki üniversitelere dönüşürler" diyen Gül, "sınır"ı şu şekilde çizdi:

"Üniversiteler, günlük siyasetin, partilerin buralardaki uzantısı gibi olmamalıdır. Konjonktürlü siyasetin içine girerek değil, daha yukarı perdenden siyaset yapmalıdır, daha büyük resmi görmelidir ki söyledikleri dikkate alınsın. Doğruyu söylemekten de çekinmemesi gerekir. Tabii ki söyleyiş şekliniz çok önemlidir. Ama günlük siyasetin parçası olarak bunu yaparsanız o zaman ister istemez diğer siyaset bunu tam kabul etmez."

TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin de, Özel Beykent Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada, düşünce üretim merkezleri olarak tanımladığı üniversitelerde, özgürlüklerin en üst düzeyde yaşanması gerektiğini söyledi. Demokrasinin, temel hak ve özgürlüklerin geliştirilmesinde üniversitelerin öncü rolü üstlendiğini belirterek, "bu konularda mesafe almamız için üniversiteler daha da aktif olmalıdır. Düşüncenin önüne set çekilmemeli, farklılık ve çeşitlilik en çok üniversitelerde olmalı, en aykırı düşünceler bile kabul edilmelidir" dedi.

Sermayeyle iş birliği: "Özgürlük" mü, zorunluluk mu, hiçbirisi?
Gül ile Şahin'in öncesinde sözleşmiş gibi dile getirdikleri bir başka konu, "patent" idi. Üniversitelerin performanslarının, yalnızca yayın sayısıyla değerlendirilmesini doğru bulmadığını söyleyen Gül, yapılan buluşların, alınan patentlerin, üniversitelerde fonlardan ne kadar yararlanıldığının da gözönünde bulundurulması gerektiğini belirtti. Şahin de, "patent sayımız diğer ülkelerle kıyaslandığında, olmamız gereken yerde değiliz. 2000'den 2009'a dört kat artmış ama yeterli değil... Üniversitelerimiz, sanayi ve iş çevreleri ile yakın iş birliği içinde olmalı. Son zamanlarda bu tarz çalışmalar artıyor, memnuniyet verici bir gelişme" diye konuştu.

Üniversiteler zaten o kadar "özgür" ki!
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün dünkü konuşmasında sınırlarını çizdiği "siyaset yapabilme özgürlüğü"nün, üniversite rektörlerini atamada, "türbana özgürlük bildirisi" imzacılığı kriterini gözeterek ve üniversite üyelerinin demokratik seçim hakkını görmezden gelerek davranması nedeniyle, çifte standart oluşturduğu gözlendi.

Şahin'in "aykırı düşüncelere özgürlük"ten kastının ise, AKP iktidarı ile birlikte üniversitelerde giderek artan sayıda gözlenen, bilimden yana olmayan ve "sadece sosyal bilimlerin değil aynı zamanda fen bilimlerinin de islamileştirilmesine çalışanların düşünce özgürlüğü" olduğu düşünüldü. Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ramazan Yiğitoğlu'nun, araştırmalarını, peygamberin hadislerini desteklemek için yaptığını vurgulayarak, "orucun bedeni strese alıştırarak şifa sağladığı" açıklaması basına da yansıdı.

12 Eylül'ün ürünü olan AKP, yine 12 Eylül'ün ürünü olan ve AKP'nin güdümüne giren YÖK eliyle üniversitelerde paralılaştırma ve gericileştirme adımlarını hızlandırdı. Darbelerle hesaplaşma misyonunu üstlenmiş görünen bir partinin iktidarda olduğu Türkiye üniversitelerinde, 12 Eylül Anayasası ve YÖK Kanunu'nun kaldırılması hedefinden pak söz edilmediği gibi, "Ergenekon" davası sürecinin ise en fazla üniversiteleri "özgürleştirdiği" gözlendi.

Bir yandan da, devletin yükseköğretimi finanse etme zorunluluğunu ortadan kaldıracak "olanaklar" tüm kamu üniversitelerine dayatıldı. Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, üniversitelerin sermayeyle elele, "kendi kaynağını üretebilen bir yapıya sahip olmaları gerektiğini" söylerken, eğitim sistemini tamamen piyasaya göre yapılandırma hedefi güden AKP iktidarı tarafından, yükseköğretimde sermayenin ihtiyaçlarını ülkenin ve halkın ihtiyaçlarının önüne koyuldu. Piyasanın önceliklerine dönük araştırma konularının, "projecilik” kılıfına büründürülerek, akademik çalışmalarda hakim olmasının önü açıldı.

AKP'nin yükseköğretim sistemine bir dizi müdahalesinden biri olan harç zamları ile hız kazanan piyasacı dönüşüm, üniversitelerin en önemli bileşenlerinden olan öğrencileri de, eğitimlerini devam ettirememe riskiyle karşı karşıya bırakıyor. Üniversite öğrencilerinin siyaset yapma özgürlüğü ise, rektör-polis iş birliğiyle engellenmeye çalışılıyor. Gerici cemaatlere ise üniversitelerde her yoldan örgütlenme özgürlüğü sağlanıyor, hızla çoğalan taşra üniversiteleri, cemaatlerin örgütlenme sahalarının başlıcalarını oluşturuyor.

Dicle Üniversitesi'nden bir öğretim üyesi, Yükseköğretim Kanunu'nun 39. maddesi yok sayılarak, Kuzey Irak'taki Erbil-Işık Üniversitesi'ne rektör olarak atanabiliyor. Geçmişinde AKP'den milletvekili adaylığı da olan ve üniversitedeki seçimlerde yüksek oy alamasa da Abdullah Gül tarafından rektörlüğe atanan Prof.Dr. Ayşegül Jale Saraç sayesinde "cemaatler koalisyonuna" dönüştürüldüğü için Diyarbakırlıların tepkisini çeken Dicle Üniversitesi, Doç. Dr. Mazhar Bağlı adlı öğretim üyesinin AKP MKYK'sına girmesini sağlayacak denli özgün ve "özgür" bir siyasi hareketlenmenin gözlendiği ve AKP hükümetinin "Demokratik açılım"ının önemli ayaklarından birine de işaret ediyor.
(soL - Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.