Sayfa yolu
Türkiye'nin sağlık politikaları tartışıldı
Yayın Tarihi: 08.03.2010 , 15:22 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Üniversite Konseyleri Derneği, “Türkiye’nin sağlık politikaları ve sağlıkta dönüşüm “ başlıklı bir etkinlik düzenlendi. Yoğun katılımın olduğu etkinliğe Isparta SES, BES, EĞİTİM-SEN şubeleri de destek verdi.
Etkinlikte söz alan Nalçacı konuşmasına sağlık politikalarından önce ülkede nelerin dönüştüğüne dikkat çekerek, asıl meselenin Türkiye Cumhuriyetini oluşturan temel paradigmanın AKP tarafından köklü bir dönüşüme uğratılması olduğunu söyledi. Bu paradigmalar arasındaki farkın anlaşılması gerektiğini söyleyen Nalçacı, liberallerin 1923’ü tarihsel bir ilerleme olarak görmediğini, Osmanlı İmpartorluğununda halkın daha özgür olduklarını iddia ettiklerini belirtti.
'1923 ilerleme mi? değil mi?' sorularına yanıt vermeden AKP’nin ülkeyi nereye götüreceğinin anlaşılamayacağını söyleyen Nalçacı, "tarihselci yöntemle bakıldığında 1923 bir ilerlemedir. Çünkü feodal bir imparatorluktan kapitalist bir ülkeye geçilmiştir, aristokrasinin iktidarı yerine burjuvazinin iktidarı konulmuştur” diyerek sözlerine devam etti.
Nalçacı, AKP’nin temel paradigmasının ise 1923’ü gericilik olarak ilan etmek ve emperyalist sistem içerisinde ülkenin erimesine yönelik bir paradigma olduğunu belirtti. 1923 paradigmasında yer alan her başlığının, AKP eliyle, emperyalizmle uyumlu hale gelecek biçimde dönüştürüldüğünü söyleyen Nalçacı, Sosyal Devlet’in 1923 paradigmasının parçası olduğunu ancak bunun bugün ortadan kalktığını belirtti. Sosyal Devlet anlayışını ülke insanlarını bir arada tutan bir tutkal işlevi gördüğüne değindi. Nalçacı hastanelerin yerel yönetimlere devredilmesiyle bu işlevin ortadan kalkacağını belirtti.
Bu süreçten kurtulabilmenin yoluna dair Tekel işçilerinin mücadelsine değinen Nalçacı, işçilerin kürt-türk, alevi-sünni, türbanlı-türbansız demeden birliği, kamucu ve bağımsızlıkçı tavırlarının, ülkenin kurtuluşunun ipuçları olduğunu belirtti.
Nalçacı sözlerine, ”Ülkenin Sosyalist Cumhuriyet’e geçmekten başka şansı yok” diyerek son verdi.
Daha sonra söz alan Akdeniz Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr İlker Belek “25 yıldır akademisyenim bu dönemde yaşanan hızlı dönüşümü hiçbir dönemde görmedim” diyerek konuşmasına başladı.
Belek, yaşadığımız sürecin bir liberalizasyon süreci olduğunu bu sürecin başlangıcı olarak 12 Eylül askeri darbesinin alınabileceğini belirtti. Sağlıktaki özelleştirme sürecinin başlangıcının ise Dünya Bankası ile 1990 yılında imzalanan “sağlıkta reform” denilen anlaşma olarak kabul edilebileceğini söyledi.
Bu nedenle bu işin sorumlusunun sadece AKP olmadığını ancak AKP’nin bu işi hayata geçiren ve en hızlı uygulayan iktidar olduğunu belirten Belek, bugüne kadar iktidar olmuş tüm partilerin -ANAP, DYP, SHP, MHP, DSP, AKP- dönüşümde paylarının olduğuna değindi.
Sağlıkta hayata geçirilene dönüşümün yerli bir proje olmadığına değine Belek, “Bu proje Dünya Bankasının projesidir. Bu iş emperyalistlerin işidir. Dayatma vardır...” dedi
Silah sektöründen sonra en karlı sektörün sağlık sektörü olduğuna değinen Belek, IMF, Dünya Bankası gibi kurumların bu dönüşümleri istemesinin nedeninin para olduğunu belirtti.
Sonuç olarak bu dönüşümden sağlık çalışanlarının ve vatandaşın etkileneceğini belirten Belek, vatandaşın cebinden çıkacak para miktarının daha da artacağını belirtti. Bu dönüşümle vatandaşın ödediği katkı payının %50 oranına çekilmek istendiğini belirten Belek, SGK’nın garanti ettiği sağlık hizmeti paketinin de daraltılacağını dile getirdi.
Sağlıkçılar açısından dönüşüm güvencesiz çalışmak ve işsizlik olacağına değinen Belek, 1. basamakta sağlık personeli ihtiyacının bu dönüşümle 23000 sayısında dondurulacağını söyledi. Şu an 1. basmak sağlık personeli sayısının 20000 olduğunu belirten Belek, 5 yıl içerisinde verilmesi düşünülen mezun sayısının 12000 civarında olduğunu bu nedenle bir vadeden sonra sağlık alanında işsizliğinin baş göstereceğini belirtti.
Tıp alanında “uzman” olmanın artık kurtuluş yolu olmayacağını söyleyen Belek, hastanelere yapılan merkezi atamaların durdurulacağını ve bu süreçten sonra hastanelerle sözleşme imzalanacağını dile getirdi.
Konuşmasını, bu süreçte başımıza gelecekleri halka bıkmadan usanmadan anlatılması gerektiğini savunan Belek, bu süreçte savunulacak en doğru yolun “Tam Kamu” oması gerektiğini belirtti.
Yaklaşık 2 saat süren etkinlik katılımcıların soruları ve katkılarıyla sonlandırıldı.
(soL - Isparta)


soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.