Türkiye siyasetinin eskimeyen sorusu: hangi dönem daha iyiydi?

Türkiye siyasetinde ve özel olarak solunda eskimeyen tartışmalardan birinin "hangi dönemin daha iyi" olduğu tartışması olduğu bilinir. Metin Çulhaoğlu bugünkü yazısında bu tartışmaya giriyor.
Cumartesi, 08 Eylül 2012 13:02

Hangi dönemin daha 'iyi' olduğu, Türkiye siyasetinde yıllardır tartışılagelen konulardan birisi. Özellikle geçmiş dönemlerdeki baskıcı uygulamaları hatırlatan bir çok kişinin, AKP Türkiyesi'nin bu anlamda daha ileri bir noktada olduğunu iddia ettiği görülüyor.

Çulhaoğlu "Yasaklanan kitabın bedeli 7,5 yıl, içeride geçirilmesi gereken süre de (arada af çıkmazsa) 3 ya da 4 yıldı. Şimdi bu yok ama 'kuvvetli suç şüphesi', 'delilleri karartma' ve 'kaçma ihtimali' gibi gerekçelerle 4 yıla yakın, mahkûmiyetsiz içerde olanlar var. KCK davasından yıllardır içerde olanların sayısının ise 8 bin civarında olduğu söyleniyor. Hangi Türkiye daha 'demokratik'tir?" diye soruyor ve böyle bir karşılaştırmaya girmenin faydalı olmadığını belirterek şu ifadeleri kullanıyor:

"Her tarihsel dönem, sınıfsal hareketlenme, genel siyasal-ideolojik yapılanma ve düşünsel ortam açısından kendi iç dengelerine sahip bir bütünlük oluşturur. Sonuçta bir nesnelliktir ve “iyisi” ya da “kötüsü” yoktur. Ancak, her bütünlük, biri koruyucu, tahkim edici ve dayatıcı, diğeri ise reddedici, çözücü ve dağıtıcı olmak üzere iki dinamiğe sahiptir. 60’ların ve daha sonra 70’lerin özelliği, bu iki dinamikten ikincisinin birincisini zorlayıcı, giderek güç duruma düşürücü boyutlara ulaşmasıdır.

Böyle olduğu için sonuçta 141 ve 142, kitap yasakları vb para etmemiş, askeri müdahaleler devreye girmiştir.

Günümüze gelelim.

Özünde, temelde farklılık yoktur günümüz de sınıfsal hareketlenme, genel siyasal-ideolojik yapılanma ve düşünsel ortam açısından kendi iç dengelerine sahip bir bütünlük oluşturmaktadır. Farklılık, bu bütünlükteki birinci dinamiğin (tahkim edici ve dayatıcı) ikinci dinamiğe (reddedici ve çözücü) şimdilik baskın olmasıdır. Dikkat edilsin: hiçbir tarihsel dönem veya yapılanma, kendi içindeki reddedici ve çözücü dinamikten büsbütün arınmış, ne varsa hepsini silip sindirmiş olamaz. Bu nedenle “kötü dönem” nitelemesine eşlik eden “yaprak kımıldamıyor”, “herkes suspus olmuş” gibisinden karamsarlıkların, atalet davet edici siyasal yanlışlığının berisinde nesnel temeli, gerçek yaşamda karşılığı da yoktur."

Çulhaoğlu'nun bugünkü yazısını okumak için tıklayınız

(soL -Haber Merkezi)