Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Taraf gazetesinde 10 Kasım yazıları

Taraf yazarları, son iki gündür Mustafa Kemal'in ölüm yıldönümüyle ilgili yazılarında Kürt açılımı ve "İrticayla Mücadele Planı" gibi güncel konulara değindiler.

Yayın Tarihi: 12.11.2009 , 13:45 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Mustafa Kemal’in ölümünün 71. yıldönümü dolayısıyla yapılan değerlendirmeler sürerken, Taraf gazetesinde son iki gündür birçok yazar, konuyu "Kürt açılımı" ve "ıslak imzalı belge" ile bağlantılandıran yazılar kaleme aldı.

Altan: Barış açılımını Atatürkçülük adına engelliyorlar
Gazetenin genel yayın yönetmeni Ahmet Altan, dün ve önceki günkü yazılarında, Kürt açılımının 10 Kasım’da tartışılmasına karşı çıkan CHP ve MHP ile, karşıt cepheden ama aynı yönde açıklama yapan PKK liderlerinden Duran Kalkan’ı eleştirdi. Altan, “Yirmi beş yıllık savaşı bitirecek olan Kürt açılımı, acaba ‘yurtta sulh’ ilkesine hangi noktada aykırı? (…) Ben Atatürkçü değilim, onun zamanında yaşamış olsaydım herhalde onu ve arkadaşlarını değil, ‘demokrasi’ isteyen grubun fikirlerini kendime yakın bulurdum. Ama Türkiye’yi acı çekmekten kurtaracak çok önemli bir barış açılımını Atatürk’ün adıyla engellemeye çalışmak bana pek saygılı bir davranış gibi gözükmüyor” dedi.

"Emperyalistleri suçlayan söylem" savaşı besliyormuş
Ordunun yüceltilmesi için halkın yıllardır “kalleş emperyalistlerce aldatıldık” gibi söylemlerle kandırıldığını ve savaşın bu tutumlarla beslendiğini söyleyen Altan, Osmanlı’nın ise aksine barışçıl bir politika benimsediği imasını araya sıkıştırdı. Altan şu ifadeleri kullandı: “Lozan’ı ve bu anlaşmada kaybettiğimiz toprakları haklı gösterebilmek için ‘kalleş emperyalistler’ tarafından ‘yenik’ ilan edildiğimizi söyleyip, ‘emperyalistleri’ suçlayarak sürekli olarak ‘Sevr’ anlaşmasını Lozan’la düzelttiğimizi söylemekten başka çare yok. (…) Osmanlı’nın ‘yükseliş’ dönemlerinde yapılan anlaşmalarda neden hiç ‘kandırılamadığımız’ da tabii konuşulmayan konulardan.”

Çongar: 'Mürteci muhalefet'e karşı eylem planı geliştirelim
Altan ile hemen hemen aynı cümleleri kaleme alan Yasemin Çongar, dünkü yazısında Atatürk’ün Hitler, Stalin, Mussolini, Franco, Mao, Salazar, Çavuşesku, Türkmenbaşı, Humeyni ve Saddam gibi isimlerle birlikte “totaliter rejimlerde bir devlet liderine yapılan aşırı dalkavukluk” olarak tanımlanan “liderlik kültü” ile anıldığından söz etti. Mustafa Kemal'i peygamber, kemalizmi din gibi benimsetmeye çalışan devletin insanları "kendisini 1920’lerden ve 1920’lerin 'yalnız ve güzel ülkem' sanrılarından bir türlü kurtaramayan kült kuklaları" haline getirdiğini yazan Çongar, bu zihniyetin bugün de barış açılımını engellemeye çalıştığını söyleyerek, "mürteci muhalefet" olarak nitelendirdiği bu kesime karşı bir “İrticayla Mücadele Eylem Planı” geliştirilmesi gerektiğini öne sürdü.

Oğur: 28 Şubat'tan beri 10 Kasım'da ağlamayı emrediyorlar
Taraf yazarı ve Genç Sivil Yıldıray Oğur da, 10 Kasım tarihli yazısında ritüelleşen “Atatürk’ü anma etkinlikleri”nin bu yıl da yineleneceğini alaycı bir dille anlatarak “Bahse giriyorum: Dolmabahçe Sarayı’nda Atatürk’ün yatağının başında bekleyen o asker yine ağlayacak” dedi. Ağlama ritüelinin 28 Şubat’tan bu yana yinelendiğini belirten Oğur, bunun “ıslak imzalı bir eylem planı” ile emrediliyor olabileceğini öne sürdü.

Sevan Nişanyan da, 29 Ekim’de Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni değiştirerek kaleme aldığı yazısına cevaben kendisine gönderildiğini söylediği 400 adet küfür, milliyetçi saldırganlık ve tehdit içerikli e-posta mesajından bir kısmını 11 Kasım’da köşesinde 'Atatürk Gençliği' iması taşıyan “Gençlik” başlığı ile yayımlamayı tercih etti.

Mustafa Kemal'in cunta ile ilişkisi...
Ayrıca, Neşe Düzel’in tarihçi Cemil Koçak ile yaptığı bir söyleşi, 9 Kasım günü başlayan ve dün tamamlanan üç günlük bir yazı dizisi halinde Taraf’ta yer aldı. Türkiye’nin siyasi hayatında askerin etkisin büyük olmasının Jön Türkler’e dayandığı ve İttihatçıların ordu içindeki bir hareket olduğunu örtbas etmek istedikleri 31 Mart olaylarını ‘şeriatçı hareket’ diye damgaladıkları gibi iddialara yer verilen yazı dizisinde, Mustafa Kemal’in cuntada yer alıp almadığının belirsiz olduğu ifade edildi.

Aynı yazı dizisinde, “En sivil yönetim Abdülhamit yönetimi idi. Askeri devlet yönetimine sokmadı. Ama o da demokratik sistemden yana değildi, otokrattı” denilirken, “Mustafa Kemal ittihatçı olmakla birlikte Almancı değildi. O İngilizlerle birlikte iş görmekten yanaydı” ve “Atatürk ‘ordu politikaya karışmasın’ diye bir laf söylemedi ve söyleyemezdi. Çünkü bunu diyebilmesi için kendisinin de ya üniformasını çıkarması, ya da politikadan ayrılması gerekirdi” ifadelerine yer verildi.

Akyol: Atatürk ümmetten vazgeçerek hata yaptı
Star gazetesi yazarı Mustafa Akyol ise, Mustafa Kemal’e Kürt açılımı bağlamında değindiği dünkü yazısına "Atatürk Kürt meselesinde yanıldı" başlığını attı. Kurtuluş Savaşı’nı örgütlemek için toplanan TBMM’de konuşmalar yapan Mustafa Kemal’in hem Türkleri hem de Kürtleri kapsayan “Müslümanlar” söylemini kullandığını, ancak Cumhuriyetin kurulması ile birlikte bu söylemden aniden vazgeçildiğini söyleyen Akyol, şu ifadeleri kullandı:

“Atatürk, daha üç yıl önce ‘İslam unsurları’ dedikleri insanlara birden bire ‘Türk’ demeye başladı. İslam’ın bazı önemli kurum ve sembollerini de ortadan kaldırıverdi. Kürt sorunu”nun patlama noktası işte buradadır. (…) Atatürk kuşkusuz bunu iyi niyetlerle yapmıştı. 'İleri gitmenin' tek yolunun, Kemalistlerin hep övünerek dediği gibi, 'ümmetten ulus yaratmak' olduğuna inanmıştı. Dahası, devrin pozitivist felsefesi ve totaliter ideolojilerinin etkisiyle, bu dönüşümün devlet eliyle zorla gerçekleştirilmesi gerektiğini düşünüyordu. Aradan 80 yıl geçti. 'Türkleştirme' projesinin en azından başarılabilir olmadığı, artık açıkça ortada.”
(soL - Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.