Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Sıra, meslek örgütlerinin “dönüşümü”nde

DDK’nın, meslek kuruluşları, sendika ve STK’lara ilişkin raporunda meslek örgütlerinin “politize ve ideolojik” olduğu iddia edildi. Raporda, örgütlerin maddi gücünün de sınırlandırılmasının hedeflendiği görüldü.

Yayın Tarihi: 17.10.2009 , 10:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu, meslek kuruluşları, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları gibi örgütlere ilişkin genel “Araştırma ve İnceleme Raporu”nu tamamladı. Meslek örgütlerinin “politize ve ideolojik” olduğu iddia edilen raporda, örgütlerin etkinlik alanları kadar, maddi güçlerinin de rahatsızlık yarattığı ve sınırlandırmaların getirilmesinin hedeflendiği görüldü.
Meslek örgütlerinin iç işleyişlerinin ve yönetim mekanizmalarının da eleştirildiği raporda, örgütlerin devletle ilişkilerinin tanımlanmasında, “ahilik” dönemine referans verilmesi dikkat çekti.

“Meslek kuruluşlarının sivil toplum kuruluşu olmanın gerektirdiği vasıfları tam olarak taşımadıkları” savunulan raporda, “Devletin idari ve mali denetim yetkisinin merkezi idare kuruluşlarınca öngörüldüğü şekliyle kullanılmaması ve meslek kuruluşlarının da kendilerine tanınan idari ve mali özerkliği sınırsız bir bağımsızlık olarak algılayarak ideolojik/politik organizasyonlar gibi hareket etmeleri kamuoyu ve meslek mensupları tarafından da eleştirilmektedir” denildi.

Ayrıca, “Meslek örgütlerinin hukuki niteliklerini, amaç ve işlevlerini bir kenara bırakıp kâr amacı güden organizasyonlara veya ideolojik/politik amaçlı diğer özel hukuk örgütlenmelerine benzemesi, meslek mensupları, toplum ve devletle ilişkilerinde benimsenen bu yaklaşım çerçevesinde ilişki gerçekleştirilmesi her açıdan olumsuzluklara neden olmaktadır” görüşüne yer verildi.

“Siyasi, iktisadi, sosyal, kültürel alanlarda söz söylemesinler”
Raporun, meslek örgütlerinin toplumsal etkinlik alanlarında önemli kısıtlamaları içeren ve tümüyle işlevsizleşmelerine neden olacak bir yaklaşım içinde hazırlanması dikkat çekti.

Raporda, “Meslek kuruluşlarının grup çıkarları ve toplumsal bazı yararların sağlanması doğrultusunda siyasi, iktisadi, sosyal, kültürel hatta dış politika dâhil her alanda söz sahibi olma arayışında oldukları ve siyasi iktidarı yalnızca ekonomik ve mesleki çıkarları doğrultusunda etkilemeyi yeterli bulmadıkları anlaşılmaktadır” ifadeleri kullanıldı.

Raporun bu haliyle, “ekonomik ve mesleki” çıkarların, “siyasi, iktisadi, sosyal, kültürel ve dış politikaya dair alanlarda” tutum geliştirmeden savunulabileceğine dair, gerçekle bağdaşmayan bir yaklaşımı kamuoyuna sunmaktan kaçınmadığı gözlendi.

Maddi kaynak ve etkinliklere de sınırlandırma
“Bazı meslek kuruluşlarının kâr amacı güden organizasyonlar gibi ekonomik ağırlıklı etkinlikler göstermesi de amaç dışı faaliyetler kapsamında değerlendirilmektedir” denilen raporda, meslek örgütlerinin 2008'deki yıllık toplam gelirlerinin 2 milyar TL'nin üzerinde gerçekleştiği belirtilirken, rakama malvarlıklarının dahil olmadığı kaydedildi.

“Meslek kuruluşlarının gerek yıllık gelirleri ve bilançolarında yer alan aktif kıymetlerin ulaştığı düzeyler gerekse yürüttükleri hizmet ve faaliyetler” açısından , “ciddi bir ekonomik/ticari organizasyon/birim haline geldikleri” savunularak, “gelir fazlalıklarının vergilendirilmesi, ya da zorunlu olarak çeşitli bilimsel ve toplumsal amaçlara (üniversite kurulması, mevcut üniversitelere desteklemelerde bulunulması ve kamuya yararlı dernek ve vakıflara katkı sağlanması gibi) tahsisine ve/veya meslekle ilgili kamusal ihtiyaçların karşılanmasına ayrılması” önerisinde bulunuldu.

Öte yandan raporda, “kendisine mali kaynaklar oluşturan, bu amaçla personel istihdam eden, sermaye koyan meslek kuruluşlarının zaman içerisinde gerçek amaç ve işlevlerinden uzaklaşıp bir kamu iktisadi teşebbüsü hüviyetine bürünme ihtimali bulunduğu” belirtilirken, “bu güç ve imkânların, gerek yönetici kesim gerekse üyeler bakımından meslek kuruluşuna karşı bir yabancılaşmanın yaşanmasına neden olduğu” ileri sürüldü.

“Meslek kuruluşlarının sağlığı bozuk, ideolojik”
“Meslek kuruluşlarında hakim olan örgütsel etkinlik algılamaları, meslek kuruluşlarının örgütsel sağlığını bozmaktadır" görüşü savunulurken, “Özellikle seçim dönemlerindeki ideolojik kamplaşmalar ve çekişmelerin ortak değerleri zayıflattığı ve meslek mensupları arasındaki işbirliği ve dayanışma ruhunu zedelediği” ifade edildi. Bu nedenle, “büyük çoğunluğun örgütsel faaliyetlerin tamamen dışında kalmayı tercih ettikleri” savunularak, böylece, “örgütlerin belli grupların/görüşlerin tekelinde kaldığı ve mesleki çıkarların korumaktan yönünde faaliyet yürütmekten uzaklaşıldığı” söylendi.

Raporun meslek örgütlerinin iç işleyişine dair önerilerinin de, bugüne dek eleştirel görüşler benimsemeye yatkın olan meslek örgütlerinin, iktidar yanlısı grupların yönetimine geçmesini kolaylaştırmaya dönük olduğu gözlendi.

“Demokratikleşmede olumsuzluk doğuruyor”
Raporda, meslek örgütleri “Kamusal güç ve yetki kullanılan durumlarda, üyeler veya diğer kuruluşlarla olan ilişkilerde ‘kamu tüzel kişiliği’ ve ‘kamu kurumu niteliği’nin öne çıkarıldığı, devlet ve merkezi idare kuruluşlarıyla ilişkiler gündeme geldiğinde ise ‘sivil toplum kuruluşu’ yönüne dikkat çekildiği” iddiasında bulunularak eleştirildi.

Ayrıca, meslek örgütlerinin “Çoğu kez devlet müdahalesine karşı çıkmalarına rağmen, meslek kuruluşlarının sivil toplum kuruluşu haline gelmeyi gerçek anlamıyla sağlayacak bir yapısal dönüşüm önermediklerini, mevcut örgütsel yapı içinde ayrıcalıklardan yararlanarak daha fazla bağımsızlık istediklerini” savunan DDK, “mevcut örgütlenme modelinde meslek mensuplarının ihtiyaç ve beklentilerinin tam olarak karşılanamadığını” iddia ederek, “bu yapının sivil toplumun gelişimi, toplumsal alanda ve kurumsal düzeyde demokratikleşme, kamu yararının korunması gibi alanlarda bazı olumsuzluklar doğurduğu da görülmektedir” görüşünü ileri sürdü.

DDK’nın önerileri
Devlet Denetleme Kurulu’nun önerileri ise şöyle
• “Birlik veya konfederasyonların genel kurullarında üye sayısı fazla olan odalara daha fazla delege imkânı sağlanması ile ilgili uygulamalarda birkaç büyük odanın mutlak hâkimiyetine imkân vermeyecek şekilde bir tavan sınır konulması, bu çerçevede genel kurula katılacak üye ve delege sayılarının yeniden belirlenmesi,
• Seçimlere katılım oranlarının düşük olması ve delege tercihlerinin belirlenmesinde kurumsal imkânların kullanılması gibi nedenlerden dolayı, aynı kişilerin uzun yıllar boyunca seçilmeleri sonucunda ortaya çıkan hiyerarşik ve tekelci yapıların giderilebilmesi amacıyla yöneticilere en fazla iki dönem (sekiz yıl) başkan ve üye olarak görev yapma sınırı getirilmesi,
• Milletvekilliği, Belediye Başkanlığı, Parti Başkanlığı ve parti merkez organlarına seçilen yöneticilerin geçici ayrılmış sayılması,
• Taşra birimlerinden birlik ve konfederasyonlara aktarılacak payların üst sınır konulması,
• Mesleği fiilen kamuda icra eden meslek mensubu (doktor, avukat, mühendis, veteriner vb.) kamu görevlileri için meslek kuruluşlarına üyelik zorunluluğu getirilmesi,
• Meslek kuruluşlarınca, üyelerin tutum ve davranışlarına ilişkin ihbar ve şikâyetlerin kolayca yapılabileceği ortamların (internet gibi) oluşturulması,
• Yönetim seçimlerinde posta ve internetten oy kullanılması, sandıkların bir hafta açık tutulması,
• Oyların çoğunluğunu alan adayın tüm listesinin seçilmesi yerine, milletvekili seçimlerine benzer şekilde aldıkları oy oranında gruplara temsil (nispi temsil) imkânı tanınması,
• Meslek kuruluşlarının şirketlere ortak olmasına ilgili Bakanlık veya ilgili kamu kurumunca izin verilmesi, verilecek izinlerde kurulacak şirketin iştigal sahasının meslek kuruluşunun amaçlarıyla ilgili olması ölçütünün aranılması, meslek kuruluşlarının şirketlerde münferit veya topluca % 51 ve üzerinde sermaye payına sahip olmasının sınırlandırılması, meslek kuruluşlarınca ortak olunan şirketlerin yönetim kurullarında görev alanlara ödenecek ücretlerle ilgili sınırlamalar getirilmesi,
• Görev süresi biten yönetimlerin vakıf yönetimlerinden de ayrılması,
• Denetimlerinin Sayıştay‘ca ‘Bağımsız Denetim Kuruluşlarınca‘ her yıl düzenli olarak gerçekleştirilmesi,
• Meslek kuruluşlarına, faaliyet raporu hazırlama ve bunları kamuoyuna açıklama zorunluluğu ile meslek kuruluşlarının gelir ve giderlerini ve bunlara ilişkin açıklayıcı bilgileri kamuoyuna açıklama ve internet sitelerinde yayımlama zorunluluğu getirilmesi,
• Meslek kuruluşu gelir fazlalıklarının vergilendirilmesi, ya da zorunlu olarak çeşitli bilimsel ve toplumsal amaçlara (üniversite kurulması, mevcut üniversitelere desteklemelerde bulunulması ve kamuya yararlı dernek ve vakıflara katkı sağlanması gibi) tahsisine ve/veya meslekle ilgili kamusal ihtiyaçların karşılanmasına ayrılması,
• Bağış ve yardımlarının sınırlandırılması, siyasi partilere bağışın yasaklanması,
• Mevzuata uymayan harcamaların şahıslara ödettirilmesi,
• Belge verme hizmetlerinde aşırı fiyatlandırılmanın önlenmesi.”

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.