Sayfa yolu
Sermaye ve milliyetçilik el ele: 6-7 Eylül
Yayın Tarihi: 06.09.2009 , 11:15 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
6-7 Eylül olayları, Türkiye tarihinin en "karanlık" ve planlı olaylarından biri. Birçok yurttaşımızın yurdunu terk etmesine neden olan, çok ciddi maddi zarara yol açan ve İstanbul burjuvazisinin temelini atan 6-7 Eylül olayları, aynı zamanda İngiltere'nin çıkarları için yapılmış bir operasyon olma özelliği taşıyor.
Kapitalistleşmenin yolu yağma
6-7 Eylül olayları, milli burjuvazi yaratma düşüncesinin en keskin şekilde ortaya konmuş halidir. Kıbrıs tartışmaları üzerinden Rum vatandaşlar hedef olarak gösterilirken, olayların ardından asıl amacın azınlıkların tasfiyesi olduğu anlaşılır. Evleri ve işyerleri yakılıp yıkılan, kendileri şiddete maruz kalan gayrimüslim yurttaşlarımızın geride bıraktığı işyerleri çabucak müslüman iş adamlarına verilirken, özellikle İstanbul'daki gayrimüslim sermaye tasfiye edilmiş oluyordu. Yağmalanan işyerlerinin sadece yüzde 59'unun Rumlara ait olması yaşanan olaylarda sadece Rumların hedef alınmadığı ve gayrimüslimlerin tasfiyesi için uğraşıldığı görüşünü destekliyor. Özellikle saldırganların ellerinde listelerle gezdikleri göz önüne alınırsa bu sistematik saldırıda topyekün bir tasfiyenin amaçlandığı daha net anlaşılıyor.
1942'de yürürlüğe giren Varlık Vergisi, gayrimüslimlerin ekonomideki hakimiyetine son vermek açısından önemli bir adım olsa da 6-7 Eylül'de yaşananlar, çok daha ciddi bir tasfiye operasyonu anlamına geliyor.
Kıbrıs'ta önce İngiltere'nin çıkarları
6-7 Eylül'de ülkemizde yaşanan olaylar, milli burjuvazinin gelişimine hizmet ettiği kadar İngiltere'nin Akdeniz'deki çıkarlarına da hizmet ediyordu. Bu nedenle, yaşanan olaylarda İngiltere'nin de doğrudan etkisi olduğu iddia edildi.
1950'lerin başında bir İngiliz sömürgesi olan Kıbrıs'ın Rum-Ortodoks halkının İngiltere'ye başkaldırması ve Yunanistan ile bütünleşmek istemesi, İngiliz hükümetini rahatsız etmişti. Bu tarihe kadar Kıbrıs gibi bir meselesi olmayan Türkiye de İngiltere'nin "teşvikleriyle" tartışmaya dahil oldu. Sayıları daha az olan Türkleri, Rumlara karşı kullanmaya çalışan İngiltere her iki tarafta da milliyetçiliğin yükselmesini ve bu yolla adanın kendi kontrolünde kalmasını sağlamaya çalışıyordu. İngiltere'nin, 29 Ağustos-7 Eylül arasında Londra'da Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'nin katıldığı bir konferans düzenlemesi konu ile ne kadar yakından ilgilendiğini ortaya koyuyor. Bu görüşmeler başlamadan İngiltere'nin Türk heyetine Yunanistan'a karşı sert bir tavır takınmasını önerdiği biliniyor.
6-7 Eylül olaylarının fitilini, Fatin Rüştü Zorlu'nun Londra'dan yaptığı "orada (İstanbul) bir şeyler yapılması lazım" çağrısı tutuşturdu. Kıbrıs sorunu'nun sonbaharda yapılacak BM toplantısında gündeme getirilmesinin Kıbrıs'ın kendisinden kopması anlamına geldiğini bilen İngiltere, bu konunun gündeme alınmaması için çabalıyordu. 6-7 Eylül'de yaşananlar, Amerika'nın NATO üyesi olan her iki ülkeyi uyarmasına ve Kıbrıs konusunun BM gündemine taşınmamasına neden oldu.
(soL - Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.